Bolivya: siyasi kriz ve hükümete karşı halk isyanı
Rodrigo Paz hükümetinin istifasını talep eden köylüler ve yerliler tarafından örgütlenen onlarca yol kapatma eylemi tüm ülkeye yayılmakta. Hayata geçmemiş bir genel grev ilan etmiş olan Bolivya İşçi Konfederasyonu (COB) da aynı talebi dile getiriyor. Bununla birlikte farklı şehirlerde hükümete karşı önemli grevler ve kitlesel seferberlikler yaşandı ve bu süreçte öğretmenler öne çıktı.
Rodrigo Paz hükümeti Bolivya nüfusunun büyük çoğunluğu tarafından reddediliyor. Bununla birlikte hükümet, Kongre’de “olağanüstü hal” ilan etme yetkisini kendisine tanıyan sağ partilerin desteğiyle iktidarda kalmayı başarmakta ve böylece daha geniş kapsamlı bir baskı uygulamak için gerekli serbestliğe sahip. Hükümet, sokaklardan gelecek tepkiden çekinerek bu önlemleri tam ve kapsamlı biçimde uygulamaya koymaya henüz cesaret edememekle birlikte seçici ve sürekli bir biçimde uygulamaya devam ediyor. Yakın zamanda El Alto Havalimanı’nda Arjantin’den gelen sendikal ve politik önderlerden oluşan dayanışma heyetini gözaltına almış ve derhal sınır dışı etmişti.
Rodrigo Paz hükümeti, işçi kesimleri karşısında zayıflamış olmasına karşın, gitmesini talep eden halk isyanını savuşturabiliyor. Zira henüz mücadeleleri tutarlı biçimde birleştirebilecek ulusal bir önderlik oluşturulamadı; yoksul ve emekçi halkın önüne bu toplumsal felakete son vermek adına alternatif ulusal programatik öneriler ve yeni bir hükümet perspektifi de sunulamadı.
Bolivya’daki halk mücadelesinin ilerleyişini frenleyen bir diğer etken, fabrika işçileri ile kentlerdeki ve kırsaldaki öğretmen sendikalarının bazı önderliklerinin, temel taleplerini elde edemeden hükümetle birlikte protestoları askıya alma kararı almasıdır. Yine de öğretmenler söz konusu olduğunda taban kesimleri hükümete karşı tavizler veren bu üst düzey pazarlıkları reddetti ve La Paz ile Bolivya’nın çeşitli bölgelerinde güçlü yürüyüşler düzenlendi.
Hükümeti ayakta tutan bir diğer olgu ise Trump önderliğinde ABD emperyalizminin, Milei’nin ve Latin Amerika’nın aşırı sağcı hükümetleriyle ABD Başkanı arasında mart ayında imzalanan “Amerika Kalkanı” adlı anlaşmanın parçası olan diğer hükümetlerin kesintisiz uluslararası desteğidir. Bu anlaşma, ABD emperyalizminin bölgedeki egemenliğini güvence altına almayı hedefliyor ve “uyuşturucu kartelleriyle mücadele” bahanesiyle askeri müdahale olasılığını ortaya koyuyor. Trump’ın Venezuela’ya müdahalesini Maduro’nun tutuklanmasını ve şimdilerde ülkede üretilen petrolü ABD’ye teslim etmesi için Maduro’nun eski yardımcısı olan mevcut cumhurbaşkanına boyun eğdirilmesini başlatan bahane de bu olmuştu.
Aynı şeyin Bolivya’da da yapılması hedefleniyor. Hükümetin projesi, yeraltı zenginliklerini ve toprakları ABD çokuluslu şirketlerine teslim etmektir. Her ne kadar Bolivya zenginliklerinin yağmalanması yeni bir olgu olmayıp çok eski tarihlere uzansa ve MAS hükümetlerinin sahte ve çifte standartlı “emperyalizm karşıtı” söylemi döneminde de yaklaşık 20 yıl boyunca sürmüş olsa da, Rodrigo Paz hükümeti çok daha kapsamlı bir teslimiyet projesini hayata geçirmek istiyor.
