Suriye’de Siyonist İsrail’in işgaline ve katliamlarına karşı eylemler

Date:

Share post:

Siyonist devletin Suriye’nin güneyindeki saldırganlığı ve katliamları hız kesmeden sürüyor. Son olarak engelli bir Suriye vatandaşı olan Muaz Selame el Buayra’nın Siyonist işgalciler tarafından katledilmesi ülkenin birçok kentinde işgali reddeden protestoların gerçekleşmesini tetikledi. Suriye’den Özgürlük ve Onur Hareketi, yayımladığı açıklamada hem işgali hem de Suriye geçici hükümetinin Siyonist işgalcilerle kapalı kapılar ardından yürüttüğü pazarlık sürecini kınadı. Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Suriye’nin güneyi yalnız değil: İşgale ve egemenlik üzerinde pazarlığa hayır!

İsrail’in Suriye’nin güneyine yönelik saldırıları, Kuneytra’dan Dera kırsalına kadar askeri baskınlar, gözaltılar, kaçırmalar ve sivillerin hedef alınması yoluyla sürüyor. Son olarak, engelli bir yurttaş olan Muaz Selame el Buayra, işgal güçlerinin Dera’nın batı kırsalındaki Cemle köyüne düzenlediği baskın sırasında açtığı ateş sonucu şehit oldu. Böylece bir hafta içindeki ikinci kurban oldu.

Beşar Esad rejiminin düşüşünden bu yana İsrail, Suriye’nin güneyinde askeri alanda yeni fiili durumlar yaratmaya ve silah zoruyla bir tampon bölgeyi kalıcılaştırmaya çalışıyor. Bu, devletlerin egemenliğini ve halkların haklarını hiçe sayan yayılmacı bir projenin devamıdır. Söz konusu yayılma, yalnızca geçici bir güvenlik politikası değil; topraklarını genişletmeye, tahakküm kurmaya, bölgenin yerli toplumlarını zayıflatmaya ve kendi kaderlerini belirleme kapasitelerini baltalamaya dayanan Siyonist projenin özünü yansıtıyor. İsrail’in Gazze ve Lübnan’da gerçekleştirmeye çalıştıkları da bunu ortaya koyuyor. Netanyahu, işgal altındaki Golan’a yaptığı son ziyarette İsrail’in bölgenin geniş kesimleri üzerindeki kontrolüyle övündü. Bu, yalnızca siyasal bir gövde gösterisi değil; savaşı tahakküm kurmanın, sınırları ve güç dengelerini yeniden çizmenin bir aracı olarak gören yaklaşımın ifadesidir.

Suriye’nin güneyindeki Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın, Gazze ve Lübnan’daki ateşkes mutabakatlarının ihlaliyle eş zamanlı olarak çiğnenmesi, açık bir siyasal soruyu gündeme getiriyor: İşgalini genişletmeyi ve koşullarını zorla dayatmayı sürdüren bir hükümetle müzakereye nasıl bel bağlanabilir? Diplomasi, fiili durumu kalıcılaştırmanın örtüsü olamaz. Gerilimin durdurulmasının bedeli de halklara egemenliklerinden ve haklarından ödettirilemez.

Şehit Muaz’ın Cemle köyündeki cenaze töreni, halkın açık tutumunu somutlaştırdı: Güney halkı bölgesel bir denklemde tali bir unsur değildir; toprakları da askeri projelerin serbestçe uygulanabileceği bir alan değildir. Topraklarına bağlılıkları ve işgali reddetmeleri, asli bir hak olan kendi kaderini tayin hakkının ve doğrudan çıkarı olanların dışında yapılan mutabakatlarla göz ardı edilemeyecek bir iradenin ifadesidir.

Buna karşılık Suriye geçici yönetimi, ABD ve Körfez ülkelerinin himayesinde İsrail’le bir anlaşmaya bel bağlamayı sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Şeybani’nin çok sayıdaki görüşmesi ve Ahmed Şara ile Tom Barrack arasındaki son görüşme de dâhil olmak üzere temasları ve siyasal görüşmeleri ise belirsizlik kuşatıyor. Buradaki sorun yalnızca şeffaflık meselesi sınırlı değil; siyasal kararın özüyle ilgili: Suriye’nin güneyinin geleceğini belirleme hakkı kime aittir ve müzakere koşulları hangi temelde belirlenmektedir?

Güneyde yaşayanlar askeri baskınların, öldürmelerin ve olası yerinden edilmelerin bedelini taşırken halk denetimi ve siyasal hesap verebilirlik olmadan yürütülen herhangi bir müzakere süreci, onların acılarını bir pazarlık kozuna dönüştürme tehlikesi taşır. Uluslararası güvence vaatleri; saldırıların durdurulması, işgal altındaki topraklardan çekilme, Suriye’nin egemenliğinin korunması ve halkın güvenlik ve kendi kaderini tayin haklarının güvence altına alınmasıyla birlikte gerçekleşmedikçe yeterli değildir. Yalnızca güç dengelerinin dayattığı bir uzlaşma adil bir barış değildir. Böylesi bir uzlaşma yalnızca işgalin siyasal bir biçim altında kalıcılaştırılmasıyla sonuçlanır.

Bu nedenle Suriye kentlerinde “Dera ve Kuneytra yalnız değil, Suriye’nin güneyi hepimizi birleştiren ulusal bir meseledir” sloganıyla yapılan protesto eylemi çağrıları, sembolik dayanışmanın ötesinde bir önem taşıyor. Bu çağrılar, işgalin reddinin bütün Suriyelileri birleştiren bir mesele olduğunu ve egemenliğin savunulmasının, insanların topraklarını ve geleceklerini ilgilendiren kararlara katılma hakkından ayrı tutulamayacağını vurguluyor.

Suriye’nin güneyinde yaşayan halkla tam dayanışmamızı ilan ediyor, seçtikleri yöntemlerle işgale direnme ve dış dayatmalardan ve kapalı kapılar ardındaki pazarlıklardan bağımsız biçimde kendi kaderlerini belirleme haklarını savunuyoruz. Suriye’nin özgürlüğü işgal altında tamamlanamaz. Egemenlik de halkın karar süreçlerinden dışlanmasıyla korunamaz.

Şehit Muaz Selame el Buayra’ya rahmet, ailesine ve köyünün halkına dayanışma dileklerimizi iletiyoruz.

İşgale hayır, yayılmacılığa hayır, egemenlik üzerinde pazarlığa hayır!

Filistin’e, Suriye’ye ve Lübnan’a özgürlük!

Son Yazılarımız