Filistin’i savunuyorsan vanaları kapatacaksın!

AKP-MHP iktidarı 2 Mayıs 2024’te Gazze’ye “kesintisiz ve yeterli miktarda insani yardım akışına izin verinceye kadar” İsrail ile ihracat ve ithalatın durdurulduğunu açıklamıştı. Hükümetin verilerine bakacak olursak Haziran 2024’ten bu yana Türkiye ve İsrail arasında gerçekten de bir ticaret kaydı görünmüyor. Kurnazlık da tam burada başlıyor. Sözde ambargo ilan edildiği günden bu yana yayınlanan birçok raporda Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden ham petrol akışının durmak bir yana katlanarak çoğaldığını görüyoruz. Kpler (küresel hammadde, enerji piyasaları ve denizcilik lojistiği için veri sağlayan bir platform) verileri, İsrail’e ulaşan Azerbaycan ham petrolü ithalatının 2025 yılında günlük 94 bin varile ulaştığını gösteriyor. Ceyhan Limanı’ndan geçen bu petrol, soykırımcı İsrail’in petrol ithalatının neredeyse yarısını oluşturuyor!

20 Ocak’ta yayımlanan “Soykırım Vanaları Hala Açık” başlıklı rapora bakarsak 2 Mayıs 2024 ile 1 Aralık 2025 tarihleri arasında Ceyhan Limanı’ndan ayrılan ancak belirtilen varış limanlarına ulaşmamış 57 ham petrol sevkiyatı var. Uydu görüntüleri takip edildiğinde yolculuk sırasında takip sinyallerini kapatan bu gemilerin Aşkelon Limanı’na vardığını görüyoruz. Defalarca belgelenen bu gizli ticaretten Türkiye devletinin haberdar olmadığına inanmak için en iyi ihtimalle saf olmamız gerekir. Tek Adam rejiminin yetkilileri ise taşınan petrolün nihai varış noktasına devletin karar vermediği, ihracatçı şirketlerin Ceyhan’dan kalkarken varış noktası olarak İsrail’i göstermediği gibi aklımızla alay eden açıklamalarla, soykırımı besleyen petrolün bu topraklardan aktığı gerçeğini örtbas etmeye çalışıyor.

Erdoğan’ın Filistin ile ilgili yaptığı her konuşmasında vurguladığı ümmet kardeşliği, “mazlum” Filistin halkının yanında oldukları gibi sözlerinin ikiyüzlülüğü Ceyhan’dan kalkıp İsrail’e ulaşan her petrol variliyle katmerleniyor. Soykırıma karşı gerçek yaptırımlar, Tek Adam rejiminin de ayrılmaz bir parçası olduğu küresel kapitalist ticaret ağının mide bulandırıcı ilişkilerine toslayıp kuru hamasetle sınırlı kalıyor.

Rejimin ve temsilcilerinin kirli ilişkileri bir yana dursun, Türkiye’de emekçiler, hükümetlerinin ikiyüzlülüklerinin aksine, İsrail denen soykırımcı projeye hiçbir zaman sempati duymamıştır. Bugün biz emekçilere düşen görev de Filistin halkına uygulanan soykırımı besleyen bütün ticari ilişkilerin kesilmesi için bulunduğumuz her yerde seferber olmaktan, İsrail ordusunun tanklarını ve otomobillerini dolduran o petrollerin akışını engellemek için “Filistin’i savunuyorsan vanaları kapatacaksın” demekten geçiyor.

Yorumlar kapalıdır.