Biz işçiler birlik olmadan asla kazanamayız!

133

Merhaba, sanırım her işçinin korkulu rüyasıdır işten atılmak. Ben de geçtiğimiz günlerde bu korkulu rüya hatta kabusla karşı karşıya kaldım; şu an işsizim. Tabii işten çıkarılmak kötü de, bundan daha kötüsü de sigortalı olduğunuz halde tazminat alamamakla karşı karşıya kalmanız. Süreci en baştan sizlerle paylaşmak istiyorum. 3-4 aydır iş yerinde işler pek iyi gitmiyordu. Bir tekstil atölyesinde çalışıyorum, manto kaban üretiyoruz. Normalde mesai yapmamız gereken aylarda bile yeterli miktarda iş gelmiyor ama boş da durmuyoruz; hesabıma göre işyeri zarar da etmiyor ama işler de pek canlı değil.

Bundan bir ay önce patron arabasını ve birkaç gün sonrada yazlığını sattığını söyledi. “Vergi, sigorta ve elektrik borçlarım var, onları temizlemeye çalışıyorum” diye açıklama getirmişti. Bizim işler iyice durmaya başlayınca ücretsiz izin söylentileri atölyede konuşulur oldu. İşin ilginç yanı bant şefi olmama rağmen bu anlatılanları ben patrondan duymadım. Derken izin işi netleşmeye başladı ama kaç gün olacağı belirsizdi. Ve sonunda beklenen gün geldi. Patron çok sinirli ve bitmiş görünüyor fakat bir şeyde söylemiyordu. Sonunda bomba patladı; firma kesimi durdurmuş, çünkü satış yokmuş, iki depoda doluymuş. En erken dördüncü ayda işler başlayacakmış hatta sekizinci aya bile uzarmış. Ve patron, ben bu kadar dayanamam atölyeyi kapatıyorum, dedi.

Tabii bizler şaşkınlıkla dinliyoruz, 15 günden fazla izin yapmamayı umarken bir anda işsiz kaldık. Ardından ben sizlere kıdem tazminatını veremem diyerek ikinci bir şoku da bizlere yaşattı. Bir gün sonra çıkış kağıtları hazır, altında tazminat miktarımız yazıyor ama tazminat yok. Ben kesinlikle imza atmama kararındayım ama imza atmaya razı olanlar da var. Hepsi zaten 7 sigortalı işçiyiz, geriye kalan 11 kişi sigortasız.

Beraber hareket etmeyi önermek nafile uğraşmak oldu. Mahkeme uzun sürer, diyorlar. Kağıdı imzalayanlar oldu fakat bu süreçte şunu da görmüş oldum. Bir avukat arkadaşa mahkemeye başvursam mı diye danışırken kesinlikle mahkemeye başvurun cevabını aldım. Ama mahkeme kapılarının işçilere kapalı olduğuna şahit oldum. Çünkü mahkeme masrafı bin liraya yakın tutuyormuş yani hem patrondan darbe yedik hem de devletin mahkemesinden; o da patrondan yana çıktı.

Derken Cuma günü geldi çattı, imza atmamaya karar verdim ve dava açmanın hesabını yapıyorum. Bir yandan da mahkeme harcı ve diğer masrafları düşünerek biraz demoralize olmuş durumdayım. Ve patron görüşmeye çağırdı. Bu arada herkes, “bu adamın ekmeğini yediniz, adam zaten batmış, yardımcı olun” diye çevreden baskı yapıyor, hatta bunu tazminatı hak eden arkadaşlarda yapıyordu. Daha da ilerisi eşim, aman başını derde sokma, Allah’ından bulsun, diyor. Böyle bir ortamda görüşmeye gittim. Daha önceden imza atmayacağımı zaten duymuş. İmza atılan kağıtları göstererek, “Allah razı olsun, arkadaşlar bana yardımcı oldular” dedi. Ben de imza atmayacağımı tekrarladım. Hakkım olanın yarısını teklif etti ve diğer kalanını da ödeyeceğini ama biraz zaman alacağını söyledi. Bu şekilde imza attım. Şu gerçek ki birlikte hareket etseydik daha farklı olurdu…

Yorumlar kapalıdır.