“Tam” kapanmada bir ara değerlendirme: Daha çok test, daha çok aşı, daha çok ekonomik destek!

211

29 Nisan Perşembe akşamı saat 19.00’da başlayan “tam” kapanma devam ediyor. Erdoğan, hedefi günlük vaka sayısını beş binin altına düşürmek olarak açıklamıştı. Birkaç gün önce Turizm Bakanı, “tam” kapanmanın sona ereceği 17 Mayıs’ta günlük vaka sayısı beş binin altına inebilirse bu yıl için koydukları 30 milyon turist hedefini koruduklarını ifade etti. Sağlık Bakanı ise 28 Nisan’da bayram sonrasına kadar günlük vaka sayısını 10 binin altına düşürmek istediklerini söylemişti. Hangisi doğru? Malum iki hafta önce de Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan hedefin önce 50 bin, sonra 40 bin altı şeklinde ilerlemesi gerektiğini belirtmişti.

Kısacası “aşı var mı, yok mu” tartışmasındaki birbirini yalanlayan açıklamalar bu konuda da işbaşında. Sağlık Bakanının birkaç gün arayla “önümüzdeki iki ay aşı tedariki açısından zor geçecek” noktasından “Çin ile 100 milyon doz aşı anlaşması yapıldı” noktasına gelmesi gibi! Tabi Erdoğan, “aşı tedarikinde sıkıntı olduğunu kabul etmiyorum” dedikten sonra! Kabul edilse ne olur, edilmese ne olur? Verilen sözlere göre şu ana dek Türkiye’nin yarısından çoğu aşılanmış olmalı, yerli aşı kullanılmaya çoktan başlanmalıydı. Bir ay sonra 2021 yılının yarısı bitmiş olacak. Hala aşı anlaşması yapma aşamasındayız. An itibariyle (7 Mayıs) Türkiye’de iki doz aşı uygulanmış kişi sayısı 10,2 milyon. Nüfusun yüzde 12’si! Hadi birinci doz aşı olanları da katalım, an itibariyle (7 Mayıs) toplam yapılan aşı sayısı 24,7 milyon. Nüfusun yüzde 29’u!

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, denir. Bunca laf kalabalığının gelip dayandığı yer dışişleri bakanının da ifade ettiği üzere turistin göreceği son kişiye kadar turizm sektörü içindeki herkesi aşılamak! Üstelik Mayıs ayı sonuna kadar! Kapanma, aşılama, vaka, hasta, yoğun bakım, entübe vs derken işte aslında işin özü, sözün özeti bu: ekonomi! O yüzden turistlerin toplu şekilde yüzdüğü plajın uzak bir köşesinde tek başına yüzen, dediğine göre salgın nedeniyle de işsiz kalmış, vatandaşa sokağa çıkma yasağını ihlalden ceza uygulanabiliyor. Alkole uyguladığı yasağı haklı gösterebilmek için kâğıttan kaleme, ampulden çekice, sözüm ona haksız rekabeti engelleme adına, hemen her şeye yasak getirme aklı aslında 15 aydır salgınla nasıl mücadele edilmediğinin de göstergesi…    

Veriler ne diyor?

Peki, geride kalan bir haftalık (30 Nisan – 6 Mayıs) süreye bakınca vaka sayısında hedefe ne ölçüde ulaşılabildi? “Tam” kapanmanın başladığı ilk gün olan 30 Nisan’dan 6 Mayıs’a kadar bir haftalık sürede toplam 1 milyon 715 bin 894 adet test yapıldı. 189 bin 282 vaka tespit edildi. 2450 kişi vefat etti. Test vaka oranına baktığımızda bu bir haftalık sürede test yapılan her 100 kişiden 11’inde vaka tespit edildiğini görüyoruz. Günlük vefat sayısı ise 350 olarak gerçekleşmiş.

“Tam” kapanmanın bir hafta öncesinde (23-29 Nisan) bir haftalık test sayısı ise 1 milyon 956 bin 8, vaka sayısı 287 bin 318 ve vefat sayısı 2408’di. Diğer bir ifadeyle test yapılan her 100 kişiden 14,6’sında vaka tespit edilmişti. Günlük vefat sayısı 344 olmuştu.

