Turizm işçileri sorunlarını ve çözümleri tartıştı

138

“Turizm İşçileri Sorunlarını ve Çözümleri Tartışıyor” forumu gerçekleştirildi. Tüm Emek Sen, Dev Turizm iş, İstanbul Yeditepe Garsonlar ve Aşçılar Derneği ve Dora Otel İşçileriyle Dayanışma Platformu bileşenlerinin örgütlediği ve Dora Otel direnişçi işçileri, Nefes Bar işçileri, Kafe Kafka işçileri, Mağaza Çalışanları Platformu’nun katıldığı forum TMMOB İstanbul şubesinde yapıldı.

Forum turizm işçilerinin çalışma koşullarını ve alınması gereken işçi güvenliği önlemlerini gösteren slayt gösterisiyle açıldı. Ardından forum, Dev Turizm İş İstanbul Bölge Başkanı Ali Karabudak’ın kanuşmasıyla devam etti. Dev Turizm İş temsilcisi yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: Kayıtlı 740 bine yakın turizm işçisi mevcut. Kayıt dışı ile beraber bu sayı milyonu bulmaktadır. Fakat sendikalı işçi sayısı çok düşük; bunun temel nedenleri ise sarı sendikaların işçilerde olumsuz bir intiba bırakması. İşçiler bütün sendikaları aynı görüyor, birebir konuştuğumuz işçilerin “sendika da satıyor işçiyi” dediklerini duyuyoruz. Bunu kırmak için mücadeleci bir sendikal anlayışın oluşması ve işçilere güven vermesi gerekiyor, bunun yanında işyeri komiteleri aracılığıyla işçilerin söz sahibi olması gerekmektedir.

Ali Karabudak’ın konuşmasından sonra işçiler sırayla söz alarak işyerlerinde karşılaştıkları problemleri, mücadeleyi ve örgütlenmeyi tartıştılar. Mağaza Çalışanları Platformu’ndan bir kadın işçi mağaza işçilerinin çalışma koşullarını ve mücadelelerini anlattı. Nişantaşı D&R’da, Remzi Kitapevi ve Mephisto’da fiili iş bıraktıklarını, bazı arkadaşlarının işten atıldığını söyleyerek kötü çalışma koşullarından çarpıcı örnekler verdi: “Oturmak yasaktır. Cenazeniz olduğu halde izin alamazsınız ve sürekli gülmek zorundasınızdır. Eksik sigorta yatırılır kalanını cebimizden ödemek zorunda kalırız bu ve benzeri koşullarda çalışmak zorunda bırakılıyoruz.”

Ardından turizm sektöründe çalışan bir işçi neden sendika kurduklarını ve çalışma koşullarından bahsetti, şahit olduğu bir olayı anlattı: “Antalya’da bir otelde 50 liralık tip (bahşiş) kaybolur bundan bir işçi sorumlu tutulur, işçiye işkence yapılır telefonun çekmediği bir odaya kapatılarak plastik boru ile dövülür, ardından jandarmaya haber verilmesiyle otele gelen jandarma işçiyi patronların elinden alır. Bu tip şiddetin sıkça rastlandığı ve patronların mafya gibi oldukları görülmektedir. Bu yüzden örgütlenmek ve güçlü olmak zorundayız.”

Dora Otel çalışanı kadın işçi söz alarak sektörde yaşadığı sıkıntıları paylaştı. Kadın kimliğinden ve mezhebinden ötürü mobinge maruz kaldığını anlattı. Sektörde tacizin yaygınlığına dikkat çekerek bunun normalleştirilmeye çalışıldığını, karşı çıkıldığında ise bu sektörde böyle cevabı aldıklarını aktardı. Sektörde kadın işçilerin iki kat sömürüye maruz bırakıldığını anlatarak bu yaşadıklarının ardından sendikaya üye olduğunu ve mücadele etmeye başladığını ifade etti.
Foruma verilen arada Emeğe Ezgi Grubu şarkılarıyla foruma katılarak salondakilere müzik ziyafeti sundu.

Aranın ardından turizm sektöründe çalışan bir yoldaşımız çalışma koşullarından ve sektörün yapısından bahsetti. Sultanahmet’teki otellerde patronların mafyatik tutumları ve işçiler üzerinde kurduğu baskıdan bahsederek, işçilerin bu baskıları örgütlenerek aşabileceğini söyledi. Sektörde genç işçi profilinin yaygınlaşmasıyla beraber bu kesimlerin mücedeleye ve örgütlenmeye daha yakın olmaları bir avantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Küçük otellerde örgütlenmenin daha zor fakat büyük otellerde örgütlenmenin avantajlarına dikkat çekerek oteldeki bir departmanın iş bırakması halinde bütün otelin durma noktasına gelebileceğinden, sektörde kolay sonuç alınabileceğinin de görüldüğünü söyledi. Söz alan bir diğer yoldaşımız İDP adına konuşarak bu sektörün örgütsüz yapısına dikkat çekerek örgütlenmenin öneminden bahsetti.

Grand Otel işçisi işyerindeki deneyimlerinden bahsetti: “Firmanın her sene 76 milyon dolarlık bir kârı söz konusu. Zam süreçlerinde firma burjuva demokrasisi usülu ile bizlerle görüşüyor fakat işçiler örgütsüz olduğu için her sene %7 gibi firmanın kafasındaki rakam bize veriliyor. Bu duruma son vermek için zam komitesi kurduk, bir dizi toplantı aldık. Her departmandan bir işçi temsilcisi seçildi, şirket yönetimiyle bu komite aracılığı ile görüştük ve %10 gibi bir zam istedik. Firmanın CEO’su bu işe bayağı şaşırdı, komite oluşturduğumuzu görünce paniklediler ve eski rahat tavırlarını sergileyemez oldular. Her sene %7 zamla gelen firma bu sefer komiteyi de duyunca %9 önerdi biz ise %10 istediğimizi dile getirerek bundan aşağıyı kabul etmeyeceğimizi ifade ettik. Sonunda bir dizi sosyal hakkın genişletilmesiyle beraber %9 zammı kabul ettik. Örgütlü davranınca nasıl kazanabileceğimizi gördük. Daha sonra otelde kadın komitesi de kurduk. Sekiz kadın arkadaşımız hamile kaldı, otelde kreş olmadığından işten çıkmak zorunda kalıyorlar. Kadın komitesinin talepleri arasında kreş var. Otellerde taşeron işçi yoğunluğu söz konusu, komite aracılığıyla taşeronla mücadeleyi önümüze koyduk, taşeronu komple kaldırana kadar mücadelemiz sürecek.”

Bir dizi işçinin daha söz almasıyla yaklaşık 5 saat süren forum mücadele kararlılığı ile bitirildi. İşçilerin kürsüde söz sahibi olunca susmamacasına konuştuklarını gördük, yıllarca turizm işçisinin sorunlarını paylaşacağı bir kürsü bulamamasının verdiği sıkışmışlıkla zaman olsa bir beş saat daha konuşulabileceğini gördük.

Yorumlar kapalıdır.