Siyonizm’in işlediği yeni cinayetler… Filistin halkıyla dayanışma!

93

Siyonizm’in Filistinlilere karşı saldırılarının 11 gün önce yeniden başlamasının ardından, onlarca Filistinli hayatını kaybetti ve binlercesi yaralandı. İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI) olarak kahramanca direnmeye devam eden Filistin halkıyla acilen dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulunuyoruz.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, BM Genel Kurulu toplantısındaki 1 Ekim tarihli konuşmasında, her zaman olduğu gibi ülkesini mağdur olarak sundu. Konuşmasının büyük kısmı ABD, İran ve diğer güçler arasında varılan nükleer anlaşmaya ayrılmıştı. Ne var ki, istilacı devletinin bölgede nükleer askeri güce sahip tek ülke olarak kalmaya devam edeceğinin bizzat Obama tarafından korunduğu ve bu anlaşmayla garanti altına alındığının üzerini örttü. Ve tabii ki, Filistin yönetimini “barış anlaşmaları” doğrultusunda adım atmamakla suçladı. Oysa, Mart’taki genel seçimler öncesi, sözde “iki devletin” varlığına izin verecek anlaşmaları açıkça ihlal eden kendisiydi.

Bu sırada Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, İsrail’i 1993’te imzalanan “Oslo Anlaşmaları”nın hiçbir maddesine asla uymamakla veya bunları neredeyse unutmakla suçladı. Abbas Filistin halkı için uluslararası koruma talebinde bulundu.

Şüphesiz ki, Siyonist istilacılığın Filistinlilere karşı saldırganlığı, özellikle Batı Şeria’da giderek ağırlaşıyor. Filistinlilere ayrıldığı varsayılan topraklar üzerinde İsraillilere yeni yerleşimler kuruluyor ve İsrailli yerleşimciler giderek daha saldırgan hale geliyorlar. 31 Temmuz’da bir grup yerleşimcinin bir Filistinli ailenin evini ateşe verdiği ve bunun sonucunda 18 aylık bir bebeğin öldüğü ve ailenin geri kalan üyelerinin ağır bir şekilde yaralandığına ilişkin korkunç haber, dünya basınına ulaştı. Bu tarihten itibaren saldırıların sayısı giderek artıyor. Buna İsrail’in Kudüs’teki camilerin avlularına Filistinlilerin girmesini yasaklayan kararı ekleniyor. Girilmesi yasaklanan camiler arasında, Müslümanlar açısından en kutsal sayılan yerlerden biri olan El Aksa Cami de bulunuyor.

Filistinliler arasındaki hoşnutsuzluk giderek artıyor. Bu hoşnutsuzluğun bir yansıması olarak, Filistinlilerin İsraillilere karşı, bazıları basit bıçaklarla yapılan bireysel saldırıları oldu. Aynı zamanda, İsrail kolluk kuvvetlerine taşların fırlatıldığı seferberlikler gerçekleşti. Buna karşılık, Netanyahu baskıcı uygulamalarını iki katına çıkardı. Taş atan gençlere karşı ateşli silahların kullanılmasına onay verdi, taşla ya da bıçakla yapılan saldırıları “terörist saldırılar” olarak nitelendirdi ve İsrail güvenlik güçleri tarafından öldürülen Filistinlilerin evlerini yıkmayı sürdürdü. Kudüs, Nablus, Ramallah ve diğer şehirler artan çatışmaların sahneleri haline geldiler. Ve gelişmeler karşısında, bazı gazeteciler ve yorumcular yeni bir “intiada”nın ilk adımlarının atılıp atılmadığını sormaya başladılar.

Birleşmiş Milletler’de artık bir Filistin bayrağı dalgalanıyor (istilacıların büyük tepkisine rağmen). Fakat Abbas’ın “uluslararası koruma” adına yaptığı çağrı bu çerçevede, genel yakınmalardan ve “her iki tarafa” dönük çağrılardan oluşan, gerçek mağdur Filistin halkıyla suçlu istilacı devlet arasında ayrım yapmayan bildirilerle gerçekleşmeyecek. Tüm dünyada işçiler, gençler ve demokrasi için mücadele eden kesimler Filistin halkının korunmasını üstlenmeliler. Pek çok ülkeden sanatçı ve entelektüel İsrail’i boykot kampanyasına katılmış durumda. İsrail hükümetiyle ilişkilerin sonlandırılması ve Filistinin halkının kahramanca mücadelesiyle dayanışma çağrısını yükseltiyoruz.

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal, 12 Ekim 2015

Yorumlar kapalıdır.