Cemmu ve Keşmir: Hint işgali ile Pakistan yayılmacılığı altında bölge işçi sınıfı

Bugün Hindistan’a bağlı iki yerleşim birimi olan Cemmu ve Keşmir (bundan sonra C&K), 1947’den bu yana Hindistan, Pakistan ve Çin arasında bir anlaşmazlığa konu oluyor. Pakistan bölgeyi “Hindistan İşgalindeki Keşmir” olarak adlandırıyor. Bu doğru ancak Pakistan’ın bu tanımlamayla ifade etmek istediği, Keşmir’in aslında kendine bağımlı olması gerektiği.

C&K Ağustos 1947’de bağımsızlığını kazandığında, devlet başkanı Hari Singh’e Pakistan’a veya Hindistan’a katılması teklif edildi. O sırada ülkede egemen olan C&K Ulusal Konferansı laik saiklerle, devletinin İslamcı bir karakter taşıdığı Pakistan’a değil, Hindistan’a katılma eğilimi gösterdi. Bunun üzerine Ekim 1947’de Pakistan destekli aşiretler C&K’nin batısını işgal etti. Hari Singh Hindistan’dan yardım talep etti ve Hindistan da, belirli şartlar karşılığında yardım etmeyi kabul etti. Bugün, bu iki ülkenin de askeri güçleri, bağımsız olması gereken C&K’de konumlanmayı sürdürüyor.

1952’de C&K’yi yöneten Kurucu Meclis hazırladığı yasal metne, C&K’nin özerkliğini koruma altına alan 370. bendi ekledi ve Hindistan Yargıtay’ı da bu maddeyi kabul etti. 25 Ocak 1957’de Kurucu Meclis kendini feshetti ve böylece C&K, 370. bentte belirtilen özerklik durumuyla, resmi olarak Hindistan’ın bir parçası oldu.

Ancak iktidardaki Hindistan Halk Partisi 5 Ağustos 2019’da artık bu bendi; yani C&K’nin kendi anayasasını, bayrağını, özetle özerkliğini tanımadığını ilan etti. Anlaşmaya göre özerklik ancak C&K halkının seçilmiş temsilcilerinin Kurucu Meclis’te bu kararı almasıyla ve yasama meclisinin de onaylamasıyla kaldırılabilir. Ancak seçilmiş temsilciler böylesine bir karar almadığı gibi, C&K yasama meclisi de Kasım 2018’de Hint iktidarı tarafından kapatılmıştı.

Şimdi 13 milyon kişinin yaşadığı C&K, bir yabancı askeri güç olan Hindistan’ın işgali altında. Belçika, Yunanistan, Portekiz gibi ülkelerden daha fazla nüfusa sahip bu bölgenin insanları yaklaşık iki aydır evden çıkma yasağıyla, yetersiz beslenme ve gıda kıtlığıyla, toplanma özgürlüğünün askıya alınmasıyla, toplu ulaşımın durdurulmasıyla ve işgale karşı gelenlerin tutuklanmasıyla karşı karşıya. Hindistan bölgedeki telefon hatlarını kesti ve interneti durdurdu. Bölge kaynakları tutuklananların sayısının 6000’in üzerinde olduğunu söylüyor. Tek başına bu istatistik dahi, baskının olağanüstü boyutlarını göstermek için yeterli.

Hindistan başbakanı Narendra Modi’nin bu saldırıyla hedefi, C&K topraklarını Hint yerleşimcilere açarak hem Hint kapitalizminin sermaye birikim kanallarının nefes almasını sağlamak, hem de C&K’nin demografik yapısını dönüştürerek ülke içindeki baskıcı politikalarına milliyetçi gerekçeler sağlayabilmek. Bu hat, Pakistan’ın saldırganlığı da düşünüldüğünde, C&K’yi bölgesel bir sömürge statüsüne getirmeyi ve onu bölgenin, Filistin tipi bir yerleşimci kolonisine dönüştürmeyi öngörüyor. Modi’nin İsrail’i ziyaret eden ilk Hindistan başbakanı olmasına şaşırmamalı! Çin Pakistan’ı, Rusya da Hindistan’ı desteklerken ABD emperyalizmi iki bölge ülkesine de askeri harekatlarında dikkatli olmaları uyarısını yapıyor.

Burjuva yönetimlerin sözde demokratik biçimlerini terk ediyor olmaları uluslararası bir eğilim. Hint kapitalizminin oligarkları ve Pakistanlı egemen bloklar ülkelerinde yükselen sefaletin ve sosyal eşitsizliğin çaresini diktatoryal rejimlere doğru giden adımlar atmakta buluyor; bunlardan önemli bir tanesi de C&K’nin işgaliyle ülke içinde baskıcılaşmanın mazeretlerini üretebilmek ve sermaye için yeni pazarlar yaratmak. C&K işgali, dünya işi sınıfına karşı gerçekleştirilmiş jeostratejik bir saldırı olma özelliğini taşıyor. Bu bağlamda Hindistan ile Pakistan’daki işgale karşı sosyalistler desteklenmeli, C&K emekçilerinin bağımsız örgütsel ve politik sınıf hattı savunulmalı ve en önemlisi, C&K halkının kendi kaderini tayin hakkı savunulmalıdır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.