Şili: Parlamento’nun vardığı yoz anlaşmayı tanımıyoruz! Devlet başkanı Piñera ve onun katliamcı rejimini devirelim!

Şili Parlamentosu, yani hiçbir zaman halk lehine bir yasa çıkarmamış olan, zenginlerin paralarıyla yozlaştırdığı bu organ, bize yeni bir anayasa isteyip istemediğimizin sorulacağı bir referandum önererek, hepimizi tekrar aldatmaya çalışıyor. Gerçekte halk 30 gündür adeta eylemleriyle oy kullanarak “Piñera istifa” diyor! Demokrasiye dair hoş laflar ederek söz konusu referandumu düzenlemek isteyenler, aslında onlar için gerçekten önemli olan yegâne şeyi korumak için zaman kazanma gayretinde: Devlet başkanı Piñera da dahil olmak üzere bizi 40 küsur yıldır aşırı sömürüye maruz bırakan mevcut rejimi.

Ülkeyi sarsan kitle eylemleri bir aydır sürüyor ve katliamcı Piñera tarafından yönlendirilen vahşice baskılara rağmen gençlik, kadınlar, işçi sınıfı ve halk kahramanca mücadele ediyor. Polis ve asker baskısı sonucunda onlarca insan öldü, 220 protestocu gözünü kaybetti, işkence ve tecavüz olayları gerçekleşti, gizli gözaltı merkezleri kuruldu ve insanlar kaybedildi. Bu esnada, sözde muhalefet partileri, yani DC, PPD, PS, Radikal Parti ve de Geniş Cephe (Frente Amplio) üyesi partiler, kapalı kapılar ardında sağcılar ve hükümetle yoz bir anlaşmaya imza attı.

Biz bu anlaşmayı reddediyoruz çünkü:

– Bu anlaşma, imzacı partilerin zımnen Piñera’ya tam destek vermesi anlamına geliyor. Dört duvar ardında imzalanan bu anlaşma Piñera’yı iktidarda tutmaya yönelik, çünkü mevcut hükümeti kendisine meşru muhatap olarak alıyor ve böylece sokaktaki milyonlarca insanın talep ettiği gibi hükümeti kovma ihtimalini ortadan kaldırıyor. Hepsinin beraber toplumdan aldıkları destek %12’yi geçmiyor. Toplumun ezici çoğunluğu bilakis bu yozlaşmış milletvekillerini de hükümeti de reddediyor. Peki, o zaman bu anlaşma kimi temsilen imzalanıyor? Hiç kimseyi, zira sokaktaki insanların talep ettiği hiçbir meselenin uzağından bile geçmiyor. Bize hiçbir kazanım getirmiyor.

– Anlaşma hiçbir acil ekonomik tedbir sunmuyor: İşsizlik, düşük ücretler, yüksek borçluluk, sefil emekli aylıkları, sosyal hakların yağmalanması, doğal kaynakların yıkımı veya özelleştirilmeler gibi sorunlara çözüm getirmiyor. Kitle protestolarının asli sebebi ise bütün bu temel meseleler.

– Anlaşma, asker ve polis tarafından işlenen sistematik insan hakları ihlalleri hakkında da hiçbir şey söylemiyor. Bugünlerde seferber olan milyonlarca insanın maruz kaldığı acımasız şiddetten sorumlu olanların yargılanması veya cezalandırılmasına dair tek bir satır yok.

– Referandumun gelecek sene yapılması planlanıyor, böylece ülke çapındaki kitlesel seferberliğin önümüzdeki aylarda sönümlenmesi umut ediliyor. Dahası bu sayede zaman kazanarak sokakta eylem yapan bizleri bastıracaklarını, radikal sol muhalefeti susturacaklarını ve söz konusu anlaşmaya itiraz eden bölge ve mahalle meclislerini dağıtacaklarını düşünüyorlar.

– Son olarak, anlaşmanın sunduğu iki seçenek, aslında Pinochet’nin mirasını savunmaya dönük bir manevra. İlk seçenek uyarınca bir Yurttaş Konferansı toplanırsa (ki Kurucu Meclis’e en yakın seçenekmiş gibi görünebilir) mevcut anayasayı değiştirmek için 2/3’lük çoğunluk sağlanması şart koşuluyor ki, Piñera ve UDI’ye veto hakkı tanındığı ve şirketlerin onay vermesi gerektiği düşünülürse, bu durum anayasanın değiştirilmesini imkânsız kılıyor. İkinci seçenekse, Yurttaş Konferansı üyelerinin yarısının mevcut yoz parlamentonun üyeleri arasından seçilmesi. Bu seçenekler mevcut anayasayı değiştirmeye ve halkın, işçi sınıfının, yerli halkların, gençliğin, muhaliflerin ve kadınların çıkarına hizmet edecek bir anayasa yapılmasına imkân tanımıyor. Gerçek egemen kurucu meclis, kitle hareketinin Piñera hükümetini alaşağı ettikten sonra çağrısını yapacağı bir kurucu meclis olacaktır.

Toplumsal Birlik Kurulu (MUS) anlaşmayı reddetti. Bu tavrı olumlu buluyoruz ama bir kez daha yarı yolda kalıyorlar, çünkü hareketin genel talebi olan Piñera’nın istifasını dile getirmiyorlar ve bahsettikleri genel grev için bir tarih de zikretmiyorlar. Onlardan “Piñera istifa!” sloganını sahiplenmelerini ve genel grevin tarihini belirleyip, buna dönük taban toplantıları başlatmalarını talep ediyoruz.

Bu nedenle MST olarak biz, söz konusu anlaşmanın reddedilmesi çağrısında bulunuyoruz. Eylemleri hiç olmadığı kadar güçlendirelim; bu mücadele günlerinde ortaya çıkan yerel meclisleri ve taban örgütlerini inşa edelim, güçlendirelim ve ülke çapında koordine edelim; böylece kitle hareketinin ihtiyaç duyduğu bağımsız ve ülke çapındaki liderliği oluşturalım; bu sayede, parlamentodan çıkan anlaşmanın, rejimi ve Piñera’nın iktidarda kalmasını savunan partilerin kitle hareketini manipüle etmesini engelleyelim.

Sokaklarda oluşan devasa gücün ülkede dizginleri ele almasının zamanı geldi. Sokaktaki işçiler, gençler, kadınlar, Mapuche yerlileri ve tüm halk kesimleri, yani bugün mücadele eden herkes ülkenin yönetimini ele almalı ve ülkenin zenginliklerini sokağın taleplerini yerine getirmek için kullanmalı.

Piñera istifa!

Yoz anlaşmaya hayır!

Emekçiler ve halk yararına acil ekonomik durum planı uygulansın!

İnsan haklarını çiğneyen tüm askerler, polisler ve siyasiler yargılanıp cezalandırılsın!

Seferber olan halkın örgütleyeceği, özgür ve egemen, gerçek bir kurucu meclis!

Mücadele edenlerin, yani işçilerin ve halk kesimlerinin hükümeti!

Sosyalist İşçi Hareketi (MST), İUB-DE Şili seksiyonu

17 Kasım 2019

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.