Şili’de Boric’in zaferi ve sonrası

172

Şili’de 19 Aralık’ta gerçekleşen devlet başkanlığı seçimlerini aşırı sağcı aday José Antonio Kast’ın karşısında sol koalisyonun adayı Gabriel Boric kazandı. Başkanlık seçimlerinin kasım ayındaki ilk turunu sağ oylarını toplayarak az bir farkla kazanmış olmasına rağmen nihai zafere ulaşamayan Kast, yüz binlerce kişinin katledilmesinden ve işkence görmesinden sorumlu Pinochet diktatörlüğünü savunan; kadın ve LGBTİ+ düşmanlığıyla bilinen; mültecilere yönelik insanlık dışı tedbirler öneren ve neoliberal ekonomi planlarını destekleyen bir devlet başkanı adayıydı. Eski öğrenci lideri Boric’in seçim vaatleri arasındaysa eğitim ve sağlığın kamulaştırılması, ultra zenginlerin vergilerinin artırılması, çalışma saatlerinin düşürülmesi, öğrenci borçlarının silinmesi gibi reformlar vardı.

Boric’in seçimleri kazanmasının arka planında, 2019’daki halk ayaklanması ve pandeminin derinleştirdiği ekonomik ve toplumsal krizle beraber ayaklanma taleplerinin daha da yakıcı hale gelmiş olması yatıyor. Ekim 2019’da toplu taşıma ücretlerine yapılan zamma karşı sokağa dökülen halkın protestosu, sağcı neoliberal Piñera hükümetine ve rejime karşı eylemler ve grevlerle bir seferberliğe dönüşmüştü. İşçi-emekçiler, kadınlar, LGBTİ+lar, öğrenciler ve yerli halk sokağa dökülerek Pinochet diktatörlüğünden kalan faşist anayasayı, polis ve asker şiddetini, kemer sıkma politikalarını protesto etti. Kitleler asgari ücretin ve emekli maaşlarının artırılmasını, özelleştirmelere ve dış borç ödemelerine son verilmesini, doğal kaynakların kamulaştırılmasını, politik tutsakların serbest bırakılmasını ve Piñera’nın istifasını talep etti.

Yeni devlet başkanıyla beraber Piñera artık gidecek olsa da kitlelerin bu talepleri güncelliğini koruyor. Ancak Boric’in Şilili emekçilerin ihtiyaç ve taleplere cevap verecek bir programı yok ve vaat ettiği reformların gerçekçi ve kalıcı bir çözüm olamayacağı açık. Zira Boric, burjuvaziyle işbirliğine başladı bile. 2019’daki ayaklanma sırasında, Boric’in temsil ettiği Geniş Cephe (Frente Amplio) “diyalog” çağrısında bulunmuş; hükümetin ayaklanmayı sönümlemek için ortaya attığı ve sokaktaki kitleleri değil Piñera hükümetini desteklemek anlamına gelen bir barış anlaşmasına imzacı olmuştu. Buna rağmen, seçim sonucunda kitlelerin bir zaferinden bahsetmek gerekiyor. Ancak bu zafer 2019’daki kitle seferberliğinin, bir kurucu meclisin toplanıp diktatörlük anayasasının değiştirilmesinin önünü açan ve faşist bir adayın mağlup olmasını sağlayan sürecin ve bugüne kadarki toplumsal mücadelelerin bir sonucu. Ve mücadele henüz tamamlanmadı; aksine Boric’in sınıf uzlaşmacı programına karşı emekçilerin taleplerini savunacak, bunları kalıcı bir şekilde hayata geçirecek ve burjuvaziden bağımsız bir işçi-emekçi hükümeti için daha da derinleşecek.

Yorumlar kapalıdır.