Temmuz ayı ortalarından bu yana öğrenci hareketi, işçi sınıfı gençliğiyle birlikte, Başbakan Narendra Modi hükümetinin üniversite politikasına karşı çıkmak ve tıp fakültesi giriş sınavlarındaki manipülasyonu reddetmek amacıyla sokaklara çıktı. Talepler üniversiteye kabul süreçlerinde eşitlik ve şeffaflığı güvence altına almayı hedeflerken, ülkenin Başyargıcı Surya Kant, iş arayan ancak bulamayan gençleri “hamamböcekleri” olarak nitelendirdi. Bu sözlere dönük tepki, hükümete karşı öfkeyi artıran dalgayı tetikledi ve öğrencileri, Başyargıç’ın sözleri ile iktidar partisinin adı arasında bir kelime oyunu kurarak “Hamamböceği Halk Partisi” (Cockroach Janta Party – CJP) adını verdikleri kitlesel bir hareket başlatmaya yöneltti. Hareketi sosyal medyada “Peki ya biz hamamböcekleri bir araya gelirsek ne olur?” fikriyle başlatan kişi otuz yaşındaki Abhijeet Dipke oldu. Bu çağrı kısa sürede binlerce gencin örgütlenmesini sağlayarak gençliğin öfkesini ve hayal kırıklıklarını sosyal ağlardan sokaklara taşıdı.
3 Mayıs’ta üst düzey hükümet yetkililerinin tıp fakültesi giriş sınavı cevaplarını önceden sızdırdığının ortaya çıkmasından bu yana eylemler büyümeye devam ediyor. Soruşturmalar bu şüpheleri doğruladı. Bir grup seçkin dershanenin ayrıcalıklı küçük bir öğrenci grubuna kabul garantisi verebilmesi için cevaplar para karşılığında önceden dağıtıldı. Giriş sınavları acımasız ve dışlayıcı: iki milyondan fazla öğrenci yalnızca 130 bin kontenjan için yarışıyor. Hindistan’da özel derslere harcanan miktar, yükseköğretim için ayrılan tüm devlet bütçesinden fazla; aileler hazırlık masraflarını karşılamak için birikimlerini harcıyor ve mülklerini ipotek ettiriyor.
Mesele yalnızca eğitim hakkı talebi ve bu hakkın savunulmasından ibaret değil. 1,4 milyarlık nüfusuyla Hindistan’da halkın yarısı otuz yaşın altında ve üniversite, istihdamı güvence altına almanın, yaygın güvencesizlikten ve yoksulluktan kurtulmanın temel aracı. Bu nedenle binlerce genç sokaklara çıktı ve öğrenci protestosu, yolsuzluğa, seçkinlerin ayrıcalıklarına ve baskıya karşı bir harekete dönüştü.
18 Temmuz Cumartesi günü hükümetin, açlık grevindeki eylemci Sonam Wangchuk’u zorla hastaneye kaldırmasının ardından eylemler daha da radikalleşti. Wangchuk, hükümetin politikalarını protesto etmek ve eğitim bakanının istifasını sağlamak amacıyla açlık grevi başlatmış ve yüzlerce öğrenci Wangchuk’un açlık grevi eylemine dahil olmuştu. 20 Temmuz’dan itibaren başkentin sokaklarındaki eylemler büyümeye devam etti ve Yeni Delhi başta olmak üzere birçok şehirde binlerce kişi sokaklara döküldü. Parlamentoya doğru düzenlenmek istenen gösteri, yetkililerin eylemleri “millî değerlere aykırı” olarak nitelendirmesinin ardından yasadışı ilan edildi ve polis tarafından göz yaşartıcı gaz ve coplarla bastırıldı. Bu müdahale sırasında yüz elliyi aşkın kişi hastaneye kaldırıldı. Tüm baskılara rağmen yeniden toparlanan eylemciler, yüzlerce kişinin kamp kurduğu ve Parlamento yakınında bulunan Jantar Mantar alanında protestolarını sürdürdü.
Artan baskılar öfkeyi daha da körükledi ve 21 Temmuz Salı günü için yapılan yeni eylem çağrısı hükümet tarafından bir kez daha engellendi. Aynı gün bir grup gösterici, istifa talebiyle Başbakan Modi”nin konutuna doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında polis, muhalefet lideri Rahul Gandhi”yi gözaltına aldı ancak Gandhi, oluşan yoğun kamuoyu baskısı nedeniyle kısa süre sonra serbest bırakıldı.
Eylemlerin sürmesi bir diyalog kapısı araladı; sağlık bakanı, protestoları yatıştırmak amacıyla Hamamböceği Halk Partisi temsilcilerini kabul etti. Ancak herhangi bir çözüm sözü vermedi. Sonuç olarak eylemciler, giriş sınavı skandalının başlıca sorumlusu olarak görülen Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan için istifa çağrısı yapıyor.
Eyleme geçen bu hareket, işsiz emekçi gençliğin gerçekliğini ve artan güvencesiz yaşam koşulları karşısında bir çıkış yolu arayan öğrenci hareketini ifade ediyor. Üniversite mezunlarının işsiz kalan yüzde 40’ını temsil eden, işi ve hakları olmayan, yoksullaştırılmış, hükümetin yolsuzluğu ve kayırmacılığı nedeniyle mağdur olan, geleceği olmayan ve intihar oranları salgın düzeyine tırmanan “hamamböcekleri”, bugün ayaklar altına alınan taleplerini ve haklarını eylemler yoluyla geri kazanmaya çalışıyor. Gençler bir kez daha, dünyanın farklı yerlerindeki önceki eylemlerde Z Kuşağı gençlerinin yaptığı gibi kendini ifade ediyor; baskılara göğüs geriyor ve eğitimi, sağlığı ile halkın haklarını bir ticarete dönüştürerek toplumun çoğunluğunu sefalete sürükleyen kapitalist hükümetlere karşı mücadele ediyor.
