Reyhanlı halkının yanında, AKP’nin karşısında!

92

Bu yazının konusu bu sayfalarda pek çok kez değindiğimiz Suriye’deki gelişmeler, ÖSO veya Baas rejimi değil. Reyhanlı patlamasının sorumlusu AKP’nin politikalarının manipülasyonuna nasıl alet olunduğu ve AKP’ye yönelmesi gereken okların, kimlere nasıl çevrilmeye çalışıldığını anlatmak ve bu durum karşısında devrimci Marksistlerin tutumunu vurgulamak artık vazgeçilmez bir halde.

Reyhanlı’da patlayan bombalar yalnızca Reyhanlı’yı değil kuşkusuz tüm Türkiye’yi yaraladı. Reyhanlı halkı ile dayanışmak ve AKP’nin bu patlamalardaki sorumluluğunu vurgulamanın tartışılır bir yanı olmadığı kesin. AKP, emperyalizm yanlısı politikalarıyla ikiyüzlülüğünü bir kez daha kanıtlarken bir başka yüzünü daha gösterdi. Bu yüz bu topraklara çok da yabancı değil.

Birleşmiş Milletler ve Türk hükümeti gibi kaynaklara göre Türkiye’de 400.000’i aşkın Suriyeli göçmen yaşıyor (1). Büyük çoğunluğu Suriye sınırına yakın yerlerde yaşayan göçmenlerin hukuki bir statüsünün olmaması dışında büyük kısmı yokluk içerisinde kötü yaşam koşullarına mahkum (2) (3). Burada detayları çoğaltıp Suriyeli göçmenlerin üzerinden mağdur edebiyatı yapmayacağım; zira devrimci Marksistler sınıfsal konumları tahlil eder ve eyleme geçerler. Ancak bir gerçeği yani Suriyeliler’e yönelik yabancı düşmanlığının çok öncelerden körüklendiğini ve AKP’nin Suriyelileri sınırdışını da içeren keyfi sınır uygulamalarını vurgulamak gerekiyor (4) (5).

“Reyhanlı’da Suriyeli sığınmacılara yönelik büyük bir nefret havası hakim. Şehri kana bulayan saldırının faturasını Suriyeli mazlumlara kesen ciddi bir kesim var. ‘Reyhanlı halkı onlardan intikam alacak’ dedikoduları sık sık kulaklarınıza gelebilir burada. Günlerdir evlerinden kapı dışarı çıkamayan Suriyeliler’deki endişe dünden beri yerini Reyhanlı’yı terk etme telaşına bıraktı. Linç girişimleri, küfürler arasında Türkiye’de can güvenliklerinin kalmadığını söyleyen göçmenler çaresizce Suriye’deki savaşa yürüyor. Sapla samanı ayıramayan, güvenlik tedbirlerini almayan devlet ülkesine kabul ettiği sığınmacıları savaşa geri göndererek dünya çapında bir skandala imza atıyor”.

Yukarıdaki alıntı, saldırı sonrası Reyhanlı’ya giden bir gazeteci arkadaşıma ait. Reyhanlı’daki katliamın ardından “vücudun metabolizmasından normal yollardan atılması gereken dışkı” olarak baktığımız yabancı düşmanlığının nasıl kışkırtıldığını iyi irdelemek gerekiyor. Esas olarak Suriye’den göçlerin başlamasından beri kim olduğunu rahatlıkla tahmin edebileceğimiz bir kesim tarafından Suriyelilerin “terörist”, “hırsız”, “fırsatçı”, vs. olduğu üzerinden ırkçılık örgütleniyor. Bir yerden tanıdık geldi mi?

Kürtlere yönelik örgütlü linçler, Çingenelere yönelik en acımasız saldırılar, Hrant Dink’in katli… Hiçbirini unuttuğumuz sanılmasın. Tıpkı Suriyeli göçmenlerin AKP’nin sorumluluğundaki saldırıların faili olarak kabul edilip çoluk çocuk savaşın ortasına postalanması gibi! Bu yaşananlar valilerin gözlerinin önünde AKP’nin kontrolünde gerçekleştiriliyor (6). Bahçeli Suriyelileri bir bütün olarak “taşkınlıkla” suçlayıp hedef gösteriyor; AKP medyası Akçakale’de Suriyeliler’i suçluyor (7) (8) (9). Reyhanlı’nın ülkücüleri Suriyeliler’e karşı fiili saldırıya geçmiş durumda ve Suriyeliler’e yönelik nefretlerini saklamıyorlar (10). Durun bir dakika. Her şey karışmaya başladı.

“Ulusal bolşevik” Stalinistler, “sosyal liberal”ler ve kuyrukçuluğuyla meşhur ikircikli “hareketçi”lerin tavrıyla bu tavır arasında esasında bir fark yok. AKP’nin gündem değiştirdiği üzerinden Suriyeli göçmenlere yönelik düşmanlık olmadığını savunmak hem kolay olan, hem hiçbir araştırma gerektirmeyen hem de kendi kendini yeniden üretebilecek bir iddia. Ne yazık ki “akıl tutulması” yaşanan şu günlerde komploculuğa komploculuk eklemek de oldukça popüler. Ancak sorumsuzluk burada bitmiyor.

