Lgbti+ düşmanı yasalara geçit vermeyeceğiz!

2025’i Aile Yılı ilan eden rejim, “üç çocuk” politikalarıyla kadınları eve hapsedip iş hayatında kadınlara yalnızca ucuz işgücü için yer açıyor. Bir yandan da lgbti+ları “aileye bir tehdit” oldukları gerekçesiyle kriminalize etmeye ve lgbti+ düşmanı saldırılarını sürdürmeye devam ediyor.

11. Yargı Paketi ile transların cinsiyet uyum süreçlerinin önüne türlü engeller koyulmaya, eşcinsellerin nişan ve merasim töreni düzenlemesi yasaklanmaya çalışılmıştı. Tasarıdaki bu maddeler sonrasında yargı paketinden çıkarılsa da transların hormon ilaçlarına erişimine getirilen zorluklarla yasa fiili olarak uygulamaya geçirildi.

Sincan Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu bulunan trans erkek Poyraz hapishanedeki insanlık dışı koşullar yüzünden ölüme sürüklenirken iktidar, hapishanelerdeki işkencelerin son bulması ve uygun koşulların sağlanması için çalışmak bir yana lgbti+ sanatçılara açtığı “müstehcenlik” davalarıyla, lgbti+ fenomenlere yönelik tutuklama kararlarıyla; kriminalize edilerek, toplumdan dışlanarak ölüme sürüklenen her lgbti+nın cinayetinde sorumluluğu olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Ne trans kadın Mükremin Gezgin’in erkek koğuşuna sevk edilmesi ne de fenomen Murat Övüç için hazırlanan iddianamede kullanılan “kadınsı hareketler sergileyen ve kendisini gay olarak tanımlayan şüpheli” ifadesi birer tesadüf! Bunlar en az TRT’nin dijital platformunda yayına giren nefret “belgeseli” kadar üzerine düşünülmüş ve hazırlanmış, sistematik nefret suçları. Mevzubahis belgeselde de altı çizildiği gibi “üreyemeyen”, “neslin devamını getiremeyen” ve onların çizdiği aile sınırlarının dışarısında kalan her unsur, devlet tarafından ortadan kaldırılması gereken bir tehdit olarak görülüyor.

Bu ortadan kaldırma politikası için alınan en son aksiyon ise gündemdeki yeni yasa tasarısı. İktidara olan yakınlığı ile bilinen Türkiye Gazetesi’nde yayımlanan habere göre “Türkiye’de aile yapısını hedef alan başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere, sapkın akımlara karşı hem Medeni Kanunda hem de Türk Ceza Kanununda değişikliğe gidilmesi planlanıyor.” 11. Yargı Paketi’nden çıkartılan nefret maddelerinin yeniden gündeme getirilmesinin planlandığından bahseden habere göre ayrıca artık cinsiyet uyum sürecine başlamak için mahkemece verilmesi gereken izin yalnızca kişi 25 yaşını doldurmuşsa ve evli değilse verilebilecek. Belirlenen koşullara aykırı bir şekilde sürece giren kişiler ise üçten yedi yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak. Ayrıca yasa tasarısına göre doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişiler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

Daha önce torba yasalarla sunduğunuz nefret politikalarına karşı olduğu gibi bu sefer de söylüyoruz: Ne cinsiyetlere atanan rolleri ne genel ahlak ve kutsal aile diyerek dayatılan sınırları kabul ediyoruz. Kamusal alanın dışına iterek veya binbir safsata suçlamayla içeri tıkarak varlığımızı yok edemezsiniz. Buradayız, gitmiyoruz. Ne kimliğimizden, ne bedenimizden ne de hayatlarımızdan vazgeçiyoruz.

Yorumlar kapalıdır.