Bu veriler ışığında “tam” kapanmadan bir önceki haftayla kapanmanın ilk bir haftasını karşılaştırdığımızda 240 bin daha az test yapıldığını görüyoruz. 16-22 Nisan haftasında 2,2 milyon test yapıldığını düşünürsek üç hafta içinde test sayısında neredeyse 500 bin adetlik bir azalma olmuş. Bu neredeyse, mevcut test vaka oranına göre, 45 bin vakanın kaçırılması anlamına geliyor! Test sayıları, insanların test için gelmesi beklenmeden, enfekte olmaya en açık sektörlerden, işlerden başlayarak, özellikle belirti göstermeyen taşıyıcıları tespit edebilmek için mutlaka artırılmalıdır. Çünkü daha çok test, daha çok vaka yakalayabilmek anlamına geliyor. Nitekim iktidarın günlük beş bin vaka hedefini kaç adetlik bir test sonucunda hedeflediği bilmiyoruz. Eğer mevcut ortalama 250 binlik test sayısı 100 binin altına inerse günlük vaka sayısı da zaten beş bin hedefine yaklaşır. Dolayısıyla vaka sayısı önemli olsa da esas kritik unsur kaç test ile bu sayıya ulaşıldığıdır.

Bu çerçevede test vaka oranı son bir haftada bir önceki haftaya göre yüzde 14,6’dan 11’e gerilemiş olsa da oran halen çok yüksek. Daha da önemlisi test sayısı da düştüğü için sayıların azalması yalancı bir iyileşme havası yaratarak tekrar rehavete davetiye çıkarmakta. Şöyle ifade edelim: Son bir haftalık verilere göre vaka oranı 100 binde 31,5 olarak görünmekte. Bu haliyle Türkiye şu an “orta riskli” durumda. “Düşük risk” için 100 binde 10’nun altına düşmek gerekli. Yani mevcut veriler halen çok yüksek. Ama bu veriler de yine yanıltıcı çünkü eğer test sayısı son bir haftada 1,7 milyon değil de iki hafta önceki kadar (2,2 milyon) olsaydı bu durumda 189 bin değil 242 bin vaka yakalanmış olacaktı. Bu durumda vaka oranı 100 binde 40,8’e yükselecekti. Eğer Türkiye’de örneğin her gün 500 bin adet test yapılsa, tablo aynı olmasına rağmen, vaka oranı 100 binde 52’nin üzerine çıkacak ve Türkiye bu oranla “yüksek riskli” konuma gelecekti. Test sayısı günde bir milyona çıkarılırsa bu durumda da vaka oranı 100 binde 127’nin üzerine çıkacaktı. Bu oran “çok yüksek riskli” olmak anlamına geliyor. Aslında halen bulunduğumuz gerçek durum bu!

Bütün bu rakamlar aynı zamanda yaygın ve etkin bir aşılama söz konusu olmadan salgını bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarmanın mümkün olmadığını göstermekte. Yerli ya da ithal derhal aşı tedariki sağlanmalı, enfekte olmaya en açık sektörlerden, işlerden başlayarak etkin aşılama devreye sokulmalıdır.

Bu sağlanana kadar “sürü bağışıklığı” gibi maceralardan uzak durulmalıdır. Başta salgına en açık konumdaki işçiler, emekçiler, küçük esnaf gibi toplu çalışma ve ulaşım ortamlarında bulunmak zorunda olan kesimler olmak üzere ihtiyaç sahipleri en etkin şekilde ekonomik olarak desteklenmelidir. Salgının bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarılması ancak daha çok test, daha çok aşı ve daha çok ekonomik destek ile mümkündür. Öncelik budur. Planlamalar bu yönde yapılmalı, kaynaklar bu yönde kullanılmalıdır. Tüm emek örgütlerini bu yaşamsal talepleri de kapsayan bir mücadele planını hayata geçirmeye çağırıyoruz.

Yorumlar kapalıdır.