Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasası meclis önünde protesto edildi

96

Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı’na ilişkin olarak daha önce gazetemizde yazmıştık. Tabiatı ve biyolojik çeşitliliği talana açan bu tasarı, hidroelektrik santrallerinin inşasında yaşanan güçlüklerin ardından kanunlaşması için hızla meclis gündemine taşındı.

Gazetemiz İşçi Cephesi’nin de bir bileşeni olduğu Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu, 26 Kasım günü meclisin önüne giderek kanunun red edilmesini talep etti.

Meclis önünde yapılan basın açıklamasını kısaltılmış olarak sizlerle paylaşıyoruz:

Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun tasarısı Su Havzalarına, Ormanlara, Meralara, Kıyı ekosistemine ve Biyoçeşitliliğe saldırıdır.

2009 tarihinden beri hazır halde bekletilen ve 2010 Ekim sonunda meclise sunulan Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun tasarısı yürürlüğe girdiği andan itibaren o tarihe kadar alınmış Tabiat Sit kararları, Milli Parklar, Tabiat Parklarının koruma statüleri iptal edilecektir.

Bu taslak yasallaşırsa: Su Kullanma Hakkı Sözleşmesi imzalamış ve/veya HES (Hidroelektrik Santral) için lisans almış tüm şirketlerin önünde engel olarak duran havza koruma statüleri kaldırılacaktır. Böylece Milli Park olan Munzur vadisinde, Arılı, Çağlayan, İkizdere Vadileri gibi 1. derece sit alanı ilan edilen vadilerde şirketlerin faaliyetleri yasallaşacak ve HES inşaatları hız kazanacaktır.

Bu yasa ile İstanbul a yapılması planlanan 3. Boğaz köprüsü projesinin önündeki bir yasal engel daha kalkacaktır. İstanbul’un kuzey ormanlarını tarım arazilerini, su havzalarını, doğal ve yabanıl hayatı tehdit eden 3 köprü projesi […] başka bir neo-liberal saldırı aracı olarak hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.

Bu taslak yasallaşırsa, hazine arazileri, meralar, ormanlar ve su havzaları kullanıma açılacaktır. Çevre ve Orman Bakanlığı yasadan aldığı yetki ile gerekli gördüğünde doğal alanlarla ilgili izinler, intifa veya irtifak haklarını üçüncü şahıslara devredilebilecektir.

Sadece doğal alanlar değil Anadolu’da yetişen tüm biyolojik tür ve çeşitler de ticarileştirilecektir.

Bakanlık bu yasa ile koruma alanlarına ait uzun devreli gelişme plan yapma yetkisini de özel kuruluşlara devretmektedir.

Bugün Anadolu’nun pek çok yerinde şirketlerin HES yapmak için talan ettiği su havzalarında derelerini korumaya çalışan yöre halkına Jandarma ve özel güvenlik kuvvetleri müdahale etmektedir. Benzeri müdahalelerin elinden merası, deresi, ormanı ya da kamulaştırılarak tarlası alınanlar için de yaşanacağı açıktır.

Bizler doğayı; dereleri, meraları, ormanları, yer altı sularını, madenleri, biyolojik tür ve çeşitliliği şirketlerin sermaye birikimine sokan, bugüne değin alınmış sit kararlarını ve tabiat parklarını, milli parkların koruma kararlarını kaldıran, Doğal alanlar ile ilgili kararları Hükümetin politikaları doğrultusunda alan çevre ve orman bakanlığının kurullarına ve bakanın doğrudan onayına bırakan, “Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı”na karşıyız ve tasarının TBMM de red edilmesini talep ediyoruz.

SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE HAYIR PLATFORMU

3. KÖPRÜ YERİNE YAŞAM PLATFORMU

Yorumlar kapalıdır.