Hükümetin bütçe ortaoyunu

Meclis’te alışkın olduğumuz bayağı sahneler içinde bir bütçe tartışması daha sona erdi. 2014 yılı bütçesi de daha öncekiler gibi, sendikalar ve emek örgütlerinin görüşlerine başvurulmadan meclise sunulmuş, 121 ret oyuna karşı 318 kabul oyuyla kabul edilmiştir.

Hükümetin 2014 yılı boyunca toplayacağı vergiler ve yapacağı harcamaların bütünü olan bütçenin GSYH içindeki payı %23,5 olarak belirlense de, gerçek oranın her yıl bunun çok üzerinde olduğunu biliyoruz. Bu harcamaların nereye gittiğinin hesabı verilmezken, İşsizlik Fonu da bütçedeki açıkları kapamak üzerine yama olarak kullanılıyor.

Kısacası devlet, işçilerin ücretlerinin üçte ikisine fon, prim, kamusal hizmet, vergi adı altında el koyarak, denetimi olmayan bir şekilde harcamaktadır ve bunun hesabını verememektedir.

Bugün iktidar bloğunun çatlaklardan sızan pisliklere rağmen, söz konusu işçi sınıfı olduğunda yekpare biçimde burjuvazi ile bir arada duran hükümetin bütçesinin yüzü elbette yine sermayeye dönük. Sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetlerindeki sunumun kısılması, memur alımında sayının 130 binden 70 bine düşürülmesi bunların başında gelmektedir.

Maliye Bakanı’nın yaptığı konuşmada, sosyal yardım harcamaları için 403 milyar TL’lik gelirden 30,4 milyar TL ayrıldığını söylüyor. Fakat bu komik sayının bile giderlerine baktığımızda zaten sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik harcamalarını yapacak olan bakanlıkların kendi bünyesinden harcaması gereken paraların birer sosyal yardım adı altında kesildiğini görüyoruz.

Diyanet’e ayrılan bütçe bir önceki yola göre %18,2’lik bir artış gösterirken, maliye ve hazineden sonra bütçeden en fazla pay asker, polis ve cezaevlerine ayrılıyor.

Neoliberal politikaların savunucusu olan hükümet elbette ki işçilerin, tarım emekçilerinin çıkarına dönük bir bütçe hazırlayamaz. Fakat AKP artık burjuva demokrasisi sınırları içindeki bir bütçeyi bile hazırlayıp, bunun hesabını veremeyecek bir duruma gelmiştir. İçine battıkları yalan ve yolsuzluk batağını gizleyemeyen hükümet, hiç ara vermeden saldırılarına devam ediyor. Önümüzdeki dönemde ekonomik ve politik krizin de derinleşmesiyle, sosyal haklardaki, güvenceli çalışma ve ücretlerdeki kırıntıların dahi eriyeceği ortada. Bu yüzden cezaevlerine, bakan ceplerine değil de, eğitime ve sağlığa harcanan bütçeyi yalnızca bir işçi-emekçi hükümeti hazırlayabilir.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.