Salgın döneminde işçiler ve mücadeleler

Türkiye’de ilk koranavirüs tespitinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Resmi rakamlara göre yaklaşık 40 bin hasta ve hastalığa bağlı 812 ölüm var (8 Nisan itibariyle). Salgının yayılmasını engellemek için hükümet her mecrayı kullanarak “evde kal” çağrısında bulunuyor. 20 yaş altı ve 65 yaş üstü bireylerin sokağa çıkmasının yasaklanması, market ve pazarlara maskesiz girilememesi, şehirlerarası ulaşımın kısıtlanması gibi önlemlere gün geçtikçe yenileri ekleniyor. Ancak bu önlemlerin neredeyse tamamından işçiler muaf durumda. Hükümet salgının en başından itibaren uyguladığı tüm politikalarda patronları gözetiyor ve biz işçilere dair tüm sorumluluğu patronlara bırakıyor.

Bunun en son ve en çarpıcı örneklerinden biri 20 yaş altı sokağa çıkma yasağından çalışanların muaf tutulması. Tabii buna ek olarak servislerin şehirlerarası ulaşım yapmalarına izin verildiğini ve sosyal mesafe kuralının işyerlerinde ve servislerde pek işlemediğini de unutmamak gerekiyor. İllerde salgına dair sorumluluk valiliklere verilirken, örneğin Kocaeli Valiliği – her ne kadar sonradan sehven yazıldığı söylense de – iş bırakmayı yasaklama kararı alıyor. Kısacası hükümet, işçileri salgından korumak bir yana, işçilerin kendilerini korumak adına aldığı önlemleri bile önemsemeyerek onların patronların çıkarları uğruna çalışmaya devam etmeleri için tüm gücünü, eskiden olduğu gibi, kullanıyor.

Peki patronların inisiyatifine bırakılan işyerlerinde durum nasıl? Gerçekten yeterli önlemler alınıyor mu? Patronlar işçilerin var olan haklarını – hem insan oldukları için var olan yaşam haklarını, hem de işçi oldukları için var olan çalışma, işten kaçınma, ücretli izin vb. hakları – gözetiyor mu?

Son iki soruya verilecek cevap maalesef hayır. Salgın önlemleri nedeniyle kapanan birçok işyeri, işçilerini ya işten çıkarmış ya da ücretsiz izne göndermiş durumda. Yıllık izin kullanmaya zorlanan işçiler ise bu hakları bitince ücretsiz izinde sayılacaklar.

Çalışmaya devam eden işyerlerinde ise alınan önlemler oldukça yetersiz. Yemekhaneler ve soyunma odaları kapanıyor ama işçiler yan yana çalışmaya devam ediyorlar; işçilere yeterli sayıda maske ve eldiven temin edilmiyor ve verilen koruyucu ekipmanlar ise uzun süreli kullanımdan dolayı hiçbir işe yaramıyor. İş öyle bir duruma gelmiş durumdaki BBC Türkçe’nin haberine göre Koray İnşaat, işçilerine koranavirüse yakalanmalarının kendi sorumluluklarında olduğunu kabul ettiklerini beyan eden belgeler imzalatıyor. Patronların inisiyatifine bırakılmış işçilerin durumları işte böyle. Birçok işyerinde işçiler bu sorunlara karşı çeşitli şekillerde mücadele ediyorlar.

Eskişehir’de bulunan Sarar Fabrikası’nda, İstanbul’da Galataport ve Atatürk Kültür Merkezi inşaatlarında, Muş’ta HES inşaatında ve İzmir’de Katı Atık Birimi ile İZSU’da işçiler yeterli sağlık önlemleri alınmadığı için iş durdurma eylemleri gerçekleştirdiler.

Bandırma Eti Maden’de ise işçiler yıllık izinlerinden düşürülerek izne gönderilmelerine karşı İşletme Müdürlüğü Hizmet Binası önünde protesto eylemi yaptılar ve ücretli izin talebinde bulundular.

