Küçük üreticiyi ne bekliyor? Büyük şirketlerle mi yoksa işçi sınıfıyla mı yürümeli?

181

Kesinlikle büyük ve sarsıcı sonuçları olacak bir krizle karşı karşıyayız.

Türkiye’nin egemen sınıfları, Covid-19 salgınını kontrol altına alacak önlemlerden ziyade, hâkim sınıfların kârlılığını güvence altına alacak bir reçetenin peşinde. Bu reçetenin anahtarı, hiç şüphesiz salgınla mücadelenin gereklerinin yapıldığı ve ülkede bir tür karantina uygulandığı yanılsaması yaratılmasıdır. “Evde Kal Türkiye”, bu yanılsamanın şiarıdır.

Çokuluslu şirketler işçilerine “şimdi fedakarlık zamanı” derken, teknoloji, bankacılık vb. sektörlerde evden çalışma sistemine çoktan geçilmiş durumda. Ülkede belirleyici bir istihdam kaynağı olarak pek çok kafe, berber, nalbur, avukatlık bürosu, tarım kooperatifi vb. bir yığın küçük işletme ise milyonlarca çalışanıyla beraber bir belirsizliğe terk edilmiş durumda.

Salgın karşısında adeta kaderlerine terk edilen işçi sınıfı başta olmak üzere kent-kır yoksulları, küçük burjuva kesimler ve küçük üreticiler yıkıcı sonuçlarla karşı karşıya. Küçük üreticilerin ve küçük işletmelerin iflası daha şimdiden dehşet verici bir düzeye fırladı.

Kapitalizmin krizleri, tarihsel olarak küçük işletmeleri ve “orta sınıfları” iflasa sürükleme eğilimlerini bağrında taşır. Bunun temel kaynağı, büyük tekellerle küçük üretici arasında var olan eşitsiz ilişkide aranmalıdır. Küçük üreticilerin; bugüne dek devletine, milletine sadakatiyle övünen esnafın etrafı, kendisini kuşatmakta olan kira ve vergi borcu, katlanılmaz hayat pahalılığı, işsizlik, vurguncular, stokçular ile kuşatılmış durumdadır. İnsan hayatına dair hoyratça umursamazlığı ile AKP hükümeti, işçi sınıfı ile birlikte onların geniş kesimlerini de gözden çıkarmış görünmektedir.

Türkiye’nin küçük üreticileri ve esnafları, dünya gıda ve tedarik zincirlerinin, neoliberal yağmanın tarafında bir hükümetle karşı karşıya olduklarını er ya da geç anlayacak. Mevcut yıkım koşullarında çokuluslu şirketler durmayacak ve büyük bir açgözlülükle hep daha fazlasını isteyecekler. Zira onlar için mevcut krizden çıkışın yolu, başkalarının yıkıma uğramasından geçiyor.

Alışılmış kalıplar hızla eriyor. Borçla alınmış evlere ve arabalara el konuyor. Her geçen gün daha fazla sayıda küçük üretici, esnaf ve dükkan sahibi, mülk sahibi sınıflardansa, alın terini satmaktan başka yolu olmayan emekçilerle kader ortaklığına sürükleniyor.

Bu kader ortaklığı, ülke çapında bir mücadele ve program zemini ile taçlanmak zorunda. Sendikalar, küçük üreticinin ve “orta sınıfların” tarihsel müttefiki işçi sınıfıyla bütünleşmesinin bir başka ülkeye yönelişin, mücadele etmek isteyen herkes için güvenin, mücadeleleri birleştirmenin zemini olmalı.

Bu yıkıcı kriz bizi bir yol ayrımının eşiğine getiriyor. Bu yol ayrımı, ülke içinde yaratılan kaynakların nasıl kullanılacağı sorunuyla yakından ilişkili. Bize ait olanların yağmalanmasına izin mi vereceğiz, yoksa planlı bir ekonomi temelinde ve işçilerin kontrolü altında toplum refahını artırmaya dönük olarak kullanılmasına mı yöneleceğiz?

Dış borç ödemelerini derhal durdurun!

İşten çıkarmaları yasaklayın!

Sendikalar ortak taleplerimiz için birleşmeli! İşyerlerinde, işkollarında, her sektörde birleşik mücadeleye!

Salgın ve karantina koşullarında zorluk çeken küçük esnaf ve dükkanlar için ön ödemesiz, düşük faizli, kefilsiz kredi!

Salgınla mücadele süresince kira ve kredi ücretlerini dondurun; elektrik, su, internet ve telefon faturalarından muafiyet sağlayın!

Çalışanların ücretlerini ve iş güvencelerini koruyarak karantina koşullarında yaşamalarını garanti edin!

Tüm enerji, iletişim ve sağlık endüstrisi tazminat ödenmeksizin, işçilerin kontrolü altında derhal kamulaştırılsın!

Çiftçinin banka ve tarım kredi kooperatif borçları silinmeli.

Kamu mülkiyetindeki ekilebilir topraklarda gıda üretimi için devlet çiftlikleri kurun!

Kaynak mı arıyorsunuz? Ülke kaynaklarına dişlerini geçirmiş durumdaki çokuluslu şirketleri kamulaştırın. Dev şirketlerin gelirleri krizle mücadeleye yeter.

Temel gıda ürünleri için tavan fiyat belirlensin, gıda ürünlerinin fiyatları düşürülsün. Acil sağlık ihtiyaçları, ekipmanların temini, sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, klinik merkezleri vb. için derhal ulusal bir eylem planı açıklayın.

Yorumlar kapalıdır.