Genel-İş’te Mor Liste: “Sendikanın Yarısıyız!”

Aralık ayında, DİSK Genel-İş Sendikası Anadolu Yakası 1 No’lu Şubenin yeni yönetiminin olağanüstü seçimi gerçekleşti. Mor Liste, sendikada eşit söz hakkı taleplerine dikkat çekmek için “Temsil edilmek hakkımız” diyerek sadece kadınlardan oluşan bir listeyle seçime katıldı. Kadın Dayanışması’ndan Merve Şanlıdağ, Kadıköy Belediyesi’nde çalışan Nazan Çam Ay ve Özge Çehreli Özcan ile seçim süreci ve hedefleri hakkında konuştu.

Kadın Dayanışması: Olağanüstü seçime çok hızlı bir şekilde hazırlanmanız gerekti. Bu süreci nasıl örgütlediniz, neler yaptınız?

Nazan Çam Ay: Aslında Mor Liste olağanüstü seçim için örgütlenme amacı güden bir yöntem değildi. Olağanüstü seçim, bizim örgütlenme sürecimize denk geldi. İşçi sendikalarının tamamında olan; hep konuştuğumuz, tartıştığımız bir sorun olan kadın temsiliyetinin azlığı konusunda ne yapılabilir, nasıl ilerlemeliyiz diye düşünüyorduk. Belediye işçileri açısından kadın örgütlenmesi yapmak çok çabuk sonuç aldığınız ama bir o kadar bir araya getirmekte zorlandığınız bir konu. Dolayısıyla nereden başlayacağımızı bilemediğimiz bir sürece olağanüstü seçim biraz vesile oldu. Önce kadınların çok az çalıştığı Park ve Bahçeler, Dış Temizlik gibi birimlerle görüştük. 650 erkek işçinin olduğu yerde 7 tane kadın var. Dış Temizlik’teki kadınlarla görüşmeye gittik. “Niye geldiniz?” dediler, şaşırdılar. Bir kadın örgütlenmesi yapmamız gerektiğini, burada da çok önemli bir yer tutacaklarını düşündüğümüzü, birlikte hareket etmek adına geldiğimizi söyledik. Sonra Park ve Bahçeler’deki kadınlarla da aynı toplantıyı yaptık. 1 No’lu şube Kartal, Ataşehir ve Kadıköy’den oluşuyor. Kadıköy’de kadınlara çok rahat ulaşıp meramınızı anlatabiliyorsunuz. Ancak doğal olarak Ataşehir ve Kartal’la ilgili çok çalışma yapamadık. Ataşehir’e gittik, broşürlerimizi dağıttık. Kartal’da belediyenin tamamını dolaştık. Sınırlı vaktimizde anlatabildiğimiz kadarını anlattık ve olağanüstü kongreye kendimizden emin, çok anlamlı bir listeyle girmiş olduk. Mor Liste bir adım. Bu adımla amaç, sol siyaset içinde de kadına yer vermede veya kadınla ilgili bir pozisyon belirlemede ne kadar antidemokratik davrandıklarını biraz gözlerine sokmaktı açıkçası. Aslında sendikaların seçim sürecine yönelik de bir eleştiri var. Şöyle ki sendika yönetimlerini veya sendika başkanlarını seçilen delegeler seçiyor. Bu delege pazarlıkları işçiyle sendika arasında müthiş bir kopuşa neden oluyor. Dolayısıyla herhangi bir süreç yönetmek istediğinizde işçiye ulaşamaz hale geliyorsunuz. Sadece kadınla ilgili konuların dışında buna da çok büyük itirazı var kadın işçilerin. Sendikayla arasına mesafe koymuş birçok kadınla iletişime geçmiş olduk. Listemize cinsiyetçi diyenler oldu, karma liste yapsaydınız diyenler oldu. Listelerde neden kadın olmadığını sorduğumuzda nitelikli kadın bulamıyoruz diyorlardı. Biz de, bize karma liste yapın diyenlere “Nitelikli erkek bulamıyoruz, şansınızı zorlamayın. 30 tane kadınla biz bu işi yapıyoruz,” diye cevap verdik.

“Listelerde neden kadın olmadığını sorduğumuzda nitelikli kadın bulamıyoruz diyorlardı. Biz de, karma liste yapın diyenlere ‘Nitelikli erkek bulamıyoruz, şansınızı zorlamayın. 30 tane kadınla biz bu işi yapıyoruz,’ diye cevap verdik.”

KD: Mor Liste olarak başlıca hedefleriniz nelerdi?

