Sosyal medyada yayılan hedef gösterme dalgalarının sonucunda açılan soruşturmalardan bir diğeri de komedyen Deniz Göktaş’ın başına geldi. YouTube’a yüklenen son stand-up gösterisi “Ölü Deniz”, bu yazının yazıldığı an itibarıyla 14 milyona yakın görüntülenmeye ulaştı. Göktaş, bu gösterideki bazı ifadeleri gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla tutuklandı. Deniz Göktaş ile birçokları bu gösteri vasıtasıyla tanışmış olsa da “Ölü Deniz”in politik hicvi ve güncel sosyolojik meseleleri kaşıyan tavrı, onca yıldır sahnede bu işi yapan komedyenin tarzına işlemiş durumda.
Kendisinin de ifadesinde söylediği gibi bu gösterideki şakaları sahnede ilk kez yapmıyor. İnanıyoruz ki ne de son yapışı olacak. Politik bir eylem olarak gösteriyi yaygınlaştırma kararı, onun ifade özgürlüğüne dair mevcut baskıyı faş etmesini sağladı. Dar alanda siyasi mizah yapmanın anlamsız kalacağını gayet iyi biliyordu ki sözünü olabildiğince kitleselleştirmeyi seçti. Deniz Göktaş, sergilediği toplumsal muhalefet örneğinde mevcut sistemin anlatılarının nasıl tepetaklak edilebileceğini gösterdi. Kamusal alanın her köşesinde karşılaştığımız sinikliğe karşı cesareti paylaşmaya iten bir tutum takındı.
Göktaş’ın gösterisine yedirdiği bazı şakalar, kendini gerçekleştiren kehanetler gibi yorumlanmış olsa da aslında sistemin doğasını açık eden öngörüler. Hatta bunlar öyle öngörüler ki işaret ettikleri tehditlerin varlığını bize bir an için bile olsun unutturmuyor. Nitekim sahnede Deniz’le birlikte olan “ölü Deniz” de sürekli bizi bu rahatsızlıkla yüzleştirmek adına orada. Şimdi “tutuklu Deniz”in varlığı da gösterinin başında aynı onun gibi dikilerek günümüz rejiminin politik gerçekliğini izleyicilerinin yüzüne vuruyor.
Yargıyı bir baskı aracı haline getiren iktidarın, sosyal medyadaki hedef göstermeler sonucu geçmişte de mizahı kontrol etme girişimleri olmuştu. 2020 yılında kendisi de Alevi bir komedyen olan Pınar Fidan’a, Alevilerle ilgili yaptığı şaka sebebiyle sosyal medyada büyüyen bir linç dalgası sonucu soruşturma açılmıştı. Benzer bir şekilde geçtiğimiz aylarda Tuba Ulu’ya da Kanuni Sultan Süleyman şakası sebebiyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla dava açıldı ve 5 ay hapis cezası verildi.
Mizahın, sözün engellenmesini kabul edilemez. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır.
