Sağlıkta kutuplaşmanın yeni adı: İTS

106

Son dönemde hükümet ilaçlar üzerinde yeni bir barkot sistemi geliştirerek ek düzenlemeleri hayata geçirmektedir ve sağlıkta yeni değişikliklerin devamının da geleceği gözükmektedir. Öncelikle nedir bu İlaç Takip Sistemi (İTS)? Şu ana kadar sistemin oluşturulmasında süreç ne şekilde işlemiştir?

İTS çerçevesinde karekodlu denilen -daha az yer kaplayan, çok daha fazla veri barındıran- yeni bir barkot uygulaması hazırlanmış ve bu sayede ilaçların her biriminin izlenmesi amaçlanmış, sahte ilaçların önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Ancak sistemin hayata geçirilmesi noktasında, şu ana kadar her uygulamada tanık olduğumuz gibi, eczacılar çözümsüz çelişkilere sürüklenmekte ve yaptıkları işe yabancılaştırılmakta, diğer taraftan da hastaların ilaçlara ulaşabilmesi zorlaştırılmaktadır.

İlk etapta, İTS’ye geçişin 2010 yılı sonunda yapılacağı belirtilmişken, sonrasında ani bir öne çekişle, bu tarih 01 Haziran 2010 olarak belirlendi. Devamında Danıştay uygulamanın iptali için karar almış olsa da hükümet Haziran ayı başından itibaren yeni sisteme geçişte ısrarlı bir tutum sergilemekte. Yani ilaç temini konusunda yeni bir kaos bizleri beklemekte.

Hükümetin almış olduğu karar doğrultusunda, 01 Haziran2010 tarihinden itibaren karekodu bulunmayan ilaçların “kusurlu ürün” sayılacağı ve eğer eczacılar tarafından hastalara verilirse SGK’nın geri ödeme yapmayacağı belirtilmiştir. Türk Eczacılar Birliği’nin verilerine göre ise, şu an için eczane stoklarının yüzde 50’si karekodsuz ilaçlardan oluşmaktadır. Bu durum karşısında, Türk Eczacılar Birliği 27 Mayıs günü yaptığı basın açıklamasında, eczacıların, SGK kararı çerçevesinde hastalara ilaç vermeyerek onları mağdur etmek ya da Danıştay kararı doğrultusunda, geri ödemeleri alamayacağını bilerek hastalara ilaç vermek gibi çelişkili bir durumda bırakıldığını vurgulamıştır. Eczacıların geri ödemesini alamayacağı ilaçları depolara iadesi halinde ise hastaların ilaca ulaşması oldukça zorlaşacaktır. Bu durumda ise tepkileri, eczacıların üzerlerindeki baskıyı arttıran,SSK’lıların ilaç teminini zorlaştırarak eczacılara yeni saldırılar uygulayan ve hastaları da mağdur bırakan kapitalist sisteme ve onun sözcülerine yöneltmek gerekir.

Bunlara ek olarak, sağlık sisteminde meydana gelen bu tür değişikliklerin tümü , devletin sağlık harcamalarından elini çekmesi ve özelleştirmelerin önünü açmasının bir parçasıdır. Eczanelere yapılan geri ödemelerin gecikmesi ya da hastaların ilaca ulaşamaması gibi konuları bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Bu yolla “devletin yetişemediği yerde, hizmeti özel sektör getirecek” vurgusunun işlerliği sağlanmaya çalışılmaktadır. Unutmamamız gereken en önemli nokta ise bu uygulamaların sürekli olarak işçi ve emekçileri mağdur ettiğidir. İTS uygulamasında da gördüğümüz gibi, yüksek miktarda ilacın raflarda kalacak olması üretici firmalarda en ufak bir rahatsızlığa yol açmamıştır. Bizler ise bu uygulamalar karşısında hazırlıklı olmalı, tepkilerimizi doğru yere yönlendirmeli ve baskılar karşısında yılmadan, birlikte hareket etmeliyiz.

Yazan: Görkem Duru, 29 Mayıs 2010

Yorumlar kapalıdır.