NÇA: Mor Liste bir anlayış, sadece bir liste değil. Öncelikli olarak, sendikanın bütün karar organlarında kadınlarla ilgili bir kotanın olması için adım atacak. Bir yandan da bir kadın örgütlenmesi yapmaya devam edecek. Çünkü kadın çalışanlar her yerde var ve kadın işçiler düzeni değiştirebilir. Hiç kuşkum yok, her konuyla ilgili inisiyatif alır, her şeyi başarır, her türlü süreci de yönetiriz. Şimdi önümüzde temsilci seçimleri var. Mor Liste’nin delegeyle, tam temsiliyetle ilgili bir anlayışı olacak. O yüzden karma bir yapıya gidecek, sendikal anlayışa dair fikirlerini söyleyen bir yapı haline dönüşecek. Kadrolu işçi arkadaşlarımızın temsilci seçimi oldu. Orada bir kadın arkadaşımız tek başına aday oldu ve kazandı. Bizimle hareket etmemesi önemli değil, biz kadınların temsiliyetteki oranını önemsiyoruz. Başka bir kadın arkadaşımız da bir listede yer aldı. Aslında sendikada liste hazırlayan herkes “Ya bir Mor Liste vardı, bunlar bir şey söylemişti” deyip biraz daha temkinli davranacaklardır diye düşünüyorum. Tam temsiliyet önemli. Bir liste 117 oy alıyor, diğeri 101 oy alıyor ki son seçim öyle. 117 oy alan yönetimi alıyor, 101 oy alandan hiçbir şey yok. İşçiyi dahil edemediğiniz, işçinin onayını almadığınız bir şeyde sendikanın altı boşalır. İşçiyle arasına mesafe koymak sendikalarda yönetimlerin temel sorunu. Ayrışmışlığa son verecek bir anlayışın olması ve seçimi bütün işçilerin yapması gerekiyor. Bir sendika başkanı, bir yönetim seçilecekse bunu bütün işçiler yapsın.

KD: Bundan sonraki süreçte Mor Liste olarak faaliyete devam etmek istiyorsunuz. Neler planlıyorsunuz?

NÇA: Ayrıştırıcı dilin ortadan kalkması gerekiyor bir kere. Sadece kadınlar açısından ayrıştırıcı bir dilden söz etmiyorum. Alanda çalışan, beyaz yaka, mavi yaka diye bir dil var. O dilden kurtulmak gerekiyor. Aslında muhalefet dediğiniz, sizinle birlikte hareket etmeyen delegelerin, temsilcilerin fikri alınarak bambaşka bir yelpaze sunulabilir. Temel olarak temsilcilik seçimlerinde kadınların listelere girmelerini sağlayacağız ancak kadınlar temsilci olsa da olmasa da kadın örgütlenmesi yapmaya devam edeceğiz. Mor Liste’yi destekleyen erkekler de var. Erkeklerin de bizimle hareket etmesini sağlayacağız.

KD: Sendika içinde kadınlar için ne tür mekanizmalar var? Örneğin, Türk Metal’de Kadın İşçiler Kurulu, Birleşik Metal-İş’te Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu yakın zamanda sözleşme taslaklarına girdi. Siz bu tür kurullara nasıl bakıyorsunuz?

NÇA: Genel-İş’te henüz böyle bir çalışma yok. Her şeyden önce kadın örgütlenme uzmanı yok. Bence büyük eksik. Kim örgütleyecek kadınları? Örgütlenmenin verimli olmasını, herhangi bir süreçte işçinin sizinle birlikte hareket etmesini istiyorsanız kadınları da örgütlemek zorundasınız, yok sayamazsınız.

KD: Açıklamanızda, “Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde varız ama sendikanın karar alma süreçlerinde yokuz” diyorsunuz. TİS’e yönelik ne tür talepleriniz olacak?

NÇA: 2020’de TİS görüşmeleri olacak. Bu toplu sözleşmenin, bütün işçilerin dahil edilerek hazırlanması gerekiyor. Mor Liste ekibi bununla ilgili, yönlendirmek için özel bir çalışma yapacak. Bütün kadın arkadaşlarla görüşerek onların taleplerini mutlaka TİS taslağına koymak isteriz. 8 Mart bizde ücretli izin, o geçti. Regl izni, kreş vs. bunlar zaten dillendirilir ama enflasyon farkı, geçim derdi nedeniyle maddi talepler de ön plana çıkıyor.

KD: Kadınların yönetim listelerine göstermelik yerleştirildiğini, haklarının savunulması için listelerde kadın olması gerektiğini ifade etmiştiniz. Şu anda DİSK Genel Başkanı bir kadın. Bunun sendika içindeki kadın mücadelesine yansıması nasıl oluyor?

