Aram Tigran’ın Ölümü ve Kürt Açılımı

25

Kürtçe, Arapça, Ermenice ve Türkçe müzik yapan, Ortadoğu’nun duayenlerinden Aram Tigran Atina’daki evinde ani rahatsızlık geçirdi. Sabah saat 07.30’da evinde eşi tarafından yerde hareketsiz halde görülen Tigran, Atina’daki Kürtlerin yardımı ile Van Gelasmos hastanesine kaldırıldı. Burada Tigran’ın beyin ölümü gerçekleşti…

Yanık ve duru sesiyle Kürtçe klamlara can veren Tigran Suriye’nin Qamışlo şehrinde doğdu. 1915 Ermeni katliamında baba Tigran ailesi ile Suriye’ye göç ederek canını kurtarmış ve Suriye’de yaşamak zorunda kalmıştı. Her sürgün gibi Aram Tigran da yıllarca memleket özlemi çekti. Hasretini Kürtçe klamlar ve Ermenice şarkılarla dile getirdi. Erivan Radyosu’nda 18 yıl Kürtçe ve Ermenice şarkılar söyledi. Birçok beste yaptı ve söz yazdı. Vasiyetinde “Ölürsem beni Amed’e (Diyarbakır) gömün” demişti…

Ne acıdır ki dirisine tahammül edemeyenler ölüsünü de bu topraklara kabul etmediler. Hâlbuki başbakan Kürt açılımından söz ediyor. Meydanlarda acılar son bulsun diye uğraştığını söylüyor. Kürtlere ve Türkiyeli halklara umut dağıtıyor… Bir yasa değişikliği yaparak Aram Tigran’ın köklerinin bulunduğu topraklarda ebedi uykusuna yatmasını sağlayamaz mıydı? Bir günde yasaları değiştirenler bunu neden düşün(e)mediler? Kürt açılımından söz edildiği bugünlerde güzel bir iş yapmış olmazlar mıydı? Olmadı, yine beceremediler…

Kürt açılımı için nabız yoklayanlar nedense hep Türk kurumlarını geziyor, fikir alışverişinde bulunuyor. Asker ailelerini hatta Türk ocaklarını ziyaret eden İçişleri Bakanı, Kürtlerin kurumlarını ve öldürülen PKK’lilerin annelerini hesaba katmıyor. Hâlbuki gözyaşları aynı renk akar… Bir de generallerin tutumu var! Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 30 Ağustos kutlamalarında PKK’lilere “Teslim olun!” diyor. Ve ne hikmettir bilinmez bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda son yıllarda görülmeyen bir gövde gösterisi söz konusu. Ordu; tankları, topları, uçak ve her türlü silahlarını meydanlara yığarak ne kadar güçlü olduğunu gösterme gereği duydu. Neden acaba? Birilerine gözdağı verme telaşı mı? Neden böyle bir şeye gerek duydular? Güçlerinin iyi anlaşılmadığını mı düşünüyorlar acaba? Kürtler özgürlük istiyor ve alacaklar. Bazıları versin diye değil hakları olduğu için özgürlük istiyorlar. Sadece Kürtler değil bütün Türkiyeli halklar özgürlük ve barış istiyor. Oysa sistem daha sorunun adını bile koymakta ikircikli davranıyor. Kürt açılımı mı? Demokratik açılım mı? Milli birlik mi? Bir türlü karar veremiyorlar.

Mardin Artuklu Üniversitesi’nin Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü açmak istemesine YÖK’ten, “Kürt dili değil Ortadoğu dilleri” cevabı geliyor. Yani Kürt kelimesine tahammül etmekte zorlanıyorlar.

Açılım önemli, bunu önemsiyoruz ama içi boş, doldurulmamış bir açılım istemiyoruz. Tüm Türkiyeli halkların tartışma ortamına katılıp, katkıda bulunacağı bir ortam yaratılması önemli. Sadece biraz cesaret, biraz hoşgörü ve duygudaşlık… Çok mu zor bunları yapmak?

Yazan: Kemal Boran (30 Ağustos 2009)

Yorumlar kapalıdır.