Yemeksepeti İşçi Komitesi’nden kamuoyuna bilgilendirme

194

Yemeksepeti’nde sendikalaşmayı sağlamak hedefi ile bir araya gelen ve yaklaşık bir yıldır bu amaçla çalışmalarını sürdüren Yemeksepeti İşçi Komitesi’nin, son dönemde kendilerine yöneltilen ithamlara ilişkin kamuoyuyla paylaştıkları bilgilendirme metnini okurlarımızla paylaşıyoruz. Yemeksepeti işçilerinin “sendikalı işyeri, sendikalı çalışma” mücadelelerinin yanındayız!

KAMUOYUNA BİLGİLENDİRME

Yemeksepeti işçileri olarak mücadeleye atıldığımız günden bu yana birtakım ithamlarla mücadele etmek zorunda kaldık. Öncelikle haklarını ve ücretlerini beğenmeyen şımarık işçiler olarak lanse edilmek istendik.

Daha sonra Yemeksepeti yöneticileri tarafından komik bir şekilde Getir ve Trendyol ajanları olmakla suçlandık. Ancak bizi en çok yaralayan itham, aynı saflarda mücadele etmemiz gerektiğine inandıklarımızdan gelen oldu. Sarı sendikacılık ve örgüt kırıcılığıyla suçlanmaktayız.

Yemeksepeti İşçi Komitesi (YİK) 2020’nin Ekim ayında, birkaç şehirden kurye ile depo işçisinin aralarında toplantılar alarak oluşturdukları bir inisiyatif olarak başladı. Kurulduğu günden beri komitenin hedefi sendikalaşmayı sağlamak oldu. Bu amaç doğrultusunda yüzlerce işçinin sendikalaşmasına eşlik ettik.

YİK kurulduğunda, Nakliyat-İş henüz Yemeksepeti’nde örgütlenme çalışmalarına başlamamıştı. Komitede işçiler tarafından alınan karar doğrultusunda Nakliyat-İş’le Kasım 2020’de bir görüşme gerçekleştirildi; örgütlenme uzmanı bize Yemeksepeti’nde örgütlenmeyi istediklerini söyledi.

Ancak komiteli işçiler olarak Nakliyat-İş’le örgütlenme stratejisi yönünde ayrılıklar yaşadık. Öncü işçi arkadaşlarımız sendikalaşma faaliyetini gizli tutmak isterken, Nakliyat-İş Yemeksepeti örgütlenmesi hakkında basın açıklamaları yayımlayıp tweetler atmaya başladı.

Biz sendikal örgütlenmeyi kulaktan kulağa büyütürken, böylece sendikalaşan işçi dostlarımızın ekmeklerini tehlikeye atmadan yol alırken, Nakliyat-İş gerçek bir faaliyet örmek yerine, sosyal medya kampanyalarıyla sonuç almayı umdu.

İkinci anlaşmazlık konusu işyeri komiteleriydi. Biz sendikalaşmanın işyeri komitelerine dayandırılması gerektiğini, her işyerinde oluşturulan komitelere dayalı bir işçi demokrasisinin sendikalaşmaya muhakkak eşlik etmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bunu, bürokrasi tehlikesine karşı sendikanın asıl sahipleri olan işçileri güçlendirmek için öneriyoruz. İşçilerin iradesinin ve isteğinin kapsamında olmayan metotlarla sendikalaşma faaliyetinin sürdürülmesinin yıkıcı etkileri olacağına inanıyoruz. Ve bu inançlarımız ne yazık ki doğrulandı.

Sendikal birlik işyeri komiteleriyle değil, işyerleri önünde bildiri dağıtımlarıyla organize edilmeye çalışılınca, anlaşmazlığımız derinleşti. Gizli yürüttüğümüz örgütlenme sürecini açığa çıkararak patronun süreçten haberdar olmasına neden olan, işte bu politikadır.

Sendikal çalışma bu şekilde yapılınca, işçi demokrasisi yerine maceracı bir çizgiye dayanınca aylar boyunca karış karış ördüğümüz sendikalaşma çalışmalarımız, Yemeksepeti patronunun kulağına gitti.

Bunun üzerine işveren sendikal örgütlenmeyi engellemek için çeşitli adımlar attı. Öncelikle, hileli bir şekilde işkolumuz değiştirildi. Bir gecede taşımacılıktan ticaret-büro sektörüne geçirildik ve böylece yüzlerce sendika üyeliği boşa düşmüş oldu.

Yemeksepeti patronunun saldırılarına rağmen işçiler olarak örgütlenmeyi sürdürdük. İlkelerimiz şunlardı: Gizli faaliyet, işyeri komiteleri ve işçi demokrasisine dayanan bir süreç. Bu ilkeler üzerinde, sektördeki sendikal barajı aşmış olan, yani TİS yetkisi olan TÜMTİS’te örgütlenme kararı aldık.

TÜMTİS,  Yemeksepeti’nin taşımacılık işkolunda bulunan işyerlerinde sendikal çoğunluğu sağlayarak Çalışma Bakanlığı’na çoğunluk tespiti için başvuru yaptı. Bakanlık çoğunluk tespitini onayladı; patron ise yetkiye itiraz etti. Bu süreçte sendikal faaliyetlerinden ötürü Manisa’da 3 arkadaşımız işten atıldı. Bu saldırıya karşı işyeri önünde bir basın açıklaması düzenleyerek işverenin sendika düşmanı tutumunu protesto ettik.

Şu anda da komite olarak bizlerin ve sendikamızın mücadelesi devam etmektedir. Hukuki olarak da sonuna kadar sürecin takipçisi olacağız.

HAKLARI İÇİN MÜCADELE EDEN İŞÇİLERİZ

Çoğunluk tespitine itiraz mahkemesi bugün sürmekte. Boşuna! Yemeksepeti’ne sendika bir kere girdi; il il, depo depo sendikal çalışmamızı sürdürüyoruz. Yemeksepeti’ni TİS masasına oturtmayı hedefliyoruz. Kuryelerin ölümüne, işçilerin sömürüsüne dur diyeceğiz.

Biz Yemeksepeti işçileri ne Getir veya Trendyol ajanlarıyız, ne de sarı sendikacılarız. Birlik olmayı, sendikalı olmayı, diğer sınıf kardeşlerimizle her durumda dayanışmayı ve haklarımız için sonuna kadar mücadele etmeyi savunuyoruz.

Bu nedenle bütün sendikaları ve emek örgütlerini biz Yemeksepeti işçileriyle ve TÜMTİS’te devam eden sendikalaşma mücadelemizle dayanışmaya davet ediyoruz. Sesimize ses katın. Binlerce kurye ile depo işçisinin mücadelesinde, onların yanında olun. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.

Taleplerimizi bir kere daha hatırlatıyoruz:

Performans ve hız odaklı çalışma rejimine son!

Mobbinge ve sürgünlere,

Mesai saatlerinin keyfi bir şekilde uzatılmasına son!

İşten atmalar yasaklansın!

Şubeler ve kuryeler arası yarışın teşvik edilmesine,

Tutanak terörüne son!

İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınsın! Sendikalı işyeri, sendikalı çalışma istiyoruz! Toplu iş sözleşmesi istiyoruz!”

Kaynak: twitter.com/YKomitesi

Yorumlar kapalıdır.