Ekonomik kriz dünya çapında derinleşirken mücadeleler çeşitlenerek sürüyor
2008’den beri dalgalanarak süren, burjuva hükümetlerin üstesinden gelemediği, sermayenin ekonomik bunalımı 2019 yılında yoğunlaşmış, o yıllarda Çin’den gelen ucuz emek ile üretilmiş araçların Avrupa pazarına girmesi ile özellikle binek ve ticari araç sanayisini vurmuştu. Hemen ardından gelen Covid bahane edilerek, 2014’ten beri eksilerde olan Avrupa Merkez Bankası düşük faiz oranı uygulaması sürdürülerek enflasyonu tetiklemek pahasına patronlara para aktarımı yapılmış, üzerine bir de şirketlere borç afları ve ertelemeleri çıkarılmıştı. Buna rağmen Almanya’nın devasa araç üreticisi Volkswagen 2030 yılına kadar 35 bin işçiyi işten çıkarma kararı almış, kâr oranlarının daha da düşmesi üzerine bu sayıyı 50 bine çıkarmıştı. İşçinin ve toplumun topyekûn fakirleşmesi sermayeyi beslemeye yetmemiş olacak ki kriz derinleşerek sürüyor. Dünya çapında bugün yapay zekânın kullanıma girmesini bahane ederek işten çıkarmalara başlayan Amerikalı ve Avrupalı teknoloji şirketlerine, ABD-İsrail’in İran’a saldırısını bahane ederek fiyatları yükselten sermayedarlar eşlik ediyor.
İşte bu koşullar altında, dünya çapında güçlü bir devrimci önderlik oluşturulamamış olsa da işçi sınıfı tarih boyunca kazandığı mevzileri korumak için mücadele ediyor. Geçtiğimiz nisan ve mayıs aylarında araç sanayisinde önemli bir parça tedarikçisi olan ABD’li Nexteer Otomotiv Fabrikasında Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikasının bürokrasisinin patron yanlısı bir toplu iş sözleşmesini imzalama çabasına karşı işçiler sırasıyla yüzde 96 ve yüzde 73 oy çoğunluğu ile sözleşmeyi geri çevirmiş, daha sonrasında ise sendikayı grev oylaması yapmaya zorlayarak bu oylamayı yüzde 86 ile grev kararına çevirmişlerdi. Sendikanın hâlâ süregelen şirket yanlısı sözleşme imzalama hevesine karşı işçiler şu sıralar tepkilerini dile getiriyorlar. 2024’te bu sendika bir ilke imza atmış ve Tennessee’deki Volkswagen fabrikasını örgütleyerek, ABD’nin güneyindeki ilk yabancı otomotiv fabrikası sendikalaşmasını sağlamıştı. Bundan önce hem Volkswagen yönetimi hem de yerel siyasetçiler 2014 ve 2019 yıllarındaki sendikalaşma girişimlerini sert bir şekilde engellemişlerdi. 2019 yılında Tennessee valisi fabrikaya gelerek işçilere sendikalaşmanın neden kötü bir fikir olduğuna dair nasihat bile vermişti. Derinleşen kriz, bu büyük sendika içinde bürokrasinin yıkılması ve işçi demokrasisinin tesisi için fırsatlar barındırıyor.
Türkiye’de 2024’te net satışlarını yüzde 25 oranında artıran Alman markası Bosch’un, Bursa’daki otomotiv yan sanayi fabrikasından 2027 yılına kadar 1400 işçiyi işten çıkarma kararı aldığı öğrenildi. Bosch CEO’su nisan ayında işten çıkarmaların rekabet gücünü artırmak için zorunlu olduğunu belirtti. Bu, hem kapitalizmin içinden çıkamadığı krizin hem de uluslararası kapitalist rekabetin bir sonucu. Emperyalist ülkelerdeki nüfus artışının yavaşlaması, var olan nüfusun halihazırda araç satın alımına doymuş olması nedeni ile talep sıkıntısı çeken ve fakat kâr üretmek için üretime ara vermeksizin devam etmek zorunda olan, devam ederken de toplumu ve doğayı yıkıma sürükleyen bu şirketler bugünlerde daha az satış yapabildikleri için daha fazla kâr payı elde etmek adına, daha az işçiye daha çok iş yaptırmadan yaşayamıyorlar.
