Laf değil icraat ekonomisi: AKP’nin “kara deliği”

139

Yerel seçimler yaklaşırken AKP hükümetinin “lafa değil icraata bakarım” temalı reklamları televizyonlardan reklam panolarına hayatımızın her alanını işgal etmiş durumda. Ortada bir icraat olduğu kesin. Ancak, bu icraatlere ilişkin güvenilir verilere erişmek bile oldukça zor. 17 Aralık operasyonu ve arkasından açıklanan ses kayıtları bu durumun sebebini oldukça iyi gözler önüne seriyor aslında. Banka genel müdürlerinin evinden çıkan milyonlar ya da Bilal Erdoğan’ın eritmeye çalıştığı milyarlarca lira… Küçük bir hesap yapınca ortaya çıkan veriler çarpıcı. Örneğin, sadece Bilal Erdoğan’ın “elinde kalan” 30 milyon Avro ile günde dört bin lira harcayarak altmış beş yıl yaşanabilir. Tüm bu yolsuzluğa konu olduğu sanılan miktar toplam ülke nüfusuna oranlandığında ise kişi başına üç bin lirayı aşkın bir meblağ düşüyor. Yani AKP döneminin ekonomi politikasına bir isim bulmak zorunda olsaydık kolayca “kara delik ekonomisi” diyebilirdik.

DİSK Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) son açıkladığı verilere göre asgari ücret 1999’daki seviyesine ancak 2004 yılında ulaşabilmiş ve o tarihten beri de yerinde saymıştır. Aynı dönemde asgari ücret kişi başına düşen milli gelir oranında bir artış kaydetmiş olsaydı bugün brüt 2076 TL, net 1634 TL olacaktı. Geçtiğimiz yıllarda kriz nedeniyle asgari ücreti %22 oranında düşüren Yunanistan’daki rakam bile bu haliyle brüt 1949 TL. Neredeyse Türkiye’dekinin iki katı !

Devam edelim, Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre Türkiye’de kişi başına düşen gayri safi milli hasıla son 10 senede %297 artarken, asgari ücret %325 oranında bir artış gösterdi .

Oysa gerçek bunun tam tersi. DİSK-AR’ın verilerine göre asgari ücretteki reel artış yalnızca %35. Bu da ücretlerin, gerçek enflasyon karşısında eridiğini gösteriyor. Dahası, saatlik reel asgari ücretler üzerinden verileri değerlendirdiğimizde 2005’ten bu yana reel asgari ücretin %17 düştüğünü görüyoruz. OECD verilerine göre aynı dönemde Türkiye ve Meksika dışında bütün ülkelerde saatlik asgari ücretin reel olarak yükseldiğini görüyoruz. Bu artış, Yunanistan ve İspanya gibi ekonomik krizin politik krize dönüştüğü ülkelerde dahi %70 seviyesinde. Yine aynı dönemde ABD’de reel asgari ücret %22 artmış durumda.

Faiz lobisi değil, rant ekonomisi!

Ocak ayında Merkez Bankası’nın aldığı faiz artırımı kararıyla haftalık repo faizi %4,5’tan %10’a ve gecelik borç verme faizi de %7,75’ten %10’a yükseldi. Bu rakamlar işçi ve emekçiler için işten çıkarmaların yoğunlaşması, hayat pahalılığın artması ve ücretlerin reel olarak erimesi anlamına geliyor.

Büyüme rakamları da bu durumu doğrular nitelikte. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca her yıl ortalama %5 seviyesinde büyümüştür. AKP’nin icraat olarak pazarladığı duble yollar, HES’ler, toplu konutlar, rezidanslar, AVM’ler ve diğer çılgın projeler sayesinde yakaladığı büyüme rakamlarına göz attığımızda ise ortaya çıkan tablo şu: dolar kurundaki yükseliş ve faizlerin artırılmasıyla iyice imkansız hale gelen büyüme hedefi 2014 yılı için tutturulsa bile 12 yıllık AKP iktidarının büyüme ortalaması %4,9! Bu rakamlar göz önünde tutulduğunda Türkiye ekonomisinin büyüdüğü değil ancak rölantide tutulduğu söylenebilir. AKP iktidarının 17 Aralık operasyonuyla burjuvaziyi iyice içine sürüklediği politik kriz ise bu durumun dahi sürdürülebilmesinin artık mümkün olmadığını göstermektedir.

Yorumlar kapalıdır.