Yaşasın Ekvador halkının kitlesel ayaklanması!

IMF dayatmaları sonucu, Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno akaryakıt fiyatlarını serbest bıraktı ve işçi hakları aleyhine tedbirler hayata geçirdi. Başkent Quito, Guayaquil ve ülkedeki diğer şehirlerde kitlesel gösteriler gerçekleşti. Köşeye sıkışan hükümet, “olağanüstü hal” ilan edip acımasız bir polis baskısı başlattı ve orduyu sokağa çıkardı.

Dizelin litresinin 36 sentten 56 sente yükselmesi, Ekvador’daki isyanı tetikleyen unsur oldu. Geçmişte devlet akaryakıtı sübvanse ediyorken, IMF bu politikanın sona ermesini istedi. Ayrıca, 4.3 milyar dolarlık yeni kredi karşılığında çalışma mevzuatına yönelik saldırılar talep etti. Ekonomi dolarize olmuş durumda ve ücretler dondurulmuş olduğundan, yakıt zammı elbette ulaşım ücretlerinde artış (nitekim ulaşıma zam geldi) ve kitlelerin bütçesini etkileyen temel ihtiyaç maddelerinin pahalanması anlamına geliyordu. Hükümet ayrıca, ücretli izin günlerinde azalma, 12 ay süreli iş sözleşmeleri ve sözleşmeli devlet işçilerinin maaşlarında %20’lik kesinti açıkladı.

Bu nedenle, 3 Ekim Perşembe ve 4 Ekim Cuma günleri, yalnızca ulaştırma sektöründeki şoförler (ki büyük bir kısmı aracının sahibidir) grev çağrısı yaptığı halde, tüm ülke felç oldu. Bizzat hükümet, her düzeydeki eğitim faaliyetinin askıya alındığını ilan etti; çoğunluğu şoförler ve öğrenciler olmak üzere binlerce kişi sokağa inerek cadde ve sokakları kesti; yerliler binlerce kişilik kortejlerle Quito’ya doğru yürüyüşe geçti.

Memleket İttifakı çöktü

Moreno, iktidar yanlısı Memleket İttifakı (Alianza PAIS) hareketi adına girdiği 2017 genel seçimlerinde cumhurbaşkanı seçilmişti. Moreno bunun öncesinde, sahte “21. yüzyıl sosyalizmi” hükümetlerinden birinin başında olan Rafael Correa’nın başkan yardımcısıydı. Hükümetin halk karşıtı ve baskıcı önlemlerine karşı yükselen kitle direnişi karşısında, Belçika’da yaşayan ve yolsuzluk suçlamasıyla kovuşturulan Correa yeniden başkan adayı olmamaya karar verdi ve Lenin Moreno’nun adaylığını desteklediğini açıkladı. Moreno ise göreve gelmesinden birkaç ay sonra selefinin çizgisinden koptu, sağcı muhalefet kesimleriyle masaya oturdu ve Correa’nın bıraktığı büyük dış borç konusunda IMF’yle anlaşmaya varmaya çalıştı.

Kitle seferberliği dinmiyor

Ortak bir basın toplantısında, Conaie (yerlilerin ulusal çaplı örgütü), Halk Cephesi (çeşitli kitle örgütlerinin ittifakı; liderliği büyük ölçüde Maoist) ve FUT (ülkedeki en önemli sendika konfederasyonu olan Birleşik İşçi Cephesi), hükümetin aldığı önlemlerin halk karşıtı olduğunu ve yalnızca işadamlarına ve bankalara fayda sağladığını açıkladı; grev, kitle gösterisi ve yol kesme eylemlerine girişti.

Öte yandan, ulaştırma sektöründeki şoförler her ne kadar bilet ücretlerinde artış karşılığında grevi sonlandırsa da, yerliler kitlesel bir biçimde yol kesme eylemlerine başladı. 6 Ekim Pazar günü yol kesme eylemlerini müdahaleye kalkan 47 asker ve 5 polis, öfkeli eylemciler tarafından tutuklandı. Hükümet, asker ve polislerin serbest bırakılması konusunda pazarlık yaptığını belirtti; ancak ekonomik tedbirlerini gözden geçirmeye yanaşmadı. Bu tutum, Quito’yu işgal eden yerli eylemlerini iyice radikalleştirdi; bu da cumhurbaşkanını başkentten kaçmaya ve hükümeti Guayaquil’e taşımaya mecbur bıraktı. Dolayısıyla fiili olarak ikili iktidar hali ortaya çıktı: Başkenti felç etmiş olan yerli, işçi ve halk örgütleri ile Guayaquil’de bulunan hükümet.

Ekvador halkının isyanı, halkları hileyle oluşturmuş bir borcu geri ödemeye zorlamak için Lenin Moreno gibi yoz ve teslimiyetçi hükümetlerden faydalanan IMF’nin planlarına karşı bir isyandır. Ekvador’un yoksul ve emekçi kesimleri, bu planları alt etmek ve daha fazla ıstırabı engellemek için gerekli tüm imkânlara sahip. FUT gibi önemli kesimler, “Ne Lenin Moreno, ne de Correa” sloganını yükseltiyor! Liderliklerin tutarlı olması, tabanda kararlaştırılan grevleri, eylemleri ve yol kesmeleri tereddüt etmeksizin sürdürmesi ve giderek bir yerli, işçi ve halk hükümeti kurma perspektifine yönelmesi elzem.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.