NÇA: Çok olumlu ve ciddi katkıları var Arzu başkanın. Ve devam edecektir katkıları. Onun orada olması bizi mutlu eder, onurlandırır. Ancak biraz önce verdiğim örnekte olduğu gibi, esas örgütlenmeyi yapan kısımlarda bir sistematiğin olmaması, sadece genel başkanın kadın olmasıyla çözülebilecek bir sorun değil. Şubelerde daha kronik sorunlar var. Bunları çözmek için kadın işçilerin bir adım atması gerekiyordu. Alttan örgütlenmemiz kazım. Sendikayla arasına mesafe koymuş 6300 işçi var 1 no’lu şubede, bunların 2000’i kadın ama yönetimde kadın yok. Ama sendikacılığın delege sistemiyle ilgili de sorun var. Onları da biraz sorgulamak lazım. Sendikayla arasına bu kadar mesafe koymuş kadını siz bu sürece dahil edebilirseniz zaten tepeye doğru müthiş bir örgütlenme yapmış olursunuz.

KD: Mor Liste ile mücadeleyi bölmekle eleştirildiniz, size cinsiyetçi dendi. Bu konuda bir şey söylemek ister misiniz?

NÇA: Biz bu işe girdiğimizde kimseyi bölmedik, zaten bölünmüş durumdalardı. Biz bölen parçalayan, kısım değil, aksine o bölünmüşlüğe alternatif olarak çıktık. Bu bölünmüş yapıyı reddediyor, bambaşka bir anlayışla işçilerin ve delegelerin önüne gidiyoruz dedik. Bu adaletsiz ve haksız bir ithamdı. Bu liste aslında tarihi bir misyon. Herkes bunu gördü. 7 oyumuzu aldık. Onlar tüm pazarlıkları yapmışken biz 10 gün kala gelip 7 kişiyi ikna ettik.

Özge Çehreli Özcan: Bu kadar kısa bir sürede bunu başarıyor olmak, yarın ne kadar kuvvetlenebileceğimizi gösteriyor. Simgesel bir anlamı var. Bir kısım bizim o gün çekileceğimizi konuşuyordu.

NÇA: Ama çekilmedik, çok nettik.

KD: Taşeron olmanızdan kaynaklı sorunlar var mı?

NÇA: Daha önce kadrolu işçi arkadaşlarımız var sendikayı bunca yıl omuzlarında taşıyan. Sendikal hareket içerisinde yer almış, deneyimleyen, çeşitli hareketlere destek vermiş arkadaşlarımız var Kadıköy belediyesinde. Ama hükümetlerin politikasıyla birlikte taşeronlaşmaya giden işçi kadrolarının tamamı KHK ile birlikte sözde bir kadro verilerek, aslında hemen hemen aynı şartlarda belediyenin şirketine geçirildiler. Çok ciddi ücret eşitsizlikleri var. 2020 toplu sözleşmesine damga vuracak en önemli konulardan biri bu olmalı. İşçilere ücret eşitsizliğine dair bir politika sunulmalı.

KD: Geçtiğimiz 8 Mart’ta tüm dünyada feminist grevlere ve eylemlere tanık olduk ve burada da çeşitli eylemler düzenlendi. Ancak Türkiye’de sendikalılık oranı düşük, sendikalı kadın işçi sayısı ise daha da düşük. Sizce kadın grevi kadınların sendikalılaşması açısından teşvik edici olabilir mi?

NÇA: Kadınların sendikalılaşmayla ilgili daha geride kaldıkları ortada. Bir de bıyıklı ve erkek egemen bir kültür olunca kadınlar kendilerini iyice geri çekiyor. Ama başka bir sendikacılık anlayışını kadınlara anlatmak gerekiyor. Sendikayla arasına mesafe koyan bir sürü kadın var. Sürece, sendikal örgütlenmeye dahil edilmeleri ve sendikaların bununla ilgili bir politika belirlemesi gerekiyor. Ama bununla ilgili pek adım atılmıyor, okuduğum resim bu. O yüzden dünyadaki hareketler Türkiye’yi de etkileyecektir, ama örgütlenmelerle birlikte etkileyecektir. Bu duvar örgütlenmeyle birlikte yıkılabilir ancak. Kadınları ikna etmek lazım. Toplumsal olaylar işçi hareketinin lokomotifi gibidir. Dolayısıyla kadın hareketiyle kadın işçi hareketini birbirinden ayırmak, bağımsız saymak çok mümkün değil. Kadın cinayetleriyle, tacizlerle ilgili de bir şey söyleyecek bir kadın işçi hareketi yaratmamız gerekiyor. Çünkü o kadın geçim sıkıntısına tepki gösterecek ama aynı zamanda tacize de karşı çıkacak. Eşitlikle, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili pek çok meseleyi kadınlarla konuşmak lazım. Bu konuda emek harcamış, gönül vermiş kadın hareketine çok ihtiyacımız olacak.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.