Tarihte bu ay: 6284 sayılı kanun yürürlüğe girdi

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 sayılı kanun, kadın hareketinin yıllarca süren çalışmaları ve baskısı sonucu 20 Mart 2012’de yürürlüğe girdi. Eski haliyle 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun sadece aileyi korumaya ve aile içi şiddeti önlemeye yönelikti. 6284’ün, ailenin değil kadınların hayatının korunmasına vurgu yapan ve kadın örgütlerince ısrar edilen taslak adı “Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunması” iken kanun meclise bu adla sunulmadı. Yine de 237 kadın örgütünden oluşan Şiddete Son Platformu kanuna “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi” ifadesinin eklenmesini sağlayabildi.

6284’ün, şiddet mağdurunun beyanı esasında alınacak bazı koruyucu ve önleyici tedbirleri şu şekilde:

  • Şiddet gören kadın ve çocuğuna barınma desteği ve kreş imkânı sağlanmalı,
  • Geçici maddi yardım yapılmalı,
  • Psikolojik, meslekî ve hukukî rehberlik ve danışmanlık sunulmalı,
  • Hayatî tehlike olması durumunda kadın geçici koruma altına alınmalı ve isterse kimliği değiştirilmeli,
  • Şiddet uygulayan için uzaklaştırma cezası; tedbir kararlarına aykırılık halinde zorlama hapsi kararı verilmeli,
  • Koruyucu tedbir kararı için, şiddet uygulandığı hususunda delil veya belge aranmamalı; önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilmeli.

Bunların dışında kanun, şiddet önleme ve izleme merkezlerinin (ŞÖNİM) kurulmasını öngörüyor. Ancak bugün bu merkezler kolay erişilebilir değil, sayıca yetersiz ve 7/24 sunması gereken desteklerin tamamını vermemekte.

Söz konusu 6284 olduğunda, bu kanunu garanti altına alan İstanbul Sözleşmesi’nden (Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi) bahsetmemek imkânsız. Çünkü bugün hem İstanbul Sözleşmesi’ne, hem de 6284’e karşı savaş açmış bir iktidarla, çeşitli parti ve örgütlerle, sözde nafaka mağdurlarıyla ve “erkek” adalet yanlılarıyla karşı karşıyayız. Tüm bunlar; adları beraber anılan bu kanun ve sözleşmenin yuva yıktığını, kutsal aile düzenini bozduğunu, erkeği mağdur ettiğini ve hatta kadın cinayetlerinin asıl nedeninin bunlar olduğunu iddia ediyorlar.

Yürürlüğe girdiğinden beri uygulanması devlet eliyle zorlaştırılan kanun ve sözleşme ne yazık ki çoğu zaman kâğıt üstünde kalıyor. Devlet kurumları ve kolluk kuvvetleri ya kanuna dair bilgi sahibi değil, ya da kanunu uygulamaya koymuyor. Dolayısıyla mevcut durumda 6284 ve İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini önlemeye yetmiyor. Bu nedenle 6284 sayılı kanunun acilen ve etkin şekilde uygulanması, İstanbul Sözleşmesi’nin şartlarına uyulması ve uygulamaların, kadın örgütlerinin tüm taleplerini içerecek şekilde geliştirilmesi gerekmekte.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.