“Dördüncü Enternasyonal; bu savaşı ve taraflarını nasıl gördüğünü, çeşitli işçi örgütlerinin savaş politikalarını nasıl değerlendirdiğini ve en önemlisi de barışa, özgürlüğe ve bolluğa nasıl ulaşılabileceğini açık ve berrak biçimde söylemenin zamanının bugün olduğunu düşünüyor. Dördüncü Enternasyonal yüzünü halkları katliamlara sürükleyen hükümetlere, bu hükümetlerin yaptıklarının sorumluluğunu taşıyan burjuva politikacılarına ve savaşan burjuvaziye destek veren işçi bürokrasisine dönmüyor. Dördüncü Enternasyonal yüzünü erkek ve kadın işçilere, askerlere ve denizcilere, yoksullaşmış köylülere ve sömürge ülkelerin köleleştirilmiş halklarına dönüyor. Dördüncü Enternasyonal’in ezenlerle, sömürücülerle ve emperyalistlerle herhangi bir bağı yoktur. O; emekçilerin, ezilenlerin ve sömürülenlerin dünya partisidir,” diye yazıyordu Troçki Dördüncü Enternasyonal’in Mayıs 1940 tarihli olağanüstü kongresinde sunduğu Emperyalist Savaş Üzerine Manifesto’sunda.
Sürekli Devrim teorisini sistematik hale getirerek dünya üzerindeki ilk başarılı işçi devriminin mimarlarından biri haline gelen, Petrograd Sovyeti ilk başkanı, ilk Dışişleri Halk Komiseri ve Kızıl Ordu’nun kurucusu Leon Troçki, bu sırada, İkinci Emperyalist Savaş’ın arifesinde, iç savaşın ardından yıkılan işçi demokrasisinin yarattığı boşluğu dolduran Stalin’in kişiliğinde cisimleşmiş bürokrasiye karşı verdiği savaşta yenik düşmüş, halk nezdindeki etkisinden korkularak son durağı Meksika olan sürgününe gönderileli 12 yıl kadar olmuştu. Geçen 12 yıl içerisinde Stalin bürokrasisi ilk olarak sosyal demokrasiyi “sosyal faşizm” ilan eden ve sekter, maceracı politikalarıyla Alman işçi sınıfını Nazilere teslim eden bir politika izlemişti. Ardından İspanya Devrimi sırasında olağanüstü bir örgütlenme ile hem Franco’ya hem de burjuvaziye karşı savaşan İspanyol ve Katalan işçileri ve onlara destek için dünyanın dört bir yanından gelen devrimcileri faşizme karşı “halk cephesi” kurulması gerektiğini ilan ederek burjuva partilerle cephe kurmaya zorlamıştı. Bir yandan da Moskova duruşmalarında devrimin mimarı Bolşeviklerin neredeyse tamamını katletmişti. İşte Troçki, Dördüncü Enternasyonal’in kuruluşuna bu şartlar altında, yaklaşan emperyalist savaşa karşı uluslararası işçi sınıfı direnişini hazırlayabilmek ve emperyalist savaşları işçi devrimlerine dönüştürebilmek adına önderlik etti.
Dördüncü Enternasyonal’in bu olağanüstü kongresi sırasında 24 Mayıs’ta Troçki’nin Meksika’daki evine ilk silahlı saldırı düzenlendi. Hem burjuvazi hem de Stalinist bürokrasi, Troçki’den ve temsil ettiği gelenekten ölümüne korkuyordu. Politikalarının işçi sınıfının dünya çapında yenilgisine yol açması bir yana Stalin, ünlü Sovyet casusu Leopold Trepper’in 1940-41 yılları boyunca Nazilerin Sovyetlere saldıracağını bildirmesine rağmen tüm raporları İngiliz provokasyonu olarak nitelendirerek Kızıl Ordu’yu savaşın başında yenilgiye sürüklemişti. Burjuvazi ise iyi biliyordu ki ancak savaş ve üretici güçlerin yok edilmesi yolu ile içinden çıkılabilen kapitalist ekonomik kriz aynı zamanda işçi devrimlerini tetikliyordu. Bu koşullar altında, Stalin’in emri ile Troçki, 20 Ağustos’ta evinde uğradığı bir saldırının ardından 21 Ağustos’ta hayatını kaybetti. “En büyük eserim” olarak nitelendirdiği Dördüncü Enternasyonal ise sosyalist dünya devrimi doğrultusunda yaşamaya ve mücadeleye devam etti.
