Çipras’ın istifası Troyka ile anlaşmayı güçlendirmek için yapılmış bir manevradır

43

Yeni kemer sıkma reçetesini yenilgiye uğratmak için solun ve emekçilerin birleşik bir bloku!

20 Ağustos’ta Aleksis Çipras, Eylül ayının ortalarında yeni bir seçime gidilmesi için, Yunanistan Başbakanı olarak istifa etti. Söz konusu olan, Çipras’ın Troyka’ya (IMF, Avrupa Birliği -AB- ve Avrupa Merkez Bankası -AMB-) teslim olmasının ardından, Syriza içinde patlak veren politik krizi aşmaya dönük bir manevradır.

5 Temmuz’da Yunan halkı Çipras tarafından çağrısı yapılan referandumda, Troyka’nın yeni kemer sıkma reçetesine HAYIR demişti. Bu oylamadan birkaç gün sonra aynı Çipras ve hükümeti, bu sonucu tanımayı reddetti. Troyka’ya EVET dediler ve daha öncekilerden de beter olan bir kemer sıkma reçetesini onayladılar. Böylelikle, tarihe geçen bir ihanete imza attılar.

Bu anlaşma Syriza içerisinde derin bir krizin ortaya çıkmasını tetikledi. Merkez Komitesi’nin çoğunluğu anlaşmanın karşısında oy kullandı ve Syriza’nın sol kanadına mensup 40’a yakın milletvekili anlaşmayı parlamentoda reddetti. Bu durum, Çipras’ın parlamentoda çoğunluğu sağlayabilmek için Yeni Demokrasi gibi muhafazakar sermaye partilerinin milletvekilleri ve diğer partilerle anlaşma yapmak zorunda kalmasına neden oldu. 15 Temmuz’da Yunanistan Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (ADEDY), anlaşmayı ve hükümetin politikasını reddeden sol kesimlerin de desteğiyle genel grev ve yürüyüş çağrısında bulundu. Avrupa’da yazın başlaması ve kitlelerin ilk anda yaşadığı şaşkınlığın etkisiyle protestolar kitlesel bir nitelik kazanamadı. Fakat yazın bitmesi ve kesintilerin ilk etkilerinin hissedilmeye başalması, Eylül’den itibaren protestoların yaygınlaşmasını sağlayacak. Bu nedenle Çipras inisiyatif alarak, Syriza’yı ve hükümeti birararada tutabilmek için bu seçim manevrasını hayata geçirdi. Bu manevranın arka planında, parlamentoda çoğunluğu sağlamak, partinin sol kanadını uzaklaştırmak ve işçi ve emekçi eylemleri yaygınlaşmadan meşruiyetini yeniden sağlamak hedefleri yatıyor.

Yeni kemer sıkma reçetesi halka karşı gerçekleştirilen vahşi bir saldırıdır

Çipras’ın imzaladığı, “Üçüncü yardım planı” olarak adlandırılan yeni anlaşma, emekçi halka karşı öncekilerden de ağır bir kesinti saldırısıdır. “Başka bir çıkış yoktu” ve “sosyal olarak dengelenmiş bir kesinti paketi” söylemleri eşliğinde, Çipras ve hükümeti emekli maaşlarını düşüren, iş kanunlarında esnekliği artıran ve 14 turistik havalimanının Alman şirketi Fraport’a satılmasını da içeren utanç verici yeni özelleştirmeleri kabul eden bir anlaşmayı imzaladı.

Merkez solun politik projelerinin iflası bu kadar açık bir hale daha önce hiçbir zaman gelmemişti. Bu siyasi akımlar, burjuva kesimlerle anlaşmaya vararak ve emperyalizm ve IMF ile müzakere ederek kapitalist sistem ve onun kesinti planları tarafından tetiklenen sosyal krize bir çözüm bulabilecekleri iddiasındalar. Latin Amerika’da, Venezuela, Bolivya veya Brezilya’da olduğu gibi, “sol” söylemler kullanırken çokuluslu şirketlerle, büyük sermaye kuruluşlarıyla anlaşmaya varıp halkın çıkarlarına karşı bir yönetim sergileyen burjuva, sınıf işbirlikçi hükümetlerin iflas eden politikalarını tekrarlıyorlar. Syriza hükümeti bu yolu, Yunanistan’ın bütün sermaye partileri ve Troyka ile anlaşmaya vararak, daha ileri biçimde tekrar ediyor. Seçim zaferinden 6 ay sonra, iktidarını sürdürebilmek için istifa etmesi bu durumun bir sonucudur.

