35. yıl, yeni bir aşama: İşçi Demokrasisi Partisi!

Elbette ne isyan çağı sona erdi ne de devrimcilik geçmişe ait hoş bir nostalji haline dönüştü. Sadece 2013 yılında Türkiye’nin de içinde olduğu onlarca ülkede on milyonlarca insan meydanlara sığmadı, taştı. Onlarca hükümet kitlelerin kararlı ve öfkeli mücadeleri sonucu alaşağı oldu. İçinde Türkiye’nin de olduğu birçok ülkede hükümetler fiilen yönetemez hale geldi. Üstelik 2014 yılı daha çok ülkede, daha büyük mücadelelere gebe.

Kapitalizm, en koyu müminleri tarafından bile kimi “aşırılıklarıyla” eleştirilirken birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yağma ve yolsuzluk haberleri ortalığa saçılmakta. Çok açık, kapitalizmin insanlığa barbarlık dışında sunabileceği hiçbir şey yok. Bir avuç süper zengin için doğanın ve insanlığın paramparça edildiği bu akıldışı düzene elbette dur demek gerekir. Pekiyi; bu akıldışı düzene nasıl dur denilecek? Milyonlarca insanın meydanları doldurmasının nedeni olan ekmek, adalet, eşitlik, özgürlük nasıl sağlanacak? Müzakereyle mi? Beddua savaşlarıyla mı? Soy-sopla mı? İşsizliğin, yoksulluğun, açlığın, işgal ve savaşların, derin insani bunalımların, türlerin yokoluşunun, havanın, suyun, insanın geri dönüşsüz şekilde kirlenmesinin kapitalizmin yıkıcılığı dışında bir açıklaması var mı? Antikapitalist olunmadan insandan ve doğadan yana olunamaz! Bu nedenle İşçi Cepheli olmak öncelikle antikapitalist olmakta ısrardır, dedik, diyoruz…

İşçi Cephesi’nin 35 yıllık bir tarihi var. Bu 35 yıl boyunca dünyada ve Türkiye’de büyük altüst oluşlar yaşandı. Rüzgarın yönü bol miktarda değişti. İşçi Cephesi de kuşkusuz bu altüst oluşlardan muaf ol(a)madı. Bununla birlikte İşçi Cephesi dört konuda asla taviz vermedi. Bir; 35 yıl boyunca toplumsal dönüşümün temel ve belirleyici gücü olarak daima ve sadece işçi sınıfını kabul etti. İki; toplumun tüm ezilen ve sömürülen kesimlerinin mücadelelerini sınıf mücadelesinin bir parçası olarak gördü ve sahiplendi! Üç; antikapitalist olunmadan işçi sınıfından yana gerçekçi bir mücadele verilemeyeceği ve sorunların kalıcı şekilde çözülemeyeceği ilkesine sıkı sıkıya bağlı kaldı. Dört; ne derece küçük ve güçsüz olursa olsun sınıf mücadelesinin ulusal sınırları aşmasını, uluslararası nitelik kazanmasını bir zorunluluk olarak kavradı.

İşçi Cephesi 35 yılın ardından bugün derin ve sarsılmaz bir inançla bağlı olduğu işçi sınıfından yana mücadelesini İşçi Demokrasisi Partisi (İDP) olarak sürdürme kararını vermiş bulunuyor. İDP, İşçi Cephesi’nin 35 yıl boyunca sağladığı tüm teorik-pratik birikimi sahiplenecek ve daha da ileri götürülmesini üstlenecek. İşçi Cephesi gibi İDP de derin ve sarsılmaz bir inançla işçi sınıfına bağlı olacak! Rüzgar hangi yönden eserse essin sadece gerçeğin devrimci olduğunu unutmayacak. Yönünü tayin ederken kolayı değil gerçeği izleyecek. Akıntıya karşı gitmekten geri durmayacak. Kestirme yollardan, saman alevi başarılardan, yalancı baharlardan, kendinden menkul işlerden uzak duracak. Bölmekten değil birleştirmekten, ayrılıktan değil birlikten, sorundan değil çözümden, reformizmden değil devrimden yana olacak. Bu niyete sahip tüm kesimlerle birlikte yürümek için çaba gösterecek. Kendisine doğru atılan her bir adıma iki adımla cevap verecek. İlk adımı atan olmaktan asla yüksünmeyecek, gocunmayacak… Tüm sınıf dostlarımıza, mücadele arkadaşlarımıza, okuyucularımıza duyurulur…

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.