Köprü ve otoyolları ne yapmalı?
AKP satmalı dese de bugün Türkiye’de aklı başında hiç kimse özelleştirmeleri savunamıyor. Bugün Ali Babacan dahi, geçmişte kendi yaptığı özelleştirmelerin arkasında duramıyor.
Özelleştirmelerin yarattığı yıkım saymakla bitmez. Emekçilerin vergisi ile kurulan kuruluşlar üç kuruşa ultra zenginlere peşkeş çekilir, sendikasızlık-güvencesizlik artar, amaç kâr etmek olduğu için bakımı onarımı yapılmaz, sonunda kurumun posasını çıkaran sermaye Türk Telekom örneğinde olduğu gibi kaçıp gidebilir… Yine de “Neden özelleştirmelere hayır diyoruz?” diye daha ayrıntılı düşünen varsa Oktay Benol’ün yıllar önce yazdığı aynı başlıklı yazıya bakabilir.
Gazetemizin sayfalarında uzunca bir zamandır köprü ve otoyolların ülkede kalan son kamu yatırımları olduğunu ve açgözlü burjuvazinin buraya gözünü diktiğini yazıyorduk. Son olarak geçtiğimiz ekim ayında açıklanan Orta Vadeli Planı incelerken bu konuya değinmiştik. Hepimizin işçi düşmanı içeriği ile tanıdığı OVP, 2026 yılı özelleştirme hedefini 30’dan 185 milyar liraya çıkararak gerçek niyetini açığa vurmuştu. Tepkiler sonrasında Şimşek “Özelleştirme yok, işletme devri” var dese de gelişmeleri (5 Şubat’ta) ABD’li yayın kuruluşu Bloomberg’den öğrendik. Ernst & Young (EY) adlı şirketin köprü ve otoyol özelleştirmesi için fizibilite çalışmalarında yetkilendirildiğini duyduk.
Peki kimsenin arkasında duramadığı bu özelleştirmeyi AKP niçin istiyor? Hem de seçim öncesinde? Cevap basit: AKP iktidara geldiğinden beri başarılı olduğu tek şeyde hâlâ işinin ehli olduğunu Mehmet Şimşek mahareti ile göstermek istiyor: işçi emekçiyi yoksullaştırırken ultra zenginleri daha da zengin etmek! İşte AKP’nin orta ve uzun vadedeki tek vaadi bu.
Köprü ve otoyolların özelleşmesi demek, tüm ulaşım masrafının artması ile zaten çoğunluğu açlık ya da yoksulluk sınırının altında yaşayan emekçilerin temel ihtiyaçlarının A’dan Z’ye pahalılaşması demek olacak. Yine bir sendikasızlaşma-daha derin bir taşeronlaşma furyası başlayacak.
Peki başlıktaki sorumuza geri dönelim. Köprü ve otoyolları ne yapmalı?
CHP “sattırmayacağız” diyor. Özelleştirmenin karşısındaki her mücadele elbette ki önemli ve küçümsenmemeli. Hatta başta Yol-İş olmak üzere sendikaların çağrıcısı olduğu eylemlerle özelleştirme karşıtı birleşik bir hareketin yeniden örülmesi acil bir ihtiyaç. Ancak artık yaramız çok derin. Sadece elimizdekini savunmak yetmez, yaralarımızı da sarmak gerekiyor. Önce satış planının durdurulması, sonra köprü ve otoyolların emekçiler tarafından ücretsiz kullanılması için demokratik bir planlama ile yönetilmesi, sonra da bugüne değin özelleştirilen tüm kurumların tazminatsız yeniden kamulaştırılması gerekiyor.
Patronlar AKP’den yeterince fayda sağladı. Bizim yarattığımız kaynakların tamamı patronlara aktarıldı. İçinde bulunduğumuz sefaletten çıkış için eldekinin savunusunun ötesine geçip bizden alınanı geri kazanmak da işçi denetiminde kamulaştırmalarla emekçiler için bir planlama yapmaktan geçiyor.
Yorumlar kapalıdır.