Paralı eğitim çilesi

91

Selamlar,

13 yıllık öğretim hayatımı 14. yılına bağlayan şu günlerde, öğrendiklerimi tekrar etmek ve ülkenin eğitim-öğretim programının uygulanışında aklıma kazınan birkaç detayı paylaşmak için size yazıyorum.

İlkokul yıllarımda kitaplarımızı parayla kırtasiyelerden aldığımızı hatırlıyorum hayal meyal… Batmanlı çantamı, örümcek adamlı kalemlerimi ve kırtasiye çıkışında annemin yüzünü hatırlıyorum. Annemin bana “hayır” diyememesini ve okul araç gereçlerimi aldıktan sonra ödediği miktar karşısında hayat pahalılığına lanet eden ve kederli yüzünü…

Okul günlerimden de birçok anı kazındı hafızama ve kazınmakta. Örneğin müzik öğretmenimin sınıfa bağıra bağıra ‘Herkes flüt alacak’ deyişini; ama öyle sıradan flüt değil bu, Yamaha olacakmış. Aklımızdaki soru ‘acaba ondan çok farklı bir ses mi geliyor?’ idi. Daha sonra ne yazık ki, farklı olan tek şeyin parası olduğunu anladık. Bazılarımız o flütleri alamadı ve müzik yeteneği olmayan öğrenciler olduğumuzu ilan eden rakamlar yazılıydı yılsonu karnemizde.

Aidat paraları da ayrı bir dert tabi! Her yarı dönem azımsanmayacak bir tutar; her şeyi “sosyal devletimiz”den beklemek ve karşı çıkmamak gerekir ki, “Yaşasın sosyal devletimiz”, ne garip…

İnsan büyüdükçe dertleri de büyür derler ya (aslında büyüyen şey kapitalizmin vahşiliğini o insana hissettirmesidir), öğrencilik de büyüdükçe daha çok para ödeyerek okul hayatını devam ettirmekmiş.

Belki iyi dostluklar bu yüzden lise yıllarında oluyor.

Otobüs parası, simit çay parası, kırtasiye ücreti ödeyememenin sonucunda ortaya çıkan paylaşım ve birbirine hemen her konuda destek olma, birlikte hareket etmeye başlamanın samimiyeti, sıcaklığı ve ortaya çıkan dayanışmaydı, bu dostlukları ömürlük kılan belki de. Tabi aşılamayan bazı ekonomik sorunlar da vardı. Kılık kıyafet, okulun aldığı spor parası ve çeşitli aidatlar, kitaplar ve tabi son sınıfların mezuniyet geceleri veya baloları için genelde okul yönetimlerinin sattıkları fahiş fiyattaki biletler…

Diyeceksiniz dershane parası, öğretmen ücreti yok mu?

Dershane, özel öğretmen, etüt merkezleri vs. onlar günümüzde ultra lükse giriyor. Bir devlet var ama öğrencisine bilgiyi aktaramıyor, ne garip… Paran varsa dershanede, üniversitede gelecek de var sana.

Ne olursan ol, yeter ki paralı ol!

Peki, parası olmayanlar? İşte o senin kaderin oluyor, sana verilenle yetinmeyi bilmen gerekiyor. Birileri havuzlu villalarda yaşarken, öğretmenleri ayaklarına getirtirken, birileri kitap, kırtasiye parasını bulamadığı gibi aile bütçesine katkı yapmak zorunda olduğu için, okul haricindeki zamanlarında çalışmak zorunluluğundan kurtulamıyor. Ancak “devletimiz” eşitlikçiliğini ve tarafsızlığını gösteriyor: Liseye giriş sınavlarında, üniversiteye giriş sınavlarında eşitsiniz diyor ve bizlere “iyi eğitimli” öğrencilerle aynı sınava girme “kıyağını” geçiyor. Minnettarız…

Yorumlar kapalıdır.