Matbaa işçilerinin sorunları…

12

Merhaba İC okurları,

Ben Ankara’dan bir İşçi Cephesi gazetesi okuruyum. Bu ikinci yazım. Öncelikle yazdığım yazıya gazetede yer veren İC’den yoldaşlara çok teşekkür ediyorum, beni çok gururlandırdılar.

Daha önce yazdığım yazımda çalıştığım işyerinde olan sorunlardan, ne kadar ağır şartlarda çalıştığımızdan ve bizim üzerimizden para kazananlardan bahsetmiştim.

Yine çalıştığım işle alakalı bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Kitap sektöründe çalıştığım için yolum sürekli baskı yapan matbaalara düşüyor ve burada çalışan insanlarla sohbet etme imkânı buluyorum. Ettiğim sohbetlerin sonu hep aynı yere çıkıyor, herkes çalışma koşullarından şikâyetçi; bana göre de çok haklılar. Çünkü çok ağır koşullarda ve sağlıklarını tehlikeye atacak imkânlarla çalışıyorlar.

Bir matbaaya girdiğinizde eğer orada çalışmıyorsanız vücudunuzda hissedeceğiniz ilk şey kullanılan mürekkepten dolayı burnunuzda ve genzinizde aşırı yanma olacaktır. Bu sadece bir başlangıç, içerde daha neler var neler, ağır yük taşımadan tutun da yağmur altında kitaplar ıslanmasın diye verilen mücadelelere kadar. Ama karşılığında ne var, tabii ki insanın insanca yaşamasına el vermeyecek kadar bir ücret.

Ettiğim sohbetlerden ortaya çıkan bir iki sonuç daha var. Çalışanların hiçbiri fazla mesai ücretlerini alamamış ve en önemlisi matbaanın şehir dışında olmasına karşın verilen servis imkânı kaldırılmış. Servisin kaldırılma sebebi de hakikaten içler acısı. Matbaa sahibi alacağının birini alamamış ve buna sinirlenerek servisi kaldırmış. Çalışanların çoğu oraya gitmek ve geri dönmek için toplam dört vasıta değiştiriyorlar. İçinde bulundukları bu durumdan dolayı da işlerinde çalışmak istemiyorlar ama ellerinden de bir şey gelmiyor. Çünkü karşı gelemiyorlar. “Çıkarsan çık bu paraya çok kişi çalışır” deyip başlarından savıyorlar…

Sonuçta ne oluyor yine ezilen kişiler emeğini ortaya koyan kişiler sesini yükseltemediği için bir köle gibi çalışmaya mecbur bırakılıyor. İşte burada iş bizlere yani köle gibi çalıştırılan kişilere geliyor. Eğer birlik olur da orada gereken cevabı verirlerse işveren de mecbur olarak onlara istediğini vermek zorunda kalacaktır. Görüldüğü gibi her şey o bildik atasözüne gidiyor, “Birlikten kuvvet doğar” ve bu doğan kuvvet emekçilerin kuvvetiyse karşısında hiç kimse duramaz…

Yorumlar kapalıdır.