Arjantin Sosyalist Solu: Dış borçlar ödenmesin!

Aşağıda, dünya partimiz UIT-CI (İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal)’in Arjantin seksiyonu Izquierda Socialista (Sosyalist Sol)’un Arjantin’deki ekonomik kriz ve dış borçlar hakkındaki açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz:

Beklenen sona doğru mu gidiyoruz, yoksa son anda bir çıkış kapısı mı doğacak? Hiç de iç açıcı olmayan bu tablo karşısında, Cristina Kirchner hükümetinin tavrı kesin; “Ödemeye devam edeceğiz.” Bizim tavrımız ise tam tersi!

“Ya vatan ya akbabalar!” Kirchnerci sektörlerin bugünlerde öne çıkarttığı slogan işte bu. Bazı sektörlerde kendisine sempati duyulmasına yol açacak türden bir slogan bu. Elbette, bunda ülke gelirlerinin eğitim, sağlık, barınma ve işsizlik sorununun çözülmesine için mi yoksa kan emici uluslararası finansal spekülatörlere yedirilmesi için mi harcanacağı arasındaki seçimin oldukça belirleyici bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak Cristina Kirchner hükümeti bizlere, bir kez daha, yalan söylüyor! Başkanı dikkatle dinleyelim: “Borcu ödemek istiyoruz ve ödemeyi bırakmayacağız!”, “Son kuruşuna kadar ödeyeceğiz.”, “Borcun büyük bir kısmını Haziran’da ödedik ve ödemeye devam edeceğiz”…

Peki bize yutturmaya çalıştıkları tam olarak ne? Gerçekte 2005 ve 2010 yılları arasında borç takası anlaşmasını kabul etmiş olan bir grup “iyi” uluslararası alacaklıya aksatmadan ödeme yapmaya devam edilmeli, deniyor. Aynı şekilde, (bir süre önce zaten 10 milyar dolar ödeme yapılmış olan) Paris kulübünün “iyilerine” de ve hatta (birkaç ay önce yüklü miktarda borç ödenmiş) Repsol şirketine dahi ödemeler kuruşu kuruşuna gerçekleştirilmeli. “Kötü olanlara” gelince; onlar, hükümetin anlaşma önerisine sıcak bakmayan ve borç sorununu uluslararası Yanki mahkemelerine taşıyarak Arjantin hükümetinin bütün borç yapılandırma ve ödeme planlarını tehlikeye atan alacaklılar.

Aslına bakarsanız sorunun özüne dönük bu kavrayış bütünüyle yanlış. Dile getirilen tüm kreditörler esasen akbabalardır. Şimdi kapıyı çalan ve 2005 ve 2010 yılları arasında takas edilmiş borç bonoları alanlar ne “masum İtalyan emeklileri” ne de yanıltılmış ABD’li öğretmenlerdi. “Holdout” diye tabir edilen uzatmalı bonoları alanlar gibi, 2001 krizi sırasında o dönemki borca ait bonoları değerinin %20’sine edinen üstüne, her yıl yüzde 3.2 büyüyen Arjantin ekonomisinde faiziyle kârlı yatırımlarının meyvelerini toplayan tüm bu kreditörler de birer Akbabadır. Paris Kulübü üyelerinden hiç söz etmeyelim isterseniz. Ya tüm petrol zenginliğimizi yağmalayan, ardından da tüm kazancını ülke dışına kaçıran Repsol şirketine ne demeli? Bunların her biri tek tek Akbaba değil mi?

Bunların tümü birer akbabadır! Ve bu “iyi ve kötü alacaklılara” yönelik yanlış tartışmaya dair çıkartacağımız ilk derstir.

Biraz da borç sorununu uluslararası mahkemelere taşımakla bizi tehdit eden ve bugünlerde kuruşu kuruşuna paramızı isteriz diye ağlaşan akbabalar hakkında konuşalım. Hükümet, onların çirkin karakterini dile getiriyor. Bu konuda onlarla hemfikiriz. Ancak, Başkan’ın mantığına göre, eğer anlaşma yolunu seçselerdi birer akbaba olmayacaklardı! Dahası da var, Cristina Kirchner ve bakanı Kicillof her seferinde bütün kreditörlere borçların tümünü ödemek istediklerinden bahsediyorlar. Bu alacaklılar listesine kendilerinin akbaba diye niteledikleri de dahil! Tek istedikleri ise borçları 2014 Aralık’tan sonra ödemeye başlamak.

Kısacası, hükümetin bütün politikaları tek bir noktada kesişiyor, ödeyeceğiz, ödeyeceğiz ve ödemeye devam edeceğiz! Mümkünse şimdi, değilse en geç 2015 Ocak’ta! Özetlemek gerekirse, Kirchner yıllarca bizlere borcun azalmasıyla ve ödenen miktarın artmasıyla sosyal imkanların büyüme hızının paralel olduğuna dair hikayeler anlattı. Gerçekte yaşanansa, artık konuşmalarında kendisinin de kabul ettiği gibi, borçların kartopu gibi büyümeye devam ettiğidir. Dolayısıyla Arjantin bu aklın bir sonucu olarak borçlarını ödemekte olsa bile temerrüde düşmüş ve uluslararası finans dünyasının paryası olmuş ilan edilecektir.

Bizi bu çıkmaza kendisinden önceki hükümetlerin ayak izlerini takip eden bu hükümet sokmuştur. 30 yıldan fazla bir süredir kriz üzerine kriz yaşıyoruz, ülke geliri uluslararası kreditörlere olan borcun ödenebilmesi için harcanırken işçi ve emekçi kitleleri kuşaklar boyudur yoksulluğa itiliyor.

Dolayısıyla, bu metni okuyan yoldaş, “Ya vatan ya akbabalar” sloganını herhangi bir yerde duyduğunda ya da okuduğunda tumturaklı bir yalanla karşı karşıya olduğunu ve ülke olarak “boyun eğdirilişimizin sona ermesi için, tek gerçek çözümün, bu illegal ve ahlakdışı borcun ödenmesinin durdurulması olduğunu bilmelisin!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.