Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Sekreteri Nuran Kesiktaş ile söyleşi: “Emeklilerin ekonomik ve sosyal açıdan iyileşmesi için birleşik mücadeleyi büyüteceğiz”
Açlık sınırının altında kalan emekli aylıkları, artan yaşam maliyetleri ve güvencesizlik… Türkiye’de milyonlarca emekli, yıllarca verdiği emeğin karşılığını alamadan yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Emekliler ise bunun yalnızca ekonomik krizin değil, yıllardır uygulanan sosyal güvenlik politikalarının bir sonucu olduğunu vurguluyor. Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Sekreteri Nuran Kesiktaş ile emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunları, hak kayıplarını ve çözüm önerilerini konuştuğumuz söyleşiyi paylaşıyoruz.
Milyonlarca emekli bugün açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya çalışıyor. Temmuz ayında yapılacak maaş artışları da emeklilerin talepleri bir yana temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan oldukça uzak. Bu tablonun temel sorumlusu sizce nedir?
Temel sorun AKP döneminde çıkarılan 5510 sayılı yasadır. Bu yasayla emekli aylık güncelleme katsayıları düşürülmüştür. Gayrisafi yıllık hasıladan emeklilere ve sosyal güvenlik kurumuna ayrılan pay OECD ülkelerinin neredeyse yarısıdır.
Ayrıca ülkemizde açıklanan resmi enflasyon, yaşanan enflasyonun çok altında açıklandığı için, 6 ayda bir aylıklarda yapılan düzenlenme çok düşük kalmaktadır. Bunların toplamı emeklilere düşük aylık olarak dönüyor.
Sorunun çözümü 5510 sayılı yasanın emekliler lehine değiştirilmesinden geçiyor. Bizim önerimiz en düşük emekli aylığını en düşük memur maaşına eşitleyip, taban aylığın böyle belirlenmesidir. Ayrıca emeklilerin sendika hakkı tanınarak, toplu sözleşme masasına oturulması sağlanmalıdır.
Emeklilerin yaşadığı yoksulluk sadece ekonomi politikalarıyla değil, yıllardır uygulanan sosyal güvenlik politikalarıyla da doğrudan ilişkili. Siz bu politikaları ve emeklilik sisteminde yaşanan hak kayıplarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Emeklilik sisteminde değişmesi gereken temel noktalar sizce neler?
Sosyal güvenlik sistemine yeterince kaynak aktarılmıyor. Üstüne üstlük, çeşitli adlar altında çok sayıda destek primi de bu kurumdan işverenlere aktarılıyor.
Sorunun çözümü 5510 sayılı yasanın emekliler lehine değiştirilmesinden geçiyor. Bizim önerimiz en düşük emekli aylığını en düşük memur maaşına eşitleyip, taban aylığın böyle belirlenmesidir. Ayrıca emeklilerin sendika hakkı tanınarak, toplu sözleşme masasına oturulması sağlanmalıdır.
Ülkemizde 2 milyon 100 binin üstünde kayıtlı, bir o kadar da kayıt dışı çalışan emekli var. Kalan kısmın nerdeyse hepsi iş bulsa çalışacaktır. Emeklilerin dinlenme dönemi diye bir şey kalmadı. Dönem stres yaşama dönemine döndü.
Bugün birçok emekli geçinebilmek için yeniden çalışmak zorunda kalıyor; üstelik çoğu zaman güvencesiz ve düşük ücretli işlerde. Emekliliğin bir dinlenme ve insanca yaşam dönemi olmaktan çıkmasının toplumsal sonuçları sizce neler?
Sorun daha çok ekonomik. Ortalama emekli aylığı 23.500 lira. Çoğu emekli 20.000 lira alıyor. Bu aylıklarla geçinmek mümkün değil. Her üç emekliden birinin evi kira. Aldığı aylık kiraya yetmiyor. Zorunlu olarak emekliler iş arıyor. Geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30’ları bulduğu ülkemizde emeklilere düşük ücretli, güvencesiz ve tabiri caizse kapı altı işler veriliyor. Ülkemizde 2 milyon 100 binin üstünde kayıtlı, bir o kadar da kayıtdışı çalışan emekli var. Kalan kısmın nerdeyse hepsi iş bulsa çalışacaktır. Emeklilerin dinlenme dönemi diye bir şey kalmadı. Dönem stres yaşama dönemine döndü.
Emekliler uzun yıllardır sendikal örgütlenme hakkı için mücadele ediyor. Tüm Emeklilerin Sendikası olarak emeklilerin örgütlenmesi konusunda yaşadığınız zorluk ve/veya sorunlardan bahsedebilir misiniz?
Emekli sendikaları sürekli kapatılmayla karşı karşıya kalıyor. Anayasa Madde 90’a uyulmamaktadır. Hem ulusal mahkemeler hem de Anayasa Mahkemesinin kapatma kararlarını hukuki değil siyasi buluyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa’da emekli sorunu bizdeki gibi derin olmadığından, örgütlenmeyi dernekle tarif ediyor. Oysa Avrupa’da birçok ülkede emekliler sendikalarda örgütlüdür. Emperyalizmin ipine sarılmıyoruz. Fiili ve meşru mücadeleyi esas alarak sendikal örgütlenmeyi sürdürüyoruz. Yeni başvurularla süreci zorlayacağız.
Tüm emeklilerin, emek cephesinin ve toplumun tüm kesimlerinin birleşik bir muhalefette buluşması tek çıkar yoldur. Biz emekliler olarak kendi cephemizde bunu sağlamaya çalışıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası olarak “Emeklilerin Ortak Geleceği Çalıştayı”nı düzenlediniz. Sonuç bildirgesinde emeklilerin mücadelesinin işçilerin, kamu emekçilerinin, kadınların ve gençlerin mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguluyorsunuz. Peki sizce emekli hareketi ile diğer toplumsal mücadeleler arasındaki ilişki nasıl, hangi yöntemlerle güçlendirilebilir?
Ülkemiz Trump ve Tom Barrack kliğinin monarşi anlayışına teslim olamaz. Aksi, bir bütün olarak tüm halkımızın açık faşizmin pençesine girmesi demektir. Buna karşı tüm emeklilerin, emek cephesinin ve toplumun tüm kesimlerinin birleşik bir muhalefette buluşması tek çıkar yoldur. Biz emekliler olarak kendi cephemizde bunu sağlamaya çalışıyoruz. Hem insanca yaşam hem de demokratik Türkiye için birlikte mücadele zorunludur.
Tüm Emeklilerin Sendikası olarak önümüzdeki dönemde hangi talepler etrafında mücadeleyi büyütmeyi hedefliyorsunuz? Önünüzde nasıl bir mücadele programı var?
Tüm Emeklilerin Sendikası önümüzdeki dönemde barışçıl ve demokratik mücadele araçlarını kullanarak, emeklilerin ekonomik ve sosyal açıdan daha iyi konuma gelmesi için birleşik mücadeleyi büyütecektir. Sahada olmaya devam edeceğiz. Bütün emekli örgütlerini oluşturduğumuz güç birliğine davet ediyoruz.
Yorumlar kapalıdır.