Tarihte bu ay: Gazze soykırımı ve Filistin’den dünyaya yayılan direniş

Date:

Share post:

2023 yılından beri dünyanın pek çok yerinde ekim denilince akla ilk gelen, 7 Ekim’de başlayan Gazze soykırımı ve ona karşı yürütülen onurlu direniş. O tarihe kadar uzun süredir Ortadoğu’nun kalbinde yanan Filistin davası sumen altı edilmeye yüz tutmuştu. İşgalci Siyonist varlığın propaganda makinesi ve bölgedeki işbirlikçi yönetimlerin normalleşme çabalarıyla, 1947’den beri baskı altında yaşayan, duvarlar ve kontrol noktaları arasında açık hava hapishanelerine sıkıştırılan, öldürülen, tutuklanan, işkence gören, toprakları çalınan Filistin halkı yokmuşçasına normalleşmeler, ticari ilişkiler sürüp gidiyordu.

Türkiye’den de Zorlu ve benzeri pek çok şirket İsrail ile iş yapıyor, gemiler Avrupa ve Türk limanlarından İsrail’e ilerliyor, Azerbaycan’dan akan petrol Siyonist varlığı besliyor, bunlar sürdükçe Filistinlilerin etrafındaki duvarlar daha da yükseliyordu. Tüm hukuku ihlal eden, toprak gasp eden, işkence ve infazlara devam eden Siyonizm kendisini hem Ortadoğu’daki tek “demokratik” ve “medeni” ulus hem de yenilmez bir devlet olarak pazarlıyordu. Derken işler değişti…

7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğünde bir araya gelen Filistinli silahlı direniş grupları, İsrail’in hapsetme ve kontrol mekanizmalarını havadan, karadan ve denizden aşarak Gazze’den dışarı, işgal altındaki topraklara taarruz başlattı. Bu, Siyonizmin teknolojik ve askeri üstünlük mitinin iflası oldu. Devamında dünya adeta canlı yayında Siyonist varlığın tüm hukuku, demokrasi ve medeniyet söylemlerini vahşice çiğneyerek bir soykırıma nasıl giriştiğini, küçük bir alana sıkıştırılmış 2 milyonun üzerinde insanı nasıl bombaladığını izledi.

Peki bu süreçte nelere tanık olduk? İsrail’le iş tutma heveslisi ülkelerin yönetici sınıflarının işbirlikçiliğine, şirketlerin soykırıma nasıl petrol, çelik taşıdığına, “insan hakları” ile övünen emperyalist Batı demokrasilerinin ikiyüzlülüğüne ve sığındıkları kavramların ne kadar boş olduğuna şahit olduk. Bu, bütün bir propaganda makinesinin çöküşü oldu. İngiltere ve Almanya’nın eylem meydanlarından Gazze’deki çadır kentlere, çöken propaganda makinesinin altından çıkan aynıydı: soykırım, işbirliği ve saf şiddet.

Öte yandan dünya çapında işçilerin, öğrencilerin ve ezilen halkların mücadelesine ve dayanışmasına şahit olduk. İsrail’e silah taşıyan gemiler için çalışmayı reddeden İtalyan, Hollandalı, İspanyol liman işçilerinin grevlerine; dünyanın dört bir yanından aktivistlerin oluşturduğu, ablukayı delmek için defalarca yola koyulan Sumud filosuna; binlerce miting ve gösteriye; silah fabrikalarında sabotajlara, genel grevlere, şanlı bir ulusal direnişe ve tarihte eşi nadir görülür enternasyonal dayanışmalara şahit olduk.

Bu üç yılda Siyonist rejim Gazze’de en az 73.400 Filistinliyi öldürdü; anlaşma ve ateşkese rağmen bu sayı hâlâ artıyor. Filistin halkı henüz bir sömürge yönetiminden başka kazanım elde edebilmiş değil. Mücadele sürüyor ve tanık olduğumuz her şeyle sürmeye devam etmeli.

Son Yazılarımız