Katalan halkı Yüksek Mahkeme kararına karşı genel grevde

1 Ekim 2017 Katalan bağımsızlık referandumundan sonra başlayan ve İspanya devletinin Katalonya halkının kendi kaderini tayin etme hakkı doğrultusundaki hareketini bastırmaya yönelik başlattığı yargı süreci, 14 Ekim 2019’da Yüksek Mahkeme’nin on iki Katalan lidere, “anayasal düzeni kısmen ya da tamamen şiddet yoluyla yıkmak”, “kanunun uygulanmasına engel olmak” vb. suçlardan toplamda yüz yıla varan hapis cezaları vermesiyle sona erdi. Bunun üzerine ülkenin her yerinde kapitalizm, monarşi, baskı karşıtı ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunan eylemlerin yanı sıra Katalonya’da bir genel grev patlak verdi.

Kuşkusuz bu cezalar, yalnızca on iki kişiye değil, aynı zamanda referandumun ardından 3 Ekim’de genel grev ilan ederek seferber olan ve bağımsızlık mücadelesini halen sürdüren Katalan halkına verilmiş oldu. İspanya devleti monarşisinin temel direklerinden olan Yüksek Mahkeme’nin bu kararı, rejimin Katalan ulusal hareketini bastırmaya yönelik her türlü şiddet ve baskı tedbirini aldığını gösteriyor. Fakat Katalan halkı mücadele azmini bir kez daha gözler önüne serdi ve tüm bu baskılara, yeni bir genel grev ilan ederek ve sokakları doldurarak önemli bir yanıt verdi.

Katalan önderlikler ise seferberlikleri ilerleterek Katalan halkının ulusal haklarını garanti altına almak yerine, mücadeleyi düzen içi demokratik organlara hapsetmeye çalışıyorlar. ERC (Katalonya Cumhuriyetçi Solu), bağımsızlıktan vazgeçme pahasına merkezi hükümet ile anlaşma zemini ararken, Katalan Özerk Hükümeti’ne dahil olan JxCat (Katalonya için Birlik) ise Katalan Parlamentosu ve devlet kurumları aracılığıyla düzen sınırları içinde kalan bir “demokratik meydan okuma” öneriyor. Yani mücadeleden söz ettikleri halde, mücadeleyi uzlaşmacı bir çerçeveye hapsetmek için her şeyi yapıyorlar.

Katalan halkının kendi kaderini tayin etme hakkı, Katalan liderlerinin ülkeye geri dönüşü için feda edilemez. Katalonya tarafından atılan hiçbir uzlaşmacı adım ve verilen hiçbir taviz, İspanyol monarşisinin Katalan halkını bastırma girişimlerini sona erdirmeyecektir. Nitekim İspanyol sağı bağımsızlık hareketinin tamamen ezileceğini tek bir ağızdan ifade ediyor; PSOE (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi) ise bu hareketi politik bir yenilgiye uğratmayı hedefliyor. 10 Kasım’da yapılacak olan ve İspanya’daki rejimin içinde bulunduğu krizi ifade eden genel seçimler, Katalonya halkının davasına çözüm olamaz. Olsa olsa bu seçim, İspanyol rejiminin, bağımsızlık hareketini ezmek amacıyla birleşik ve güçlü bir hükümet kurmasına hizmet eder. Bu nedenle mücadelenin anahtarı, seçimler ya da monarşik kurumlar değil Katalan halkının seferberliğidir.

Yüksek Mahkeme’nin kararına verilmesi gereken yanıt, Katalan Cumhuriyeti’nin örgütlenmesi önündeki en büyük engel olan kapitalist sistemi yıkmakta menfaati olan işçi sınıfıyla birlikte ortak bir mücadele planı oluşturmak ve monarşik rejimin baskılarla sekteye uğrattığı seferberlikleri yeniden inşa etmektir. Bunun için seferberliğin CDR’ler (Cumhuriyeti Savunma Komiteleri) aracılığıyla tabandan örgütlenmesi ve mücadeleyi frenleyen ERC ve JxCat önderliklerinin aşılması büyük öneme sahip. Yaklaşan 10 Aralık genel seçimlerine CUP-Por la Ruptura (CUP-Kopuş için) koalisyonunun katılımı, rejimden kopuş için gerekli sınıf politikası referansının inşası için değerli bir adım.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.