Emperyalizmin ve bankaların sözcülerinin çoğunluğunun, Çipras’ın yeniden seçilmesini sağlayacak yeni seçimlerin gerçekleşmesini desteklemeleri, seçim manevrasının niteliğini açıkça ortaya koyuyor. Eski partilerin ve sermayenin siyasi temsilcilerinin itibarının giderek gerilemesi karşısında Troyka, kesinti politikalarının ve Yunanistan’ın yağmalanmasının devam edebilmesi için hesaplarını Syriza ve Çipras üzerinden yapıyor. Avro Grubu’nun Hollandalı başkanı Jeroen Dijsselbloem örneğin, “seçimlerin Yunan parlamentosunda -yardım planına- çok daha açık bir destek sağlayacak şekilde sonuçlanmasını” umduğunu açıkladı. Avro Grubu Çalışma Grubu Başkanı Thomas Wieser ise, söz konusu olanın “beklenen bir aşama ve pek çok kesim için Yunan hükümeti içinde daha net bir yapıya sahip olmak için istenen bir aşama” olduğunu ifade etti (Clarín, 21/8/2015). Durumu bundan daha açık bir biçimde ifade edemezlerdi.

AB’den ve Troyka’dan kopuş! Borç ödemelerine ve kemer sıkma reçetelerine hayır! Bütün solun ve emekçilerin mücadele blokunu kuralım!

Yunanistan’da emekçiler, gençlik ve sol için yeni bir dönem açılıyor. Çipras sağ partilerle anlaşarak kemer sıkma reçetesini yasalaştırdı. Syriza’nın, mevcut bilinç bulanıklığı ve “en kötüsü sağ partilerin yeniden iktidara gelmesi” şantajıyla seçimleri kazanma ihtimali yüksek. Çipras ve Troyka tarafından imzalanan yeni kemer sıkma reçetesinin işçilerin, gençliğin ve emekçi halk kesimlerinin seferberliğiyle püskürtülmesi gerekiyor. Bu yolu açabilmek için seferberlik çağrısında bulunabilecek yeni bir politik alternatif hazırlanmalıdır. Bunun için kemer sıkma reçetelerine Hayır demiş olan tüm solun ve sendikaların birliğine, bir blokuna ihtiyaç var.

Syriza’nın solu partiden ayrıldığını ve 24 eski Syriza milletvekiliyle, kendisini “kemer sıkma reçetelerine, kesintilere ve ülkenin vesayet altına alınmasına karşı” olan solun kümeleneceği bir cephe olarak tanımlayarak Halkın Birliği’nin kurulduğunu açıkladı. Oluşumun önerileri arasında özelleştirmelerin reddedilmesi ve bankacılık sisteminden başlayarak ekonominin stratejik sektörlerinin kamulaştırılması, Avro bölgesinden ve NATO’dan çıkılması ve İsrail’le askeri anlaşmaların iptal edilmesi gibi maddeler bulunuyor. Çağrıları seçim odaklı ama aynı zamanda önerilerinin “kemer sıkma reçetelerine karşı mücadele etmek isteyen tüm toplumsal kesimleri seferber etmek” için olduğunu söylüyorlar. Bu kopuş ilerici bir adım niteliği taşıyor. Bu akımlarla veya kendilerinin devrimci sosyalist olarak tanımlayan diğer akımlarla var olabilecek politik ayrımlarımızın ötesinde, bu birliğin somutlaşması çağrısında bulunmak gerekiyor.

Acil olarak ihtiyaç duyulan şey, solun seçimler ve seferberlikler temelinde birliğini sağlayacak bir blok ya da cephedir. Solu, işçi ve halk hareketinin mücadeleci kesimlerini biraraya getirecek birleşik bir blok, kitleleri seferberliğe hazırlamak yönünde, seçimleri ortak bir tutum sunabilmek için kullanmalıdır. Söz konusu olan, Halkın Birliği’ni, Antarsya, OKDE gibi Syriza dışında olan sol kesimlerle ve referandumda HAYIR diyen ve bu ihaneti reddeden sendikalarla ve halk hareketiyle biraraya getirecek bir blok ya da cephedir. Ancak böylesi bir oluşum, ulusal ölçekli bir seferberlik planının hazırlanması, anlaşmadan koparak işçilerin ve halkın ihtiyaçları temelinde bir acil eylem planının öne sürülmesi, borç ödemelerinin durdurulması, AB’den ve Avro’dan çıkılması, emekçilerin denetimi altında bankaların kamulaştırılması ve bu kopuş şiarı temelinde uluslararası dayanışma çağrısında bulunulması gibi noktalarda sahici bir adım atabilir. Bu mücadele yeni bir hükümetin, bir işçi ve halk hükümetinin kurulması mücadelesine kopmaz biçimde bağlıdır. Emekçiler Yunanistan’da yeni bir yol açabilir, emperyalizme ve onun sömürgeci politikalarına karşı bir egemenlik yolu.

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI) Uluslararası Sekreterliği, 24 Ağustos 2015

Yorumlar kapalıdır.