Biri fıtrat mı dedi?

189

Türkiye tarihinin en büyük maden faciasını 13 Mayıs’ta Soma’da yaşadık. Resmi rakamla 301 işçinin cinayete kurban gittiği bu facia, ülkede çalışma düzeninin ne hale geldiğini ve taşeron, esnek ve sağlıksız çalışma koşullarının bizzat yasalarla belirlendiğini tüm çıplaklığıyla gösterdi. Taşeron ve sömürü o kadar arttı ve yaygınlaştı ki, bu konu AKP tabanında dahi tartışılır hale geldi.

Madenler özelinde taşeron sistemi yanında rödövans sistemi de işletiliyor. Özal döneminde Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) başlattığı bu sistem, AKP dönemindeki maden yasası değişiklikleriyle yasal zemine kavuştu.

Rödövans nedir?

Rödövans, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ve TTK’nın kömür sahalarını özel veya tüzel kişilere kiraya vererek karşılığında çıkarılan kömürü belirli bir fiyat üzerinden satın alma sistemidir. Türkçesi; Sen bu madeni al işlet. Bana da kira ver. Ben de, senin çıkardığın bütün kömürü alayım. Fakat kömürü devlete en az ücretten satan, madeni işletebilir. Dolayısıyla ne yap et daha fazla üret, nasıl olsa alıcı var; devlet baba! Kısacası “üretim maliyetlerini ne kadar düşürürsen o kadar çok kazanırsın” mantığına rödövans diyoruz. Soma Holding sahibi Alp Gürkan, boşuna 140 dolarlık maliyeti 23 dolara düşürdük demiyor. Bir nevi devlet destekli haraç…

Ürettiğin kadar sat mantığı cinayetlere davetiye çıkardı. Özelleştirme ve taşeronla gelen ölümlerle Türkiye dünyada maden ölümlerinde zirvede. İşte AKP dönemindeki büyük maden cinayetleri; (10 kişinin altındaki ölümler eklenmemiştir.)

22 Kasım 2003: Karaman-Ermenek (grizu) 10 ölü.

8 Eylül 2004: Kastamonu-Küre (yangın) 19 ölü.

21 Nisan 2005: Kütahya-Gediz (grizu) 18 ölü.

2 Haziran 2006: Balıkesir-Dursunbey (grizu) 17 ölü.

10 Aralık 2009: Bursa-Mustafakemalpaşa (grizu) 19 ölü.

23 Şubat 2010: Balıkesir-Dursunbey (grizu) 13 ölü.

17 Mayıs 2010: Zonguldak (grizu) 30 ölü. (Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer: Madencilerimiz güzel öldü.)

13 Mayıs 2014 Manisa-Soma 301 ölü. (Günümüzün başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: 1800’lerde İngiltere’de de olmuştu. Bu işin fıtratında var.)

Taşeron yaygınlaştıkça kömür ve linyit çıkaran işletme sayısı arttı. 2010’da 697 işletme varken 2013’te bu sayı 740’a yükseldi. Bu işletmelerin 694’ü özele 46’sı kamuya ait. Buralarda çalışan toplam işçi sayısı ise 48 bin 706. Oysa bu rakam, 2010’da 50 bin 143 kişiydi. Birilerinin iddia ettiği gibi istihdam değil, ölüm oranları artıyor. Türkiye’deki tüm madenlerde ise toplam 113 bin kişi çalışıyor.

Dünyada üçüncü olduğumuz ölümlü iş kazalarının sektörel olarak dağılımında Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, “maden ve taş ocakçılığı” ölümlerin %10.5’ini oluşturan sektör olarak birinci sırada.

Bir milyon ton kömür başına ölümlü iş kazalarında ise, maden ölümlerinde ün yapmış ve sömürünün en yoğun olduğu ülkelerden Çin’i bile geride bırakmayı başardık. 2004 yılında milyon ton/can kaybı oranında Türkiye 5,14 – Çin 3,03 – ABD 0,03. 2008 yılına geldiğimizde aynı oranlar şöyle; Türkiye 7,22 – Çin 1,27 – ABD 0,02.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)’ın “Madencilik Sektörü: Çocuk İşçiler” raporuna göre; kömür ve linyit madenlerinde çalışan 48 bin küsür işçinin 164’ü 15, 334’ü 16, 274’ü 17, 916’sı ise 18 yaşındadır. Neredeyse kömür ve linyit madenlerinde çalışan işçilerin yüzde 3,6’sı çocuk işçi. Aynı rapora göre, bir maden işçisinin aylık ortalama net geliri ise 1,188 Türk Lirası (2012).

Bu vahim tablonun müsebbibi, taşeron, esnek, güvencesiz çalışmayı yürürlüğe koyan ve yaygınlaştıran neoliberal Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. Onun kurduğu hükümet ise bu ölümlerden patronlarla birlikte birinci derece sorumludur. Birileri hala fıtrat ve kaderden bahsededursun, onların bilmediği şey ise, sömürücü neoliberal hükümetlerin fıtratında tepetaklak olmak da vardır. İşte biz de o gün “kader” diyeceğiz.

Taşeron ve rödövans sistemi koşulsuz şartsız yasaklansın! Tüm madenler işçi denetiminde tazminatsız kamulaştırılarak, maden ve işçi güvenliği o işyerindeki işçilerden ve meslek odalarında oluşan komitelerce denetlensin!

Yorumlar kapalıdır.