Tarihte bu ay: İşçi sınıfına karşı 28 Şubat

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrolarından AKP’ye dek bütün burjuva partiler Sünni Müslümanlığı kitleleri kontrol etmenin, politik ve sosyal biati geliştirmenin bir aracı olarak gördüler.

Politikacıların dillerinden hiçbir zaman Kuran-Hadis alıntıları düşmedi. 12 Eylül Türkiye’nin dört bir noktasına Kuran kursları açtı ve sosyalist partiler ile sendikaları kapatırken, birçok gerici cemaate propaganda hakkı tanıdı. Bununla da yetinmedi, o cemaatlere devlet içinden görev dağılımı yaptı. Türkiye’de kaymakamından valisine, emniyet müdürlüğünden jandarmasına devlet Sünni’dir. Diyanet İşleri Başkanlığı yalnızca Sünnilerin bayramlarını resmi tatil kabul etmektedir. Bütün okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında İslam’ın bu yorumu okutulmaktadır.

Dolayısıyla Türkiye’de Sünniliğin baskılandığı, zulüm gördüğü, engellenmeye çalışıldığı, Türkiye tarihinin en büyük yalanlarındandır. Bu büyük yalanın en çok kullandığı argüman ise 28 Şubat “postmodern” darbesinin, Müslümanlara karşı yapıldığıdır.

Toplumlar dindarlar ve dindar olmayanlar diye değil, patronlar ve işçiler olarak ikiye ayrılırlar. Dolayısıyla yaşanan bütün politik gelişmelerin, bu iki sınıfın karşılıklı ilişkisiyle bir ilgisi vardır. 28 Şubat, seçimlerle ulaşabileceği nihai sınıra gelen Milli Görüş’e can simidi olmuş, onun ciğerlerini açmıştır. Bu askerî müdahale İslamcı harekete geniş bir manevra hareketi açmıştır. İşçi sınıfı ve sosyalistler ise örgütlerinin ve gazetelerinin kapatılmasıyla, bütün sendikal mevzilerin gerilemesiyle, sosyal ve demokratik hakların parçalanmasıyla mücadele etmek durumunda kalmıştır.

Elbette herkes kendi inancını hürriyet içinde yaşayabilmeli. Ancak bu özgürlüğü elde edebilmenin birinci şartı, yaşananları doğru yorumlayarak, bu yoruma göre bir mücadele yolu oluşturabilmektir. 27 Mayıs da, 12 Eylül de, 28 Şubat da işçi sınıfına ve sosyalistlere karşı yapılmış askerî girişimler ve darbelerdi. Sorunu ortaya böyle koymadığımız müddetçe darbelere karşı mücadelenin, işçi sınıfının mücadelesinden geçtiğini kavrayamayız. Dolayısıyla Müslüman olmak, Erbakancı olmak, AKP’li olmak işçiler için 28 Şubat benzeri darbeleri durdurmak noktasında bir anlam ifade etmemektedir. Ancak orduyu işçi sınıfının hizmetine koşma hedefine sahip, sosyalist fikirlerle donanmış bir işçi sınıfı mücadele ederek yeni 28 Şubat’ların önüne geçebilir.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.