AKP ve paramiliter güçlerin oyunlarını bozmak için Emek, Demokrasi ve Özgürlük saflarına!

95

İşçi Cephesi olarak bileşenlerinden olduğumuz Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adaylarına 2011 genel seçimlerinde Yüksek Seçim Kurulu, adaylıklarının geçerli olmadığı yönünde kararı ile engel olmaya çalışıyor. Aynı şekilde, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin seçimlere girmesi de, ‘evrakların eksikliği’ nedeniyle engelleniyor.

Başbakan’ın bahsettiği çılgın proje (!) bu mudur, bilinmez, ancak Blok adaylarının seçimlere girmemesi için verilen kararın “hukuki” bir nedenle alınmadığı, bunun egemenler tarafından siyasi bir operasyon olarak tasarlandığı ortada.

Yüksek Seçim Kurulu’na yapılacak itirazın nasıl sonuçlanacağı bilinmez, ancak sonuçların olumsuz olacağını öngörmek çok da zor değil.

Halihazırda milletvekilliği hakkını kazanmış olan iki ismin; Gülten Kışanak ve Sebahat Tuncel’in, aslında milletvekili seçilemeyeceğine dair kararın herhangi bir hukuksal gerekçesi yoktur ve de olamaz. Ya da örneğin Ertuğrul Kürkçü’nün yaklaşık 40 yıl önceki mahkumiyetine neden olan yasa şu anda yürürlükte bile değil, yani “suç” olmaktan çıkarılmış bile. Ya da en son yerel seçimlerde Hakkari Belediye Başkanı olan ve şimdi Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun bağımsız milletvekili adayının genel seçimlere girmesinin “yasal” olmadığını söylemenin hukuksal en ufak bir dayanağının olmadığı ortada.

Ayrıca bizzat Başbakan’ın siyasi bir mahkumiyeti var. Eğer Blok’un adaylıkları kabul edilmiyorsa, kendisine özel çıkartılan birtakım yasalarla Başbakanlığa kadar yolu açılan R. Tayyip Erdoğan’ın da, benzer nedenle milletvekili olmaması gerekir.

Defalarca kapatılarak, üyelerinin tutuklanmasına yaslanarak engellenmeye çalışılan Kürt hareketi, bu kez de adaylarının önüne konulan engellerle durdurulmaya çalışılıyor.

Devletin anladığı anlamda demokrasisinin, herkes için geçerli olmadığı ortada. Uyduruk bir iki davalarında bile YSK’ya en azından teessüf eden iktidar partisi ve onun üyeleri, bu kez bunun bir hukuki karar olduğunu ve hukuka müdahale edilemeyeceği teranesine sığınıyorlar.

Bütün bunlar ancak akılsızlara ya da demogoglara bir şey ifade edebilir, sanıyoruz. Ancak biz akılsız değiliz! Aslında yapılan, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun, siyasi konjonktürde yarattığı dönüşümle gelişecek muhtemel başarının engellenmesi üzerine kuruludur.

Bu durumun, rejimin tercihleri açısından anlamlı olduğunu düşünüyoruz.

Bu tercih, devletin bir ara yönetmeye çalıştığı sahte yumuşama dönemine kesin olarak son verdiğini ve bu anlamıyla, asıl olarak Blok’un temsilcilerinin muhtemel anayasayı yapacak olan Meclis’e girmemesi üzerine kurduğunu gösteriyor. Bu durum da, geniş kitlelerin her türlü bilgilendirilme hakları da dahil olacak şekilde bu mutabakata muhatap alınmaması tercihi anlamına geliyor. Bu politika ise, devletin derinlerinde uyumakta olan paramiliter ruhunun yeniden belirleyici olması anlamına gelmektedir.

Bilinmelidir ki, AKP’nin ve paramiliter güçlerin ortaklığı ile Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adaylarının seçime alınmadığı bir seçim süreci meşru değildir.

Bu durumda, bütün işçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin Kürt halkının temsilcilerinin ve Emek Özgürlük Bloku’nun seçime girmesinin engellendiği bir seçim sürecine karşı Emek, Demokrasi Özgürlük Bloku saflarında dayanışmaya çağırıyoruz.

Yorumlar kapalıdır.