Minneapolis: ICE öldürmeye devam ediyor ve başarılı genel grevin ardından protestolar büyüyor
23 Ocak Cuma günü Minneapolis’te tarihsel nitelikte kitlesel bir seferberlik ve güçlü bir genel grev gerçekleştirildi. Grev, kentteki çeşitli sendikal ve toplumsal örgütler tarafından, 11 Ocak’ta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Servisi (ICE) ajanları tarafından Renee Nicole Good’un öldürülmesine karşı ve şehirdeki göçmen avının sona erdirilmesi talebiyle günler öncesinden çağrılmıştı. Good’un öldürülmesinin ardından, çeşitli şehirlerde her gün büyük seferberlikler gerçekleşti ve baskı güçleriyle çatışmalar yaşandı.
Grev çağrısı onlarca örgüt tarafından sahiplenildi ve 23 Ocak’ta Minneapolis adeta felç olarak uyandı. Son yılların en soğuk gününde, sıcaklıkların yaklaşık -20°C olduğu koşullarda, 50 binden fazla kişinin katıldığı kitlesel bir yürüyüş kentin sokaklarını doldurdu. Bu seferberlikler diğer şehirlerde de tekrarlandı ve Trump’ın ikinci döneminin başlamasından bu yana otoriterliğe, baskıya ve Trump’ın kemer sıkma politikalarına karşı mücadele etmek üzere çeşitli örgütleri bir araya getiren 50501 Hareketi tarafından da desteklendi. Bu hareket, ABD genelinde kitlesel eylemler örgütlüyor.
Bu seferberlik, Trump’ın her yıl bir milyon kişiyi hedeflediği kitlesel sınır dışı etme operasyonlarına karşı 2025 yılında Kaliforniya’nın çeşitli şehirlerinde patlak veren halk ayaklanmalarından bu yana gerçekleşen en büyük protestodur. Trump ve ICE ajanlarının işlediği, işkence, cinayet ve cinsel saldırıları da içeren suçlar büyük bir öfke yaratmıştır.
İkiz Şehirler olarak anılan Minneapolis ve Saint Paul’da, ICE müdahalelerini önceden karşılamak için yerel bağımsız devriyeler oluşturuldu ve hükümetin baskıcı şiddetiyle tehdit edilen göçmen nüfusla güçlü bir dayanışma örülmesini sağlayan yoğun bir örgütlenme süreci gelişti. Grevin hayata geçirilmesi için, alışveriş merkezleri içinde dükkânların kapatılması çağrısı yapan büyük yürüyüşler ve planlanan uçuşların durdurulmasını sağlamak amacıyla yerel havalimanında gerçekleştirilen büyük bir müdahale gibi çeşitli inisiyatifler hayata geçirildi. Bu eylem sırasında yaklaşık yüz kişi gözaltına alındı. Öğleden sonra, örneğin New York’ta olağanüstü hâl ilan edilmesine yol açan dondurucu hava koşullarına meydan okunarak, farklı kollar kent merkezine doğru yürüyerek Renee Good ve öldürülen herkes için adalet, ICE’ın dağıtılması, baskınların sona erdirilmesi ve Trump’ın Gazze’deki soykırımı sürdürme politikasına, Venezuela’ya yönelik saldırılarına ve Grönland üzerindeki tehditlerine açık bir karşı çıkış talep eden pankartlar taşıdı.
Mücadele büyürken ICE ve Federal Ajanlar öldürmeye devam ediyor
Başarılı grev ve büyük seferberliklerin ardından, Minneapolis’te devriye gezen federal ajanlar yeni bir cinayet işledi. 24 Ocak Cumartesi öğleden sonra, bir grup federal ajan 37 yaşındaki sağlık çalışanı Alex Pretti’yi silahla vurarak öldürdü. Yine her şey cep telefonlarıyla kaydedildi ve görüntüler hızla kamuoyuna yansıyarak yaygın bir öfkeyi tetikledi.
Trump hükümeti, Good ve Pretti’nin infazlarını, onların “terörist” olduklarını öne sürerek meşrulaştırmaya çalıştı. Oysa her ikisi de şiddet içermeyen protestolara katılırken ve ICE’ın faaliyetlerini kayda alırken öldürüldü. Daha önce antifaşizmi (AntiFa) bir “terör örgütü” olarak sınıflandırmış olan ve bu paranoyak tarzında ısrar eden Trump, bu kez, her ikisi de Demokrat Partili liberal siyasetçiler olmasına rağmen, Minnesota Valisi ile Minneapolis Belediye Başkanı’nı sözde bir “isyanı” yönetmekle suçlamıştır.
Trump’ın ikinci yönetimi sırasında ICE gözetimi altında 37 kişi hayatını kaybetti. Trump yalnızca ICE ve Ulusal Muhafız ajanlarının cezasızlığını garanti altına almakla kalmıyor, aynı zamanda onların canice eylemlerini “vatanseverlik” olarak yüceltiyor ve kuruma rekor bütçeler ayırıyor.
Temsilciler Meclisi, 22 Ocak’ta, 7 Demokratın da oyuyla, Ulusal Güvenlik Yasası tasarısını ve ICE’a yönelik yeni bir finansman paketini kabul ederek, eşi benzeri görülmemiş bir baskı aygıtının daha da güçlendirilmesini onayladı. Bu sırada, büyük seferberlikler ICE’ın dağıtılmasını ve mahallelerden derhal çekilmesini talep ediyor. 17 Şubat için, Kongre’ye yönelik yeni bir eylem, “Ulusal Doğrudan Eylem Günü” kapsamında hazırlanıyor. Sağlık sendikaları ise baskıya karşı olası grev önlemlerini tartışmaya başlarken, New York’taki büyük özel hastanelerde tarihsel bir grevi sürdürüyorlar.
İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE) olarak, devam eden seferberliklerle dayanışma içindeyiz ve öldürülen kişiler ve aktivistler için adalet talep ediyoruz. Tutuklu göçmenler serbest bırakılmalı ve kitlesel sınır dışı etmeler sona erdirilmelidir. ICE’ın dağıtılması ve Federal Güçlerin emekçi mahallelerinden derhal çekilmesi talebini destekliyoruz.
Yorumlar kapalıdır.