Bel Karper grevi: Yavuz hırsız, ev sahibini bastırmanın peşinde

133

Tekgıda-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu ancak patronun, işçilerin en temel ve anayasal hakkı olan sendikalı çalışma ve toplu iş sözleşmesi haklarını tanımadığı Fransız şirketi Bel Karper’de grev, bu yazı yazılırken (30.09.2021) 137. gününde.

20 yılı aşkındır sendikal mücadelenin verildiği fabrikada, bu uzun soluklu çaba işçileri yıldırmadığı gibi tersine daha da kenetlemiş durumda. Ancak öte yandan, emekçilerin kararlı duruşu nedeniyle köşeye sıkışmış olan patron ise kendi sınıf kardeşlerinden ve emekçileri güvencesiz, insan onuruna yaraşmayan koşullarda çalışmaya mahkûm eden rejimden ve onun kolluk güçlerinden destek alıyor.

Öyle bir rejim ki, kendisini üzerine inşa ettiği anayasayı dahi uygulamayıp en temel hakkı için greve giden emekçilerin karşısında konum alıyor. Sorunlarının çözümü için geçtiğimiz hafta Tekirdağ valiliğine giden Bel Karper ve yine Tekgıda-İş Sendikası’nda örgütlenip greve çıkan Adkotürk işçilerinin üzerine “süpür çevik” emriyle kolluk güçlerini salıp, onları gözaltına alıyor.

Krizi yaratanlar ve ondan beslenmeye çalışanlar hakkını arayanı ezmeye çalışıyor.

Yavuz hırsız, ev sahibini bastırmanın peşinde!

Pandemi, ekonomik kriz, baskılar, sosyal çöküş, hayat pahalılığı ve daha nicesi. İşte tüm bu sorunlar işçi sınıfı için güvenceli bir iş ve insan onuruna yaraşır bir yaşam talebini çok daha acil bir hale getiriyor.

Bu acil talep ve onun uğruna sürdürülen mücadele o kadar sınıfsal ki, karşısında, patronları ve bu düzeni işleten valiyi, kaymakamı, İŞKUR temsilcisini, kolluk güçlerini, yani rejimi örgütlü bir şekilde buluyor.

Ama Bel Karper işçileri hakkı olanı alana kadar mücadelesini sürdürmekte kararlı. İşçi Demokrasisi Partisi (İDP) olarak gerçekleştirdiğimiz ziyaret sırasında grevdeki bir Bel Karper işçisi işte bunları söylüyor: “Başlangıçta çok önemli bir şey yaptığımızı düşünmüyordum. Ama grev ilerledikçe bir yandan diğer sınıf kardeşlerimden ve sınıf örgütlerinden gelen desteği gördüm. Öte yandan patronun, diğer patronların ve düzenin bizleri yıldırmak için baskılarını. Ve zaman geçtikçe anladım ki burada büyük bir şey, önemli bir şey yapıyoruz. Bu bizi motive ediyor ama aynı zamanda omzumuzdaki sorumluluğu da artırıyor.”

Ve biz emekçilere ve emek dostlarına düşen de bu sorumluluğu onlarla paylaşmak. Bel Karper grevinin kazanımla sonuçlanması yalnızca fabrikadaki işçilerin değil, aynı talepler uğruna mücadele eden diğer emekçilerin ve genel olarak tüm işçi sınıfının bir kazanımı olacak.

Patronlar ve sermaye düzeni bir olup elimizdeki her şeye göz koymuşken, biz emekçilerin de birleşik bir mücadele örmekten başka seçeneğimiz yok. Bel Karper grevi de bu birliği örmenin önemli adımlarından bir tanesi.

Yorumlar kapalıdır.