Ortadoğu’da devrim yangını!

57

Tunus Devrimi’nin açığa çıkardığı enerji, Ortadoğu coğrafyasına dalga dalga yayılıyor. Tunus’taki devrimci sürecin gelişmesiyle beraber Cezayir, Ürdün, Moritanya ve Yemen’de benzer taleplerle kitlesel protesto hareketleri patlak verirken, özellikle Mısır’daki isyan dalgasının Mübarek rejimini düşürmesi an meselesi.

Kitle hareketleri sonucunda Tunus’taki diktatörlük rejiminin ağır darbeler alması ve 23 yıldır ülkeyi yöneten Bin Ali’nin ülkeyi terk etmesi, benzer rejimler altında bulunan Arap halkları için de önemli bir ilham kaynağı oldu. Tıpkı Tunus’taki gibi kitleler, işsizliğe, yoksulluğa, hayat pahalılığına karşı taleplerle, baskı rejimlerinin yıkılması ve demokratik hak ve özgürlükler için harekete geçtiler. İsyan dalgası Ürdün’de hükümetin düşmesine neden olurken, Yemen ve Mısır’daki seferberlikler, 30 yıllık diktatörleri alaşağı etmek üzere.

Mısır’da patlak veren devrimci durum ise, bugünlerde sürece damgasını vurmuş durumda. Esasında Mısır’da, ekonomik ve demokratik taleplerle Mübarek rejimine karşı mücadele yeni başlamış değil. Son yıllarda ülkede, tekstil işçilerinin gerçekleştirdiği kitlesel ve militan grev hareketlerine tanık olduk. Öte yandan emperyalizmin dolaysız desteği, sıkıyönetim ve göstermelik seçimlerle, 32 yıldır iktidarda bulunan Hüsnü Mübarek ve partisine karşı, geçtiğimiz aylardaki hileli parlamento seçimleri sonrasında, kitlesel protestolar gerçekleşmişti. Fakat Tunus’taki devrim süreci, öfkeli Mısır emekçi halkı için, ihtiyaç duyduğu kıvılcım işlevini gördü ve büyüyen isyan dalgası, Mübarek rejiminin ölüm fermanını ilan etti.

‘Eylem günü’ ilan edilen 25 Ocak’tan itibaren, “Mübarek defol!” sloganlarıyla, işsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı taleplerle seferber olan Mısırlı kitlelerin protesto dalgası giderek büyüdü. Yüz binlerce kişinin günler boyunca sokakları zapt ettiği bu süreçte, Mübarek kitle hareketini bastırabilmek için her yolu denedi. Önce, internet ve cep telefonu iletişimi kesildi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi, polis kitlelerin üstüne vahşice saldırdı. Tüm bunlar, daha fazla insanın daha büyük bir öfkeyle mücadeleye atılmasından başka bir işe yaramadı. Ardından, Mübarek göstermelik vaatlerde bulundu ve hükümet değişikliğine gitti. Bu manevraları da işe yaramayınca, “Mübarek taraftarları” kılıfıyla, rejimin paralı artıkları kitlelerin üzerine saldırtılarak, halk sokaklardan süpürülmeye çalışıldı. Ne var ki, kitlelerin verdiği onlarca ölüye rağmen, kahramanca mücadelesi, alanlarını barikat barikat savunusu, bu önlemi de boşa çıkardı.

Şimdiyse, devrimin ikinci ve daha zor safhasına geçmek üzereyiz. Mübarek’in gidişi artık an meselesi. Fakat emperyalizm ve Mısır burjuvazisi, Mübarek’in gidişiyle, demokrasiye “düzenli geçiş” adı altında, devrim sürecini parlamenter demokratik cendereye hapsetmeye, kitleleri evlerine yollamaya çalışarak, devrimi kitlelerin elinden çalmanın hesabı içinde. Mübarek’in gidişiyle Mısır’da mücadele, emperyalizmin ve burjuvazinin “demokrasiyi, düzeni ve istikrarı” sağlama çabasıyla, emekçilerin komiteleriyle, bağımsız sendikalarıyla devrim sürecini ilerletme çabası arasında yaşanacak.

Kitleler Yemen’de de ayakta!

Ortadoğu’da Tunus’un ardından rejimin sallandığı tek yer Mısır değil. 32 yıldır Abdullah Salih tarafından demir yumrukla yönetilen Yemen’de de, kitleler Tunus ve Mısır’dakine benzer taleplerle ayaklanmış durumda. İsyan dalgasının giderek büyüdüğü Yemen’de, geçtiğimiz hafta başkent Sanaa’da, Cumhurbaşkanı Salih’in istifası ve işsizlik ve yoksulluğa karşı taleplerle, on binlerce kişinin katıldığı gösteriler düzenlendi. Seferberliklerin yükselişiyle, tıpkı Bin Ali ve Mübarek gibi manevralar yapmaya başlayan Salih, bir sonraki seçimlerde aday olmayacağını ve oğlunu da aday göstermeyeceğini açıkladı ve ekonomik reformlar vaat ederek kitleleri yatıştırmaya çalıştı. Kitleler ise, Bin Ali ve Mübarek’in manevraları nasıl cevap bulduysa, Salih’e de o şekilde cevap verdi. Salih’in açıklamasının ardından, ‘öfke günü’ ilan edilen 3 Şubat’ta, o zamana kadarki en büyük eylemler düzenlendi ve 20 binden fazla kişinin katıldığı protestolarda, Salih’in derhal istifası çağrısında bulunuldu.

Yemen, nüfusun yüzde 25’inin günde 2 dolardan az bir parayla yaşamak zorunda kaldığı ve nüfusun yüzde 30’dan fazlasının ise kronik yoksulluk çektiği, Ortadoğu’nun en yoksul ülkesi. İşsizlik oranı ise yüzde 40’ı aşıyor.

Yorumlar kapalıdır.