İtalya’da Stellantis şirketinin araç üretimini sert bir şekilde yarıya düşürmesi üzerine 20 yılın ardından 2024’te ilk kez greve giden otomotiv sanayisi işçileri, ülke çapında gerçekleşen grev ile Roma’da tekrar sokaklara döküldüler. Greve katılan sendikaların talepleri arasında hükümetin otomotiv sektörünün istikrarını sağlaması, Stellantis şirketinin artan rekabet karşısında üretim planlarını kesinleştirmesi ve montaj fabrikalarını düşük asgari ücretli ülkelere taşımasının engellenmesi var.

Nisan ayında taşımacılık ve tarım işçileri Dublin’in merkezinde yolları kapamış ve İrlanda’nın Cork yakınlarında bulunan tek petrol rafinerisinin araç giriş çıkışını beş gün boyunca engellemişlerdi. Savaşı bahane ederek fiyatları fahiş şekilde yükselten petrol dağıtım şirketi Whitegate rafinerisinin sahibi Irving Oil, yüzsüz bir açıklama ile eylemlerin kendilerine hiçbir zararı olmadığını, eylem bitince dağıtıma devam edeceklerini söylemişti. Eylemciler hükümetin petrole tavan fiyat koymasını veya vergi indirimi yapmasını talep etmişlerdi. Eylemcilerin kararlılığı karşısında hükümet 505 milyon avroluk destek paketi ve temmuz ayına kadar vergi indirimi açıklamak zorunda kaldı. Eylemcilerin kararlılığı aslında gerçek bir zorunluluktan geliyordu; zira fahiş şekilde yükselen petrol fiyatı ile İrlanda çapında tarım ve sanayi birkaç gün içinde durma noktasına gelmiş, üretim ve taşıma giderleri karşılanamaz olmuştu. Bu durum, petrol dağıtımı gibi temel bir sanayinin özel şirketler elinde bulunmasının getirdiği ulusal yükü ve riski bir kez daha göstermiş oldu. Dolayısıyla bu sanayilerin derhal işçi denetiminde kamulaştırılması, bütün ülkelerin işçi sınıfları için acil bir görev olmayı sürdürüyor.
Hindistan’da geçtiğimiz şubat ayında hükümetin işçi düşmanı politikalarına ve sendikalarla iletişime geçmeyi reddetmesine karşı 600’den fazla bölgede, madencilikten kamu çalışanlarına kadar yüzlerce işkolundan 300 milyon kadar işçi ülke çapında genel greve gitmişti. Hindistan Çelik, Metal ve Mühendislik İşçileri Federasyonu Genel Sekreteri Sanjay Vadhavkar, genel grevin taleplerini şöyle özetlemişti: “Hükümet, çalışan nüfusun kolektif sesini görmezden gelmeye devam edemez. Onur, iş güvencesi ve sağlık, iş güvenliği ile sosyal güvencenin temel haklar olarak tanınmasını talep ediyoruz. İşçilerin refahını göz ardı eden bir kalkınma modeli ne sürdürülebilir ne de adildir. İşçi düşmanı emek reformlarının derhal geri çekilmesi ve sendikalar ile işçilerle anlamlı bir diyalog kurulması da dahil olmak üzere taleplerimiz karşılanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.” Bu durumla ilgili olarak, yakın zamanda Pencap bölgesi çapında düzenlenecek toplu taşıma grevi hükümetin son anda görüşmeyi kabul etmesi ile şimdilik ertelendi.
Google’ın İngiltere’deki yapay zekâ şirketi DeepMind işçilerinin sendikalaşma mücadelesi devam ediyor. Çalışma koşullarının yanı sıra işçilerin öne çıkardığı temel talep, çalışmalarının ABD ve İsrail ordusu için silah geliştirmede kullanılmaması. Google, sendikalaşan işçilerle görüşmeyi kabul etmek zorunda kaldı. İşçilerin sendikalaşması durumunda DeepMind, Google’ın İngiltere’de sendikalaşan ilk yapay zekâ laboratuvarı olacak.
Yorumlar kapalıdır.