Unutmuyoruz: Ethem, Abdullah, Mehmet, İrfan, Medeni, Selim…

103

Gezi direnişinin ilk günlerinden bir fotoğraf karesi… Tam teşekküllü bir polis, biber gazı tabancasını iki adım önündeki kırmızı giysili bir kadına doğru ateşliyor. Kadın dik, kafasını çeviriyor. Polisin gözlerindeyse korkunun getirdiği acizlikten kaynaklanan bir nefret okunuyor. Bu fotoğraf sadece Gezi direnişçilerinin, Türkiye’nin değil; tüm dünyanın görsel hafızasına kazınmıştı. Üstelik hepimiz zihnimizde bu fotoğrafı mağduriyet ve korkuyla değil, Kırmızılı Kadın’ın onurlu ve kararlı duruşu ile kodlamıştık.

Ocak ayının başında fotoğrafta elinde silah tutan polis hakkında iki yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Altı ayın ardından gelen bu göstermelik dava kararı hakkında, Kırmızılı Kadın olarak tanıdığımız Ceyda Sungur Radikal Gazetesi için bir yazı kaleme aldı. Davayı ‘sembolik bir fotoğraf karesinin dünya üzerinde yarattığı etkiyi kullanmak, polisin destan yazdığını iddia eden hükümetin zulmünü açıklayamaz’ diyen Sungur, “Gezi Direnişi’nde yitirdiklerimizin katilleri ve gerçek sorumluları cezalandırılana kadar kimse adaletten bahsedemeyeceğini” belirtti.

Sungur’un kısa ve etkili yazısında bir bölümü aktararak bitirmek istiyoruz. Çünkü bizler de Gezi Direnişi’ne neden olan zulümler gibi, Gezi boyunca katledilen yoldaşlarımızı unutmuyor ve göstermelik davalar yerine gerçek adaletin takipçisi olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

“Ne yazık ki, Ethem Sarısülük başından bir polis kurşunu ile vurulduğunda, Abdullah Cömert kafasına gaz fişeği isabet ettiğinde, Mehmet Ayvalıtaş 1 Mayıs Mahallesi’nde Gezi eylemlerine katıldığı sırada ezildiğinde, İrfan Tuna işyerinde gaza maruz kaldığında, Medeni Yıldırım Lice’de kalekol inşasına karşı pankart açtığında, Selim Önder Gümüşsuyu’nda oturan kızını ziyarete gittiğinde, Zeynep Eryaşar Gezi Parkı’nda nöbet tutan çocuklarına destek için yürüyüşe katıldığında, Ahmet Atakan katillerin cezalandırılmasını istediğinde, Ali İsmail Korkmaz dövülerek öldürüldüğünde, Serdar Kadakal çalıştığı yerin önündeki sokakta oturduğunda, hiçbirinin üzerlerinde ‘kırmızı elbise’ yoktu. Güzel gözlü kardeşim Berkin Elvan ise bakkaldan ekmek almaya gitmekten daha büyük bir suç işlememişti. Bu insanların basın tarafından tesadüfen yakalanan fotoğraflarının olmaması, fail ve sorumlularının yargılanmaması veya ceza almaması için bir bahane olamaz.”

Yorumlar kapalıdır.