İşsizlik rakamları neyi gösteriyor?

115

TÜİK, temmuz ayına ilişkin işsizlik rakamlarını açıkladı. Buna göre haziranda yüzde 13 olan işsizlik oranı temmuzda yüzde 12,8’e geriledi. Hal böyle olunca memleketi de bir iyimserlik havası kapladı. Ne de olsa işsizlik düşüşe geçmişti. Kriz sanayide de bitmişti, artık ekonomi canlanacaktı. Şimdi bu büyük umutların kaynağı olan verilere daha yakından bakalım.

Öncelikle söylemek gerekir ki; bu verileri sanayideki bir iyileşmeye bağlayacak tek şey, tarım dışı istihdam oranında görülen yüzde 0,1 düzeyindeki artıştır. Bu küçük değişim ise yalnızca işsizlik oranındaki “artışın durduğuna” yorulabilir. Peki, bu gerçekten de beklenmedik ve olumlu bir durum mudur?

Kapitalist ekonomide işsizlik, -gösterilmeye çalışıldığı gibi- ekonominin diğer unsurlarından bağımsız bir şey değildir. İşsizlik oranı, işçinin çalışma koşullarını ve aldığı ücreti belirler. Bu yüzden kriz döneminde kârlılığı yeniden sağlamak için düşük ücretler, düşük ücretler için de yüksek işsizlik gerekir. İçinde olduğumuz kriz dünya kapitalizminin kârlılık sorununa bağlıdır ve bunun kısa zamanda aşılması mümkün değildir. Bunu defalarca söyledik. Öyleyse işsizlik ne mi olacak? En iyi ihtimalle çok küçük iyileşmeler göreceğiz. Ancak bunun da gerçekleşmesi çok mümkün görünmüyor. Nitekim, hükümetin orta vadeli ekonomik planında ve patronlar sendikası TİSK’in verilerinde gelecek birkaç yıl, işsizliğin daha da yüksek olacağı ifade ediliyor.

Patronlar da, devlet de, burjuva iktisatçıları da kısa vadede işsizlik oranının azalmayacağını biliyorlar ve bütün tahminlerini bu yüksek işsizlik üzerinden yapıyorlar. Buna rağmen bir aylık iyileşmeyi krizin ve işsizliğin sonu gibi sunmaktan çekinmiyorlar. Oysa ücretlerimizden ve sosyal haklarımızdan çaldıklarının bile uzun vadeli bir yükselişi sağlamayacağı bellidir. Bu yüzden yeni saldırıları yapmak zorundalar.

İçinde bulunduğumuz dönem, sürekli ve uzun bir sınıf savaşımı dönemidir. Ücretlerimizi korumak için verdiğimiz ilk mücadelelerde çoğunlukla kaybettiğimiz doğrudur. Ancak bu süreç bize çok şey öğretmiştir. Yeni saldırılar geldiğinde, eskisinden daha güçlü olacağız.

Yazan: Şefik Sandıkçı (29 Ekim 2009)

Yorumlar kapalıdır.