Salgında işveren umursamazlığına karşı mücadele

Koronavirüse karşı alınan tedbirlere ve “evde kal” çağrılarına rağmen birçok işyeri ve fabrika sağlıksız koşullarda ve önlem almadan çalışmaya devam etmekte ya da işçileri ücretsiz izine zorlamakta. Cumhurbaşkanın açıkladığı paketle hükümet, aldığı tüm tedbirlerin patronların kâr kaybının önüne geçmeye ve işçilerin çalışmaya devam etmesiyle üretimi sürdürmeye yönelik olduğunu ilan etti. 100 milyar TL’nin neredeyse tamamını patronlar için ayıran hükümet işçilere kolonya ile önlem almayı önerdi ve tüm işçilerin sağlığıyla ilgili tedbirleri patronların insafına bıraktı.

Türkiye’de virüs salgının ilk görüldüğü andan itibaren birçok fabrika ve işyeri göstermelik önlemler almaya başladı. Bu önlemler, aralarında 10 santim ile yan yana çalışan işçilerin yemekhanelerde 1 metre mesafede yemek yemesi ya da tuvaletlere bile izinle giden işçilere sık sık el yıkayın demek gibi tutarsız ve işçi sağlığını umursamayan başlıklardan oluşuyor. Virüsün yayılmasıyla kapanmak mecburiyetinde kalan işyerleri ise işçileri ücretsiz izne çıkartarak veya yıllık izne göndererek haklarını gasp etmekte.

Toplum sağlını tehdit eden ve işçileri hastalığa rağmen sağlıksız koşullarda çalışmaya mecbur bırakan işletmelerden biri, yayımladığı genelgeyle virüse karşı camları açık tutma ve cam olmayan yerlerde ara sıra kapıları açmayı tavsiye eden PTT. Hem kargo hem şube çalışanlarına bu tavsiyeleri yapan PTT’de işçiler iş durdurarak yönetime geri adım attırdı. Ancak şubelere gönderdiği tek paket eldiven ve kişi başı tek maske ile hâlâ yeterli önlem almış denemez.

Aynı zamanda Eskişehir’de bulunan Sarar Giyim’de işçiler alınan önlemlerin yetersiz olduğu gerekçesiyle yarım saatlik iş durdurma eylemi yaptı ve ücretli izin talebinde bulundu. Yine yetersiz tedbirlerden dolayı Galataport işçileri de tüm uyarılara rağmen herhangi bir önlem alınmamasının ardından iş durdurarak duruma tepki gösterdiler. Üretimi durdurarak işçileri ücretsiz izne çıkaran fabrikalardan biri olan Bandırma Eti Maden işçileri ise genel müdürlük önünde tepkilerini dile getirdiler. Birçok işyeri de akıbeti belirsiz bir şekilde işçileri izine gönderdi.

Bu şartlar altında işsizlik ve koronavirüs arasında bir seçime mecbur bırakılmış işçilerin mücadelesi hem koronaya hem de şirketlerin kârlarından başka bir şey düşünmeyen kapitalizme karşı mücadelede en önemli mevziler olarak durmakta. Bu süreçte tüm işçilere ücretli idari izin verilmesi gerekmekte. Sendikalar bu talep etrafında mücadeleleri birleştirmeli ve işçilerin yaşamlarını hiçe sayan sisteme karşı mücadeleyi büyütmeliler.

Çalışmak zorunda olan sektörlerde ise iş güvenliği ve denetim sağlanmalı, eğer işverenler tarafından sağlanamıyorsa üretim ve denetleme işçilerin kontrolü ile gerçekleşmeli.

Virüsü bahane ederek işten çıkarmaların arttığı bu dönemde işten çıkarmalar yasaklanmalı ve temel kamu hizmetleri ücretsiz sağlanmalı.

Koronavirüs salgını bize kapitalizmin, hükümetlerin ve işverenlerin gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi. Salgının sınıf farkı dinlemediğini söyleyen ve topyekûn mücadele etmemiz gerektiğini vurgulayanlar işçileri fabrikalara patronları evlerine göndermekte. Hem ekonomik hem virüs krizinin tüm yıkıcılığını ilk elden hisseden işçilerin bu mücadeleleri büyümeli ve birleşmelidir.  Çünkü bu mücadelelerin öncülüğünde kaynakların, zenginliğin, sağlığın eşitsiz olarak paylaşıldığı bu düzen değişebilir.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.