34. yılında Maraş Katliamı

18

Geçtiğimiz aralık ayı Maraş katliamının 34. yıl dönümüydü. O kara günde kaybedilenler anılıp, faillerin yargılanması istenecekti her yıl dönümünde olduğu gibi. Ama şehrin yolları tutulmuş, mitinge gelenler karakola götürülmüş, miting yasaklanmıştı. Geçmişten günümüze birçok katliama maruz kalmış Alevi halkının ne iktidar ne de muhalefet partilerince sahiplenilmediğini bir kez daha görmüş olduk.

“Kurtarıcı” CHP ve “açılımcı” AKP!

“Halk çocuğu” Bülent Ecevit başbakan, “Alevilerin kurtarıcısı” olduğunu söyleyen CHP ise iktidar partisiydi 1978’de. Maraş’ta Alevilerin kıyımdan geçilmesine günler kala şehirdeki gerginlik olacakların habercisiydi adeta. Hükümet şehirdeki gerginliği 5-10 kişilik mahalle kavgası olarak dillendiriyor ve olayları görmezden geliyordu. Ve beklenen gün gelmişti! Yüzlerce ev yakılıp yıkıldı, iki yüze yakın Alevi katledilmişti! Katliamı faşist çeteler gerçekleştirmişti ama o zamanın iktidarı CHP ise olaylara göz yummuştu. Tüm bu olanlara rağmen CHP hala Alevilerin yanındaymış gibi davranıyor, biz Aleviler ise hala bu yalanlara kanıyoruz! Oy sandığı olarak görüldüğümüz partiyi kötünün iyisi olarak seçiyor olabilir miyiz?

CHP’nin kurtarıcılığı bu şekilde. Ya şu anın iktidarı AKP tarafında ne var? Burası daha net aslında. Seçim meydanlarında Alevilere küfür eden, onları dinsiz olarak gösteren ve toplum tarafından dışlanmasına neden olan bir hükümetten bahsediyoruz. Aynı hükümet Alevi açılımından bahsederken, başbakanın hedef göstermesinden ötürü Alevi ailelerin evleri işaretlenebiliyor mesela! Maraş katliamının yıl dönümünde etkinliklerin yasaklanması bile “demokratikleşen” ülkemin gerçek yüzünü göstermeye yetmektedir.

Sonuç olarak, bu topraklar tarih boyunca halklar hapishanesi ve katliamlar diyarı olmuştur. Dersim, Maraş, Çorum ve Sivas katliamları bunlardan sadece birkaçı. Tüm bu katliamlar ile devlet yüzleşmeli ve gerçek failler cezalandırılmalıdır. Aleviler üzerindeki baskı ve inkar politikaları sonlandırılmalıdır. Biz Alevilerin ilk beklentileri bu şekilde. Bu noktada bir soru sormak istiyorum! Tüm bu baskı, şiddet ve inkarı CHP ya da AKP sonlandırabilir mi?

Yorumlar kapalıdır.