Sınıf mücadelesinin gündemi: Metal grevi

27

DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası 2010-2012 grup toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinden olumsuz sonuç alınca taban basıncının da etkisiyle, örgütlü olduğu 28 işyerinin 21’inde grev kararı almıştı. Türk-İş Konfederasyonu’na bağlı Türk Metal’in ve Hak-İş Konfederasyonu’na bağlı Çelik-İş’in işbirlikçi tutumları nedeniyle Birleşik Metal’in grev mücadelesinde yalnız kalması ve patron sendikası MESS’in artan baskılarına rağmen Mart ayının sonlarında grev kararı uygulamaya geçti.

İlk olarak 22 Mart günü Eskişehir’deki Süsler Doruk’ta başlatılan grev, ilerleyen süreçte diğer işyerlerinde de uygulanmaya başlandı ve birçok işyeri de sırada bekliyor. Grev sürecinin başlamasının hemen ardından ise işyerlerinin önemli bir bölümünde ek protokol imzalanarak patronla anlaşma sağlandı ve greve çıkan ya da çıkmaya hazırlanan işçiler işbaşı yaptı. Bekaert, Areva ve ÇİMSATAŞ gibi işyerlerinde greve çıkılmadan, Süsler Doruk’ta grevin 12., Standard Depo’da ise grevin altıncı gününde ek protokol imzalanmış durumda. Kroman Çelik’te ise MESS’in grev oylamasına yaptığı itirazın yargı tarafından kabul edilmesi sonucunda grev durduruldu. Şu ana kadar grev sürecindeki gelişmeler bu yönde. Peki, grevlerin başlangıcını izleyen anlaşmalar serisini ne şekilde okumak gerekiyor ve metal sektöründe mücadele nereye doğru evriliyor?

Grev kararının alınmasında ücretlerde öngörülen artışın oldukça az olması ve çıkartılan yeni iş yasalarıyla güvencesizliğin dayatılması en ön sırada geliyordu. Buna bir de taban basıncını eklemek gerekiyor ki, metal işçileri aylardır grev dönemine hazırlanmaktaydılar. Şu ana kadar yapılan ek protokollerle ilgili ise sendika cephesinden henüz doyurucu bir açıklama gelmedi. Yapılan anlaşmalarla, Türk Metal ile MESS arasındaki uzlaşıdan çıkan zam oranının daha üzerinde bir artış elde edildiği bilgisi verilirken, sosyal haklarda da kısmi yükselmelerin olduğu belirtildi. Ayrıca işyerleri grup toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamında olduğu için ek protokollerin uygulanmasına ancak TİS imzalandıktan sonra başlanacak.

Tüm bu bilgiler ışığında, grev kararı alınmış ve önümüzdeki dönemde greve çıkması beklenen işyerlerinde de benzer nitelikte anlaşmalara varılabileceği görülüyor. Güvencesiz çalışmanın kural haline geldiği, işçi sınıfı mevzilerine sürekli bir saldırının gündemde olduğu, var olan mücadelelerin önemli bir bölümünün sendika bürokrasileri tarafından boğulmaya mahkûm edildiği bir dönemde, tabii ki de kısmi kazanımları savunmak ve bunları işçi sınıfının hanesine eklemek gerekiyor. Aynı zamanda, Birleşik Metal-İş’in TİS döneminde, metal sektöründe örgütlü olan diğer sendikalar tarafından yalnız bırakıldığını da atlamamak lazım. Ancak yine de, tabanın grev kararında diretmesi sonucunda gelişen bu mücadelede, yapılan ve yapılacak olan anlaşmaların tüm işçiler nezdinde onay görmesi ve olabildiğine şeffaf olması gibi noktaları da vurgulamak gerekiyor. Türkiye’de sınıf mücadelesinin seyri açısından mücadeleci sendikacılık önemli bir gereksinim; fakat mücadele etmenin yolu sendikayı işçi sınıfın önüne geçirmekten değil, tam tersine, kazanımlar yoluyla sınıfa mevziler açarak onu bir adım daha ileri taşımaktan geçiyor.

Yorumlar kapalıdır.