Ortak sorunlarımıza karşı mücadeleleri birleştirelim!

140

İSİG’in yayımladığı rapora göre 2021 yılının ilk ayında en az 199 işçi yaşamını yitirdi. Bu korkunç tablo, işyerlerindeki ağır çalışma koşullarının ve iş güvenliği denetimlerinin yapılmamasının bir sonucu. Patronlar, hiçbir kurumun işyerlerini denetlememesinin verdiği rahatlıkla, sırf daha fazla para kazanmak için herhangi bir denetim ve güvenlik önlemi almıyor, işçileri ve emekçileri en zor koşullarda çalışmaya mahkûm ediyorlar.

Aynı para hırsı yüzünden ücretler de yoksulluk sınırının altında kalmış durumda. Enflasyonun oldukça yüksek olduğu, temel gıda maddelerine, doğalgaza, elektriğe, yaşamak için gereken en temel gereksinimlere sürekli zamların geldiği bir dönemde işçi ve emekçilerin çoğu sefalet düzeyinde ücretlere mahkûm ediliyor. Patronlar işçileri işsizlik ile korkutarak sefalet ücretlerini kabul ettirmeye çalışıyorlar.

Mücadeleler yaygınlaşıyor

Ancak birçok işyerinde işçi ve emekçiler, tüm tehditlere rağmen insanca bir yaşam için mücadele halindeler. Yaşadıkları sorunlara karşı bir araya gelen işçiler, alkışlı protestolardan iş yavaşlatmalara, direnişlerden grevlere birçok yöntemi kullanarak mücadele ediyorlar.

Ekmekçioğlu, Sinbo, Migros, Atlasglobal, PTT, Yasin Kaplan Halı, Koza Halı, Özak Tekstil, Systemair HSK, Şişe Cam, İzmir Valiliği, Güven Boya, Nak Kargo, CPS Otomotiv gibi çeşitli işyerleri protestoların ve direnişlerin gerçekleştiği yerlerden birkaçı. Bazı işyerlerinde kazanımlar oldu ancak birçok işyerinde patronlar, işçileri pandemiye rağmen ücretsiz izne çıkarttı ya da Kod-29 ile işten attı.

Özellikle sendikalaşma mücadelesine karşı kullanılan bu taktik ile işçi ve emekçiler ömür boyu işsizliğe ve kelimenin tam anlamıyla açlığa mahkûm ediliyorlar. Patronlar, PTT ve Bakırköy Belediyesi’nde olduğu gibi işçilere sendikadan istifa etmeleri için baskı yapıyorlar ya da Ekmekçioğulları’nda olduğu gibi sendikal yetkiyi tanımayarak sendikalı işçileri işten çıkarma yolunu seçiyorlar ve işyerlerinde güçlü bir mücadele hattına izin vermemek için tüm güçlerini kullanıyorlar.

Sendikalı işyerlerinde de sorunlar otomatik olarak çözülmüş olmuyor. Baldur Süspansiyon, Kadıköy Belediyesi, Maltepe Belediyesi, Ataşehir Belediyesi, Kartal Belediyesi gibi işyerlerinde, sendikalar ile patronlar arasında anlaşma sağlanamaması sonrası işçiler grev kararı aldılar. Greve çıkmaya hazırlanan ve çıkan birçok işyerinde patronlar başka işçileri işe alarak ya da kamuoyuna yanlış bilgiler vererek grevleri kırmaya ve yalnızlaştırmaya gayret ediyorlar.

Baldur’da, patronun grev kırıcı taktiklerine karşı, grevdeki işçilerin yerine işçi alınamayacağına dair hukuki bir zafer kazanıldı, ancak işçilerin mücadelesi yalnız patronla sınırlı değil; kaymakam grev çadırını yıkma tehdidi ile soğuktan korunmak için örtülen brandaları söktürerek bu mücadelede patronların safında yer aldığını gösterdi. Kadıköy Belediyesi’nde yaşanan grevde de işçilerin taleplerine kulak vermeyen sendika bürokrasinin yaptıkları, mücadele eden tüm işçi ve emekçilere karşılarında yalnızca patronların olmadığını bir kez daha gösterdi.

Ülkenin dört bir yanında olan grev ve direnişlerde talepler aynı; insan onuruna yaraşır ücretler ve çalışma koşulları! Aynı talepler için ayrı ayrı mücadele eden işçiler ve emekçilerin mücadeleleri birleştirmesi, patronların ve onların yanında yer alan tüm kurumların saldırılarına karşı durmayı ve işçilerin taleplerinin kabul edilmesini sağlayacaktır. İşçi sınıfı, insan onuruna yaraşır bir yaşamı birlikte mücadele ederek kazanacaktır.   

Yorumlar kapalıdır.