Ankara İbn-i Sina Hastanesi’nde ve Adana Balcalı Hastanesi’nde sağlık emekçileri ise sağlık çalışanları arasında yapılan ayrımcılığa karşı basın açıklaması düzenlediler. Açıklama sırasında düzenlenen polis saldırısı sonrasında işçiler gözaltına alındı.

PTT işçileri, cumartesi günü çalışılmaması kararına rağmen çalışmaya zorlandıkları gerekçesiyle iş bırakarak bu uygulamanın önüne geçtiler. Gaziantep’te ise Oba Makarna yönetimi, üç vardiyayı iki vardiyaya indirme kararı alarak işçilerinin bir bölümünü yıllık izinlerinden düşerek izne çıkardı; kalan işçileri ise 12 saat çalışmaya zorladı. İşçilerin tepkisi sonucu yönetim geri adım atarak çalışma saatlerini tekrar 8 saate indirdi.

Koronavirüs salgınının artması ve işyerlerinde yeterli önlem alınmaması sonucu bazı fabrika ve işyerlerinde hastalık görülmeye başladı. Birçok işyerinde patronlar bu duruma rağmen işçileri çalışmaya zorluyor. Bunlardan biri olan Gebze Sarkusyan’da patronun tehditlerine rağmen Birleşik Metal-İş’e bağlı işçiler çalışmaktan kaçınma haklarını kullanarak üretimi durdurdular. Yine Birleşik Metal-İş’e bağlı olan ve İstanbul Maltepe’de bulunan Sanel fabrikasında çalışan işçiler, aralarından birinin Covid-19 testinin pozitif çıkması sonrasında çalışmaktan kaçınma haklarını kullandılar. Gaziantep’te ise Melike Tekstil’de aynı sebeple işçiler iş bıraktı. İzmir’de bulunan Akar Tekstil’de de çalışan bir işçinin Covid-19 testinin pozitif çıkması sonucu işçiler iş bırakmak istediler. Bu nedenle patronun sopalı adamları işçilere saldırıp onları çalışmaya zorladı, ancak buna rağmen işçiler çalışmaktan kaçınma haklarını kullandılar.

İşte salgın sırasında işçilerin ve işyerlerinin durumunun özeti bu. Yetersiz önlemlerle çalışma ya da parasızlık seçenekleri arasında kalan işçiler içerisinde hastalık her gün daha da yayılmakta ve patronlar işçileri daha zor ve kötü şartlar altında çalışmaya zorlamakta. İşçiler arasında artan hasta sayısına rağmen işçilere test yapılmamakta ve önlemlerde bir değişiklik olmadan üretime devam edilmekte.

Tüm bu yaşananlara karşı alınabilecek önlemler var. Bir an önce işten çıkarmalar yasaklanmalı ve zorunlu sektörlerde çalışan işçiler dışındaki tüm işçiler ücretli izne çıkarılmalıdır. Çalışmaya devam edecek sektörler, sendikalar ve işçi örgütlerinin oluşturacağı bir komisyon tarafından belirlenmeli ve bu sektörlerde maaşlara dokunulmadan çalışma saati düşürülmeli, vardiya sayısı arttırılmalıdır. Özel hastaneler ve sağlık kuruluşları kamu kontrolüne alınmalı ve sağlık hizmetleri ücretsiz olmalı, çalışmaya devam eden tüm işçilere ücretsiz koruyucu ekipman sağlanmalıdır. Fatura ve kredi ödemeleri faizsiz ertelenmeli ve tüm işsizler işsizlik fonundan yararlanmalıdır.

Bu talepler ve diğer zorunlu önlemler gerçekleştirilebilir ve gerçekleştirilmelidir de. Kaynak yetersizliğine ilişkin sorunlar sermayeye ek vergiler koyarak kolaylıkla aşılabilir. Yeter ki sendikaların ve işçi örgütlerinin öncülüğünde birlikte hareket ederek bu talepler etrafında mücadele edelim. Kriz ya da pandemi fark etmeksizin her durumda faturayı biz emekçilerin sırtına yıkan düzene karşı eşitlikten yana, adil bir düzen için mücadele edelim.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.