Türkiye’de ya sessizliği ya da ilgisizliği seçenlerin dışında yabancı düşmanlığından pay elde edebileceğine inanan ciddi bir kesim bulunuyor. Tuhaf..! 400.000 Suriyeli Türkiye’ye heralde canları sıkıldığından gelmiş olmalı. Yok yok, daha mantıklı bir açıklamaları var. Bunlar ülkemizi karıştıran ÖSO ve onun çevresi (!) Dolayısıyla normal koşullarda demokratik kitle örgütlerinin el atması gereken yere, Albayrak’ın önce ülkücülerin katliam yaptığını iddia edip valinin ve hükümetin uyarısından sonra ülkücülerden özür dilemesiyle sonuçlanan “ikircikli bakışı” çok da şaşırtıcı değil. Hele ki AKP, polisiyle askeriyle Reyhanlı halkının kendisine yönelik öfkesini Suriyeli göçmenlere yöneltirken ve bu politikasına bir şekilde “sessizce” de olsa kimi “sol” yapılardan destek alırken. Kendine demokratik diyen tüm kitle örgütlerinin de tutumunu netleştirmesi için daha fazla zaman yok: Ya proleter enternasyonalizmi ya milliyetçi burjuvazi!

Şu bilinsin ki Reyhanlı’nın acısını başka acılara dönüştürmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. AKP’nin yalan diktatörlüğünün oyununa kanmayacağız. Biz ne AKP’nin ne bir başka burjuva partinin hiçbir zaman yabancı düşmanlığına karşı olmayacağını, işine geldiğinde ırkçı politikaları körükleyeceğini ve faşist yapıları devreye sokacağını biliyoruz. Tüm sınır bölgelerinde Suriyelilere yönelik palazlanmaya çalışan, bu tür politik -veya ekonomik- kriz dönemlerinde deliğinden çıkan faşizmin tehlikesini bildiğimiz gibi. Faşizme karşı işçi sınıfının farklı kesimlerinin eylem birliğini işte bunun için savunuyoruz.

Reyhanlı katliamı AKP’nin yüz karasıdır. Sorumluluğunu azaltmak için -kirli de olsa- hangi yola başvurursa başvursun bunu gizleyemeyecek. Yabancı düşmanlığından medet umanlara karşı bir kez daha vurguluyoruz, Reyhanlı halkının yanında AKP’nin palazladığı yabancı düşmanlığının karşısındayız.

Dipnotlar

(1) “Syria Regional Refugee Response”, http://data.unhcr.org/syrianrefugees/country.php?id=224 (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(2) Çiçek Tahaoğlu, “Suriyeli Turistler Şimdi Mülteci”, 17 Nisan 2013, http://www.bianet.org/bianet/toplum/145892-suriyeli-turistler-simdi-multeci (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(3) Yüce Yöney, “Sığınmacı çocuklar için kaybedecek vakit yok”, 13 Mart 2013,

http://www.bianet.org/bianet/goc/145065-siginmaci-cocuklar-icin-kaybedecek-vakit-yok (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(4) Mehmet Atakan Foça, “Hatay’daki Suriyeliler için Mektup”, 15 Şubat 2012, http://www.bianet.org/bianet/goc/136193-hatay-daki-suriyeliler-icin-mektup (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(5) Zeynep Erdim, “Hatay’ın İstenmeyen Misafirleri”, 3 Temmuz 2011, http://www.bianet.org/bianet/goc/131203-hatay-in-istenmeyen-misafir-leri (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(6) “1500 Suriyeli ülkesine döndü”, 18 Mayıs 2013, http://www.haber5.com/guncel/1500-suriyeli-ulkesine-dondu (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(7) http://www.haberler.com/bahceli-reyhanli-canileri-bulunmali-azmettiriciler-4622267-haberi/ (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(8) Fethi Altun, “Akçakale’de bir grup mülteci kampını zorladı”, 2 Mayıs 2013, http://www.zaman.com.tr/gundem_akcakalede-bir-grup-multeci-kampinin-kapisini-zorladi_2085298.html (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(9) Fethi Altun, “Suriyeli göçmenlerin vurduğu polis şehit oldu”, 3 Mayıs 2013, http://www.zaman.com.tr/dunya_suriyeli-gocmenlerin-vurdugu-polis-sehit-oldu_2085360.html (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

(10) Mahmut Hamsici, “Reyhanlı: Hem göz önünde, hem yalnız”, 12 Mayıs 2013, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/05/130512_hamsici_reyhanli.shtml (Erişim Tarihi: 20.05.2013)

Yorumlar kapalıdır.