Kriz ve ülkenin yağmalanması
Mevcut uluslararası ekonomik kriz, ulusal duruma açıkça yansıyor. Bu kriz son derece keskinleşmekte ve tüm emekçi halk üzerinde ağır bir sıkıntıya yol açmakta. Temel tüketim maddelerinin fiyatları artıyor, ücretler donduruluyor ve küçük mülk sahibi olan köylülerin topraklarına el konularak büyük tarım-ticaret oligarklarına devredilmeye çalışılıyor.
Hükümet büyük toprak sahiplerinin vergilerini kaldırdı ve yabancı oligarklar da dahil olmak üzere Brezilyalı ve Arjantinli büyük toprak sahiplerinin giderek daha geniş arazi parçalarını denetim altına almasına olanak tanıyor. Şimdi ise bu kesimlerin tüm ürünleri vergi ödemeksizin ihraç etmelerine ve elde ettikleri dolarları ülke dışına çıkarmalarına izin veriliyor. Bu büyük oligarklar, MAS’ın iktidarda olduğu dönemde göz yummasıyla, 2019’da 10 milyon hektar ormanın yanmasına yol açan yangınların baş sorumlularıydı. Bu yangınlar daha fazla toprak ele geçirmek amacıyla çıkarılmış, ülkenin pek çok bölgesinde uzun süreli kuraklıklara neden olan bir ulusal iklim değişikliğine zemin hazırlamıştı.
Özel madencilikle de ciddi bir yağma yaşanmakta. Her şeyden önce altın çıkarmada altını tortulardan ayırmak için kullanılan son derece toksik ağır bir metal olan cıvayla nehirler zehirleniyor. Bu şirketler de neredeyse hiç vergi ödemiyor. Bunlar sözde “kooperatifler” (ki esasen şirketler) bünyesinde faaliyet gösteren çokuluslu şirketler. Yıllardır süregelen tüm bu durumlar mevcut hükümet tarafından da sürdürülmekte ve söz konusu ihracatın ABD sermayesine devredilmesine çalışılmakta.
COB ve halk örgütlerinin hükümeti için
İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal’in (İUB-DE) Bolivya seksiyonu Emekçi Halkın Devrimci Alternatifi (ARPT) üyelerinin de bir parçası olduğu PT (İşçi Partisi) olarak, bu ağır koşullar karşısında, Rodrigo Paz’ın gitmesi ve ülke zenginliklerinin gasp edilmesinin önlenmesi için örgütlerin birliği çağrısında bulunuyoruz.
Ancak, mevcut hileli seçim yasasıyla yürütülecek seçimler de çözüm olmayacaktır. Son kongresinde bu talebi ortaya koyan COB başta olmak üzere emekçi halkın örgütlerini siyasi açıdan yasallaştıracak bir seçim yasasında ısrar etmemiz gerekmekte.
PT olarak COB’un ve emekçi halk örgütlerinin geçici hükümetini kurmak, bu hükümetin demokratik halk meclisleriyle yönetmesi ve şu acil devrimci ekonomik ve toplumsal önlemleri alması için mücadeleyi sürdürme zorunluluğunu dile getiriyoruz: enflasyon doğrultusunda ücret artışları; köylü ve yerli halkların topraklarının gasp edilmesinin önlenmesi; altının, gazın ve diğer madenler ile tarımsal ürünlerin ve oligarkların elde ettiği dolarların yurtdışına taşınmasının durdurulması; Bolivya halkının ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapılması amacıyla büyük toprak sahiplerinin mülksüzleştirilmesi; çokuluslu şirketlerin kamulaştırılması ve sınır dışı edilmesi.
Yorumlar kapalıdır.