OVP hedefleri tutmuyor, sorun konjonktür mü?

Geçtiğimiz günlerde Erdoğan bir konuşmasında ekonomideki gidişatı değerlendirirken “Her şeyin güllük gülistanlık olmadığının farkındayız” diyerek olumsuzlukları işaret etti. Ancak elbette sorumluluğu üzerine almadan… Ekonomideki -özellikle hayat pahalılığındaki- sorunların kaynağının küresel ve bölgesel gelişmeler olduğunu ve geçici bir şey olduğunu söyledi.

Erdoğan belki de haklıdır, bu dönemde küresel ve bölgesel gelişmeler fiyat artışlarını tetiklemiştir. Peki önceki dönemler? Eğer her dönem ve her küresel gelişme her seferinde fiyat artışlarını tetikliyorsa problem dışarıda değil, içeridedir. Problem rejimin ekonomi yönetimindedir.

Rejimin ekonomi yönetimi Orta Vadeli Program’da (OVP) cisimleşiyor. OVP büyüme, istihdam, istikrar ve enflasyon gibi temel ekonomik gündemlere dair rejimin yol haritası. Burada emekçileri en fazla etkileyen unsurlardan birisi kuşkusuz enflasyon konusu. Zira bu çerçevede hükümetin öngördüğü hedef enflasyon, asgari ücret başta olmak üzere tüm ücretlere yapılacak zamları belirliyor. Şimşek’in başını çektiği programın temel hedeflerinden birisi de enflasyonu dizginlemekti. Bunun için kredi faizleri yükselirken vergi yükü emekçilerin sırtına daha da bindirildi, kamusal hizmetler daraltıldı. Her ne kadar krediye erişimdeki sınırlamalar sermayenin belli kesimlerini rahatsız etse de başta finans sermayesi ve Saray etrafında yuvalanan rantçılar için durum oldukça parlak görünüyor.

OVP’de 2026 yılı için hedeflenen enflasyon yüzde 16’ydı. Yılın ortası gelmeden bu hedef geride bırakıldı bile. Erdoğan bu pürüzlerin sebebinin dışarıdaki gelişmeler olduğunu söylüyor, ancak mesele içeride. Enflasyonun sebeplerinden birisi rejimin zenginlik transferi yapmasıdır. Aylık ücretinden başka geliri olmayan emekçi için TL erirken finansal kaynaklara erişimi olan kesimlerin, yatırımcıların ve sermayedarların böyle bir kaybı bulunmuyor. Bir diğer sebep ise zenginlerin tüketimi. Ülkenin en yüksek gelire sahip yüzde 20’si, toplam tüketimin neredeyse yarısını yapıyor. Yoksullaşan emekçinin ekonomiye büyük etkide bulunacak bir geliri yok ki! Yani çalışan nüfus enflasyonun sebebi olmadığı gibi, mağduru kılınıyor.

OVP’de hedeflenen enflasyon ve gerçek arasındaki uçurum konjonktürden değil, rejimin tercihlerinden kaynaklanıyor. Rejim sermayeye servet transferi yapmak, ücretlerin alım gücünü düşürmek ve dışarıdan yatırım çekebilmek için bu politikayı izliyor. Çözüm bu politikayı yerle yeksan etmekte, bunun için seferber olmakta. Şimşek’in sermaye programı da rejimin ekonomi politikaları da çöpe atılmalı. Kaynakların emekçiler lehine kullanılması için, temmuzda ara zam talebini savunmalıyız. Ancak bu da yetmez, emekçiler olarak “tüm ücretlere üç ayda bir gerçek enflasyon oranında zam” talebini de savunmak ve bu doğrultuda seferber olmak zorundayız.

Yorumlar kapalıdır.