Afrika dış borcu ödemek istemiyor

Pandeminin derinleştirdiği ekonomik ve toplumsal kriz altında, Afrika ülkelerinin hükümetleri emperyalist metropollere dış borç ödemelerinin durdurulması için ilk kez ortak bir tutum almaya çalışıyor. Çeşitli diktatörlük rejimlerini de kapsayan burjuva hükümetlerinin bu çıkışı fazlasıyla sınırlı bir nitelik taşısa da, emperyalizmin yoksul ülkeleri düzenli biçimde soyma, yağmalama yöntemi olan dış borç meselesinin meşruiyetini gündeme getirmesi itibarıyla oldukça önemli.

Afrika ülkelerinin dış borç meselesini ortak biçimde gündeme getirmesi emperyalist merkezlerde yankı buldu ve borçların bir kısmının ötelenmesi için müzakere yapılabileceği ifade edildi. IMF, en yoksul 19 Afrika ülkesinin borçlarının azaltılmasını kabul etti. Afrika Birliği bu sene dış borç faizi ödemelerinin durdurulmasını ve borçların 44 milyar dolarlık kısmının silinmesini talep ediyor.

Geçmiş deneyimler emperyalist hükümetlerin ve IMF gibi uluslararası kurumların bu talebi kabul etmesinin mümkün olmadığını gösteriyor. Tarihteki örneklerle, yalnızca bir emekçi halk seferberliği ve bir isyan dalgası altında dış borç ödemelerinin durdurulabildiğini ve iptal edilebildiğini görüyoruz. Ne var ki, Afrika Birliği’nin bu talebinin kabul edilmesi dahi yoksul emekçi halkların sorunlarına çözüm üretmekte oldukça yetersiz kalacağı gibi, bugüne kadar onlardan yağmalanan zenginlikleri düşündüğümüzde de bu talep son derecede mütevazı kalıyor.

İngiltere, Hollanda, Fransa başta olmak üzere günümüzdeki emperyalist finans imparatorlukları, zenginliklerini Afrika ve diğer diğer kıtaların vahşice sömürülmesi, yağmalanması ve kölecilik üzerine inşa ettiler. Bu sömürü mekanizması 20. yüzyılda ülkelerin servetlerinin dış borç biçimi altında yağmalanmasıyla devam etti.

Afrika ülkelerinin toplam dış borcu bugün 700 milyar dolar civarında ve bu borç için ortalama yüzde 15 faiz ödeniyor. IMF’nin kendisi dahi Afrika ülkelerinin bir çığ gibi yuvarlanan dış borç ödemeleri yüzünden kamusal eğitim ve sağlık harcamalarının kısıtlandığını kabul ediyor. Salgınla birlikte kamusal hizmetlerin daha da hayati bir hale geldiği ve ekonomik imkânların çok daha kısıtlı olduğu bir ortamda, hiçbir meşruiyeti olmayan dış borcun ödenmeye devam etmesi gerçek bir cinayet anlamına geliyor. Temel sağlık ve ihtiyaç ürünlerine ulaşamadığı için hayatını kaybedecek yüz binlerce insandan söz ediyoruz.

Bu şartlar altında yalnızca Afrika’da değil, Latin Amerika, Ortadoğu ve Güney Asya gibi bölgelerin hükümetleri emperyalist metropollere dış borç ödemeyi reddetmeli ve buradan edinilecek kaynağı emekçi halkın sağlık hizmetlerinin ve temel ihtiyaçlarının karşılaması için harcamalıdır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.